Dönüşüm sadece kadınları özgürleştirmez, erkekleri de dar kalıplarından kurtarır.
Feminizm çoğu zaman yalnızca kadınların hak mücadelesi olarak tanımlanır. Oysa bu dar tanım, kavramın toplumsal dönüştürücü gücünü gözlerden kaçırır. Feminizm; en temelde, hayatın her alanına sinmiş eşitsizlik biçimlerini görünür kılmak ve bu eşitsizlikleri dönüştürme çabasıdır.
Dünya Ekonomik Forumu‘nun 2024 Küresel Cinsiyet Açığı Raporuna göre, mevcut ilerleme hızıyla tam cinsiyet eşitliğine ancak 134 yıl sonra ulaşılabilecektir. Bu istatistik, feminizmi bir “tercih”değil, toplumsal bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır.

Görünmez sorumluluk, görünen eşitsizlik
Gündelik hayatın en sıradan anları bile toplumsal cinsiyet rollerinin derin izlerini taşır. Ev içi emeğin çoğunlukla kadınların sorumluluğu olarak kabul edilmesi, çalışan kadınların hâlâ daha fazla kendini kanıtlama baskısı hissetmesi, kamusal alanda kadınların güvenlik kaygısıyla hareket etmek zorunda kalması,bunlar tesadüfi değildir.
ILO verilerine göre, kadınlar ücretsiz bakım emeğine (ev işi, çocuk ve yaşlı bakımı) erkeklerden üç kattan daha fazla zaman ayırıyor. Daha tehlikelisi, bu fark 210 yıl hızında kapatılmakta yani mevcut ilerleme temposu ile değişim yaklaşık iki asır beklemek demektir. 2023 itibarıyla dünya genelinde 708 milyon kadın, yalnızca bakım sorumlulukları nedeniyle işgücüne katılamadığı halde, bu sayı erkekler için sadece 40 milyondur.
Ekonomik yaşamda da eşitsizlik açıkça görülmektedir
2023’te OECD ülkelerinde tam zamanlı çalışan bir kadın, tam zamanlı çalışan bir erkekten ortalama yüzde 11 daha az kazanmaktadır. Ancak bu sayı, asıl sorunun yüzeyini bile temsil etmez.

Sorun sadece sayılar değil, zihniyet!
Toplumsal cinsiyet rolleri, yalnızca istatistiklere yansımaz, kültürel kodlarda da yaşar. Bir kız çocuğunun uslu, sessiz ve fedakâr olmaya yönlendirilmesi, erkek çocuklarına ise güç ve kontrolün vurgulanması, bu kalıpların nesilden nesile aktarılması sürüyor.
Tam da bu noktada annelerin ve kadınların erkek çocuk yetiştirirken bilinçsiz yaptıkları seçimler ortaya çıkıyor.
Erkek çocuk büyütürken yapılan gözden kaçan yanlışlıklar
Duygusal baskı ve izolasyon
Anneler kız çocuklarının ağlamasını veya duygularını ifade etmesini doğal karşılarken, erkek çocuklarına sık sık farkında olmadan “Erkekler ağlamaz!”, “Güçlü olmalısın!”, “Duygularını gösterme!” mesajları verirler.
Bu pedagojik seçim, erkekleri duygusal ifade ve paylaşımdan uzaklaştırır. Araştırmalar, Amerika’da erkeklerin intihar oranının kadınlardan 3.5 kat daha yüksek olduğunu, ve bu oranın çoğunlukla duygusal bastırma ve yardım istemeyi zayıflık olarak gören kültürel normlara bağlı olduğunu göstermektedir.
Ev İçi Emeğin Cinsiyetlendirilmesi
Evde kız çocuklarından sofra kurulması, yemek pişirmesi ve temizlik yapması beklenen bir sorumluluk haline getirilirken, erkek çocuklarına hizmet edilen konumu tanımlanırsa, sonuç neredeyse garantilidir.Yetişkin erkekler, ev işlerini “kadın işi” olarak görür ve bunlardan kendilerini muaf tutarlar. OECD araştırmaları, erkeklerin ev işlerine kadınlardan ortalama 6 saat 25 dakika daha az zaman harcadığını göstermektedir.
Şiddeti meşru kılma
Erkek çocuklarının saldırgan tavırları “Erkektir, yapar” veya “Kendini koruyor” denilerek görmezden gelinirse, bunu normalleştirmek tehlikelidir. Çünkü bu, geleceğin toksik maskülenliğini inşa etmektir. Hegemonic masculinity çalışmaları, toplumsal erkeklik normlarının erkeklerde uygunsuz öfke ifadesi, şiddet eğilimi ve yardım isteme konusunda isteksizlik artırdığını ortaya koymaktadır.

