İzmir’in Buca ilçesinde, tapuda “kadın sığınma evi ve arsası” olarak kayıtlı olan bir taşınmazın imar plan statüsünün “belediye hizmet alanı”ndan “özel sosyal tesis alanı”na dönüştürülmesi önerisi, 6 Ağustos 2025’te yapılacak olan Belediye Meclisi toplantısının gündemine taşındı. Bu gelişme, açılmamış bir kadın sığınma evinin varlığını sürdürülemez hale getiriyor.
Kadın örgütlerinden plan değişikliğine tepki
Buca’da kurulması planlanan bu sığınma evi henüz faaliyete geçmemiş durumda. Kadın örgütleri, plan değişikliğinin kadınların güvenli barınma hakkını zedeleyebileceği görüşünde. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir temsilcisi Tülin Osmanoğlu, mevcut sığınma evlerinin yetersizliğine işaret ederek yeni açılacak evin “gözden çıkarıldığına” dair eleştirilerde bulundu.
İzmir Kadın Dayanışma Derneği’nden Gülseren Demir, tapu kaydında “kadın sığınma evi” olarak belirtilen alanın kamu sorumluluğu kapsamında korunması gerektiğini vurguladı.

Görsel Kaynağı: egedesonsoz.com
“Gizlilik ilkesiyle yürütülmeli”
5393 sayılı Belediye Kanunu ile 6284 sayılı Kanun kapsamında yerel yönetimlerin kadına yönelik şiddetle mücadele çerçevesinde bu tür tesisleri işletme yükümlülüğü taşıdığını hatırlattı. Gülseren Demir ayrıca sığınma evlerinin güvenlik ve mahremiyet açısından belli bir gizlilik düzeyinde işletilmesi gerektiğini belirtti. Yer ve yapıların açık biçimde tanımlanmasının, başvuru yapan kadınların güvenliğini riske atabileceğini, bu nedenle süreçlerin dikkatle ve gizlilik ilkesiyle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de kadın sığınma evleri
Ülke genelinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kadın konukevlerinin sayısı halen planlanandan geride. Bakanlık, 2025 yılında 169 konukevi hedeflemişken bu sayı henüz 164 olarak kaydedilmiş durumda. Ülke genelinde, ortalama 22.945 kişiye yalnızca bir yatak düşüyor. Bu veriler, Türkiye’de sığınma evlerinin hem sayısal hem de nitelik açısından ciddi ölçüde eksik olduğunu ortaya koyuyor.

Görsel Kaynağı: karar.com
Bu tabloya rağmen, birçok şehirde açılması planlanan yeni merkezler ya bürokratik engellere takılıyor ya da yerel yönetimlerin öncelik sıralamasında geri planda kalıyor. Uzmanlar, mevcut kapasitenin sadece şiddete maruz kalan kadınların değil; çocukların, yaşlıların ve özel ihtiyaç gruplarının da ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu belirtiyor. Kadına yönelik şiddetle mücadelenin etkili olabilmesi için yalnızca sayısal artış değil; nitelikli hizmet sunumu, uzman personel ve erişilebilirlik gibi kriterlerin de göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Kaynak:
Görsel kaynak: aa.com.tr















