Yazar: 1:14 pm Toplumsal Cinsiyet Sözlüğü

Anti-Feminizm: Eşitlikten korkanların tarihi

Anti-Feminizm kavramına dair

Anti-feminizm, en basit haliyle, feminist hareketin amaçlarına ve kadınların eşitlik taleplerine karşı geliştirilen toplumsal, siyasal ve kültürel tepkileri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Bu tepki çoğu zaman kadınların kamusal alana katılımını, özgürleşmesini ve haklarını genişletmesini tehdit olarak gören kesimlerden gelir. 

Bugün sosyal medyada sıkça duyuyoruz: “Feministlere artık gerek yok, eşitlik zaten var.” Aslında bu cümlenin hiç de yeni olmadığını bilsek belki daha az şaşırırız. Çünkü tarih bize gösteriyor ki, feminizm ne zaman güçlense hemen ardından bir karşı hareket ortaya çıkıyor: Anti-feminizm. Yani kadınların hak talebi ne kadar köklü ise, ona duyulan tepki de o kadar eski.

Kadınların hak arayışına müdahale

Tarihsel olarak 19. yüzyılda kadınların oy hakkı mücadelesi sırasında “anti-suffrage” dernekleriyle kurumsallaşan anti-feminizm, kadınların eğitim, siyaset ve iş yaşamına dahil olmasını aile düzenine, toplumsal ahlaka veya geleneksel değerlere aykırı göstermek üzerinden şekillendi. 20. yüzyılda ikinci dalga feminizmle birlikte, bu kez kadınların işgücündeki varlığına ve toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamalarına karşı bir reaksiyon olarak güç kazandı. Dolayısıyla anti-feminizm, yalnızca feminist hareketin karşısında duran bir tavır değil; aynı zamanda eşitlik taleplerine karşı ataerkil yapıyı savunan tarihsel bir ideolojidir.

Görsel Kaynağı: ehne.fr

Kadınlar oy hakkı, eğitim hakkı ve çalışma hakkı için meydanlara çıktığında, karşılarına çıkan en güçlü slogan şuydu: “Kadının yeri evidir.” O dönemde kurulan anti-suffrage dernekleri, kadınların siyasete girmesi halinde ailenin çökeceğini iddia ediyordu. Ve tabi o gün korkulan şey olmadı; aile kurumu yıkılmadı, toplum da çökmedi. Ama kadınlar oy hakkını kazandı, eğitime girdi ve eşit yurttaşlık yönünde büyük adımlar attı.

20. yüzyılın ortalarında feminist hareket ikinci dalgasını yaşarken, anti feminizm yeniden ortaya çıktı. Kadınların iş hayatında var olması, evdeki geleneksel rollerini sorgulaması, toplumsal düzen için tehdit sayıldı. ABD’de Phyllis Schlafly’nin başını çektiği kampanyalar, kadınlara eşit haklar verilirse onların ayrıcalıklarını kaybedeceğini öne sürdü. Yani eşitlik, kadınlara zarar verecekmiş gibi sunuldu. Günümüzden bakıldığında akıl dışı görünse de o dönemde milyonlarca kişiyi peşinden sürükledi.

Phyllis Schlafly

Görsel Kaynağı: daily.jstor.org

Eşitliğe karşı sistem

Bugün ise aynı tartışmalar farklı kelimelerle karşımıza çıkıyor. Sosyal medya platformlarında dolaşan “feministler erkeklerden nefret ediyor”, “artık eşitlik sağlandı” gibi sloganlar aslında 100 yıl önceki argümanların modern versiyonundan ibaret. #WomenAgainstFeminism gibi kampanyalar da bazı kadınların feminizme mesafe koymasını bir kimlik haline getiriyor. Ancak ortak noktaları hep aynı: Kadınların yaşadığı sorunları küçümsemek ve taleplerine müdahale etmek. Oysa kadınlar hâlâ aynı işi yaparken daha az ücret alıyor. Ev içi emek büyük ölçüde kadınların sırtına yüklenmiş durumda. Cinsel taciz ve şiddet vakaları azalmış değil. Bunları görmezden gelip “eşitlik zaten var” demek, gerçekleri inkâr etmekten başka bir şey değil. İşte anti feminizmin en büyük açmazı burada: Gerçek sorunlara cevap üretmek yerine, feministleri susturmayı hedefliyor; artık işlemeyen eski sistemi değiştirmek yerine hak arayan kadınları suçluyor.

Anti-feminist söylemler, aslında kadınların güçlenmesinden değil; mevcut ayrıcalıkların kaybolmasından duyulan kaygıdan besleniyor. Bu yüzden anti feminizm, her dönemde “düzeni koruma” adı altında eşitsizliği korumaya çalışıyor. Oysa toplumsal düzen, kadınların özgürlüğüyle zayıflamaz; tam tersine, daha adil ve daha sağlam bir temel kazanır. Aslında anti-feminizmin varlığı bile feminizmin gerekliliğinin kanıtı. Çünkü kadınların eşitlik mücadelesi gerçekten tamamlanmış olsaydı bu kadar sert bir karşı hareket doğmazdı.

Bugün hâlâ anti-feminist seslerin bu kadar yüksek çıkması, kadınların yolunun henüz bitmediğini gösteriyor. Ve tarih şunu söylüyor: Anti-feminist hareketler hep aynı yerde sayarken, feminizm toplumu ileriye taşıyor. Kadınların oy hakkı için mücadele ederken karşılarına çıkan “aile yıkılır” korkusu gerçekleşmedi, bugünkü “feminizm gereksiz” iddiaları da gerçekleşmeyecek. Çünkü eşitlik talebi er ya da geç karşılığını buluyor.

Kaynakça


Huang, Q. (2023).
Anti-Feminism: Four strategies for the demonisation and expulsion of feminists. Feminist Media Studies, 23(6), 955–972.

Price, H. (2024). Anti-feminism as anti-establishment and emancipatory. Feminist Media Studies, 24(3), 451–467.

Wikipedia contributors. (n.d.). Antifeminism. In Wikipedia. Retrieved September 30, 2025

Wikipedia contributors. (n.d.). Anti-suffragism. In Wikipedia. Retrieved September 30, 2025

Wikipedia contributors. (n.d.). Women Against Feminism. In Wikipedia. Retrieved September 30, 2025

Kapak Görseli: eu.usatoday.com

Visited 104 times, 1 visit(s) today
Close