Peki ne yapılabilir?
Feminist perspektif, sorunu sorumlu kimin olduğunu belirlemeyi değil, sorunu nasıl çözeceğimizi görmektir. Dönüşüm için somut adımlar:
- Ev İçinde Eşit Sorumluluk Dağılımı. Erkek çocuklara erken yaşta bireysel yetkinlik (kendi yemeğini hazırlama, odasını toplama) ve başkasına bakım verme (kardeş veya evcil hayvan bakımı) sorumluluğu verilmesi, sadece pratik beceri değil, aynı zamanda ev işlerine karşı tutumu dönüştürür. İzlanda’da, eşit babalık izni uygulandıktan sonra erkeklerin parental leave kullanım oranı yüzde 3’ten yüzde 45’e çıkmıştır bu, kültürel değişimin mümkün olduğunu gösterir.
- Duygusal Okuryazarlık Eğitimi. Erkek çocuklarına, üzüntü, korku ve hayal kırıklığı gibi duygularını şiddete veya içe kapalanmaya başvurmadan ifade etme alanı açılması. Bu, sadece mental sağlık için değil, aynı zamanda ilişkilerde ve toplumsal barış için kritiktir.
- Toplumsal Mesaj Değişikliği. Eğitimde ve medyada “kadın işi/erkek işi” ayrımı yerine “insan odaklı yetkinlik” vurgulanmalıdır. Erkek çocuğunun öğretmen, hemşire veya aşçı olması, kız çocuğunun mühendis veya cerrah olması bunlar sadece seçenekler değil, normalleştirilmiş seçenekler olmalıdır.
- Politika Desteği. Uygun fiyatlı, erişilebilir çocuk bakım hizmetleri sağlanması. Sadece anneler için değil, babalar için de ruh sağlığı hizmetlerine erişim kolaylaştırılması. Eğitim müfredat programlarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin bilgiler yer alması.
Erkeklerin serbest bırakılması feminizmin vizyonudur
Feminizm, sadece “kadınlar için” değildir. Toplumsal cinsiyet normları, erkekleri de kısıtlar, onları duygusal bir hapishaneye hapseder. High traditional masculinity (HTM) ile özdeşleştirilen erkeklerin intihar riski, diğer erkeklerden 2.4 kat daha yüksektir.
Erkek çocuklarını ayrıcalıklı değil eş olarak yetiştiren kadınlar, kendilerine duygularıyla barışık ve ilişkilerinde güvenilir yaşama izni veren erkekler arttıkça, o 134 yıllık boşluk çok daha hızlı kapanacaktır.

Alışılmışı sorgulamaya cesaret etmeliyiz
Feminizmin gerçek gücü burada yatıyor: Tarih boyunca doğal kabul edilen, sorgulanmayan pratikleri sorgulanması gereken uygulamalar olarak görmek… Bir çocuğun duygularını bastırmanın iyi eğitim değil, travma olduğunu görmek. Ev işlerini cinsiyete dayalı olarak dağıtmanın gelenek değil, eşitsizlik olduğunu görmek.
Yani dönüşüm evde başlıyor. Her “Erkekler ağlamaz!” sözünü “Hissettiğini paylaş!” ile değiştirenin, her sofra işini ortaklaştıranın, her “sen de bunu yapabilirsin”diyen ebeveynin, toplumsal eşitliğe katkı yaptığını bilmesi gerekir.
Feminizme ihtiyaç duymamak, toplumsal eşitsizliklerin varlığını görmezden gelmek anlamına gelir. Oysa bugün, milyonlarca kişi sadece cinsiyet nedeniyle sınırlandırılmış bir yaşam yaşamaktadır.
Peki ya siz, bugün hangi alışılmış kalıbı sorgulamaya hazırsınız?
Kaynakça:
World Economic Forum (WEF), Global Gender Gap Report 2024, June 2024.
Organization (ILO), Care Work and Care Jobs for the Future of Decent Work, 2018. International Labour
Organization (ILO), The Impact of Care Responsibilities on Women’s Labour Force Participation, Statistical Brief, November 2024.
OECD, Gender Gaps in Paid and Unpaid Work Persist, Policy Brief, 2025.
Coleman, D. et al., (2020). Association of High Traditional Masculinity and Risk of Suicide Death: Secondary Analysis of the Add Health Study, JAMA Psychiatry. PMC7042936.
River, J. et al. (2021). Masculinities, Emotions and Men’s Suicide, Sociology of Health & Illness, 43(4):910-927.
Cleary, A., Griffith, D., Oliffe, J. L., & Rice, S. M. (2023). Editorial: Men, mental health, and suicide. Frontiers in Psychiatry.
WHO & ILO, Global Sectoral Gender Pay Gap Report, Joint Report, 2023.












