Yazar: 6:16 pm Köşe Yazıları

Vogue kimi giydiriyor?

Yeni bir yüz… Ama gerçek değil

Guess’in yeni modeli, ilk kez Vogue’un sayfalarında yerini aldı. Kusursuz oranlar, pürüzsüz cilt, insanüstü simetri… Ama bu kadın aslında yok. Moda tarihinin en köklü dergilerinden biri, Ağustos sayısında aslında bedeni ve ismi olmayan bir kadını giydirdi. Bunu moda sektöründe teknolojik bir yenilik gibi yorumlayanlar olsa da, bu reklamı modanın sanat olmaktan kopuşunun göstergesi olarak algılayanlar çoğunlukta.

Guess mağazalarında yer alan yapay zekâ ile üretilmiş model kampanyası.

Görsel Kaynağı: ouispeakfashion.com

Modanın dili olarak Vogue

Vogue, 1892’de sosyete kadınlar arasında popüler olan bir “lifestyle” dergisi olarak doğdu. 20. Yüzyılda moda fotoğrafçılığını bir sanat formuna dönüştürdü. Anna Wintour’in yönetiminde popüler kültürle modayı harmanladı ve birçok kişiye göre de günümüz modasını inşa etti. Tüm bu dönemlerde ortak bir nokta vardı: modanın anlatı gücü.

John Berger’in Ways of Seeing’de söylediği gibi; bir görüntü yalnızca estetik değil, aynı zamanda bir hikâye taşır. Reklamlarla yıkanmamış şanslı bir aya denk geldiyseniz, herhangi bir markette veya bekleme salonundaki Vogue’u karıştırırken desenlerde, fotoğraflarda, renklerde ve ışıklarda kaybolabilirdiniz. Kumaşlar insanların üzerinde bir şeyler anlatmak için oradalardı; ancak bir AI üretimi çizimin bu göz kamaştıran sanat eserleri arasında yer alması, 130 yılda biriktirilen bunca hikâyenin öznelerinden uzaklaştırıldığını ve aslında özüne de yabancılaştığını gösteriyor.

Yapay zeka üretimi modeller gündemde

Görsel Kaynağı: gazeteoksijen.com

Mankenlik mesleği, 1800’lerin sonunda Charles Frederick Worth’un tasarımlarını tanıtmak için “canlı modeller” kullanmasıyla başladı. O günden beri mankenlerin yalnızca kıyafeti müşterisine gösteren, tanıtan bedenler olmadığını biliyorduk. Hatta Vogue gibi dergiler sayesinde o kıyafeti öyküsüyle izleyiciye sunan sanatçılara evrilişlerini izledik. Çeşitli dönemlerin çeşitli estetik anlayışlarının sembolleri hâline geldiler. 60’larda Twiggy’nin androjen görünümü ve kirpikleri, 90’larda Kate Moss’un uğraşılmamış görünümlü “heroic chic” adı verilen imajı… O zamanları düşündüğümüzde aklımızda canlanan; o dönemin politik, sosyal ve ekonomik atmosferini simgeleyen karelerdi. Bu unutamadığımız görüntüler aslında hem modayı hem de birçok toplumsal algıyı şekillendirdi. Naomi Wolf’un The Beauty Myth’te vurguladığı gibi, bu temsiller belki güzellik standartlarını yeniden üretti ama aynı zamanda dönemin ruhunu da görünür kıldı.

Mankenlik ve anlatıları

Mankenlik mesleği, biraz da kadınların giyecekleri kıyafetin kadınlar tarafından, fotoğraflar veya podyum yürüyüşleriyle kısa bir hikâyesinin anlatılmasıydı. Bu hikâyeleri Vouge’un sayfalarında geniş kitlelere anlatma şansına henüz yalnızca Avrupa-merkezci bir güzellik standardına tamamen uyan, genellikle beyaz ve ince vücutlu kadınlar sahip olabiliyorken, bu sayfaların çeşitlilik için değil, gerçekte var bile olmayan bir kadın için ayrılması modada belki uzun süre hatırlanacak bir dönüm noktasını gösteriyor. Bizler, dergi karıştırıcıları olarak “Kapsayıcı bir moda mümkün mü?” diye düşünürken; hayatımızda gördüğümüz yegâne güzellik standardının “Ne kadar beyazsın?” testinden aldığımız puanla ölçülmesine başkaldırmaya çalışırken; yeni seslere, yüzlere ve fikirlere kulakların kapatıldığı, “re-make”ler çağı 2020’lerden bıkmışken; kabul edilen tek yeniliğin de bizi dışlamasının kafa karışıklığını yaşıyoruz. Belki de içinde bulunduğumuz dönemin algılarını ve kadına ve “kendinden olmayan” herkese bakış açısını simgeliyor. Belki internet için internette var olabilmek, 2020’lerin neo-muhafazakarlığının kadınlara yansıyan yan etkilerinden sadece biri.

Seraphinne Vallora‘nın Guess’in reklam kampanyası için tasarladığı AI model

Görsel Kaynağı: bbc.com

Moda bize neler satıyor?

Bu noktada satılan şeyin artık kumaş ya da kıyafet değil, saf bir estetik imge olduğu açık. AI estetiği kültür ve gelenekle değil, basit bir matematik ile çalışıyor: istatistiksel olarak en çok beğenilecek yüz, en simetrik beden, en pürüzsüz cilt. Burada satılan şey artık yalnızca bir kıyafet değil; tamamen görsel olarak tüketilmek üzere tasarlanmış bir estetik paketi. Kumaşın dokusu, vücudun hareketi, hatta kıyafetin gündelik hayattaki karşılığı bile önemsizleşiyor. Burada moda, bedeni giydirmekten çok, göze hitap eden bir imgeyi pazarlıyor. Bu ayki sayıda kimin var olacağına, kimin “var” sayılacağına algoritmalar karar veriyor. Gill’in “postfeminist medya kültürü” tanımındaki gibi, yüzeyde çeşitlilik, derinde normatif güzellik standartları… Üstelik bu çeşitlilik kod satırlarından ibaret. Gerçek kadınların yerini alan sanal figürler, endüstri için ideal. Ücret yok, sendika yok, yaşlanma yok, itiraz yok.

Kaynak:

monoskop.org

journals.sagepub.com

www2.harpercollege.edu

vogue.co.uk

Kapak Görseli: bbc.com

Visited 149 times, 1 visit(s) today
Close