Her işimizi kolaylaştıran, yardımımıza koşan yapay zekâya ne kadar teşekkür etsek az. Gün içinde yükümüzü o kadar hafifletiyor ki…
Kimimiz onunla dertleşiyoruz, kimimiz ödevimizi yetiştiriyoruz, kimimiz yeni bir dil öğreniyoruz. Hepimiz masum nedenlerle kullanıyoruz, değil mi? Keşke herkes öyle kullansa. Çünkü yapay zekâ yalnızca masum amaçlarla kullanılmıyor. Bu durum, düşündüğümüzden çok daha yakın bir tehlike.
Yapay zekâ teknolojileri çıktığından beri “kötüye kullanılabilir” uyarıları havada dolaşıyordu. Maalesef ki o uyarılar gerçek oldu. Eski sevgilisi ona dönmüyor diye yapay zekâ ile müstehcen görüntülerini kurgulayan ve “Barışmazsan ailene gönderirim.” diye tehdit edenler… Sevdiği bir ünlünün sıradan bir fotoğrafını yapay zekâ ile çıplak hale getirip sosyal medyada tıklanma uğruna yayanlar… Arkadaşına şaka yapmak bahanesiyle onun yüzünü pornografik içeriklere montajlayanlar… Bunların hepsi günümüzün sorunu olan “dijital cinsel şiddet”. Ve bu şiddetin mağdurları yine kadınlar.
Rakamlar konuşuyor, biz susuyoruz
Rakamlar çok net ve aynı zamanda korkutucu:
Yapılan araştırmalara göre, deepfake ile ilgili vakaların %72’si kadınları hedef alıyor. Sensity’nin 2020 raporuna göre, yalnızca bir yıl içinde yaklaşık 104.852 kadın hedef alınarak sahte çıplak fotoğrafları halka açık şekilde yayıldı. Bu sayı azalmak yerine her geçen gün artıyor. Ve daha da kötüsü: Bu korkunç sistem için bir uygulama bile yapılmış. Uygulama, galeriye erişip herhangi bir fotoğrafı yüklemenize izin veriyor.
10 Euro karşılığında ise size 25 farklı yapay zekâ modelinden sahte çıplak fotoğraflar sunuluyor. Sloganı ise midemi bulandırıyor:
“İstediğiniz birini çıplak hale getirin. Kızları bedavaya soyundurun!”
Bu tarz uygulamalar yüzünden kadınlar artık fotoğraf paylaşmaya bile çekiniyor. “Acaba sıradaki kurban ben miyim?” sorusu akıllardan gitmiyor. Olayı yaşayan mağdurlar için durum daha da ağır. Amerika ve Avrupa’da yapılan araştırmalarda, bu tür dijital istismara maruz kalan bireylerin depresyon, anksiyete, sosyal çekilme, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtileri gösterdiği; bazı mağdurların hayatını sürdürmekte zorlandığı, akademik ya da iş alanından çekildiği veya sosyal çevreden tamamen izole olduğu belgeleniyor. Deepfake porn mağduru kadınlar panik atak, güven kaybı, sosyal fobi ve uzun süreli tedavi süreçleri yaşadıklarını aktarıyorlar.

Görsel kaynağı: freepik.com
Bu suçlar cezasız mı kalacak?
Rızasız yapay zekâ görüntüleri üretmek yalnızca “etik dışı” bir davranış değil. Bazı ülkelerde artık açıkça bir suç. Dünyada bu konuda yasal düzenleme yapan öncü ülkeler arasında ABD, İngiltere, Güney Kore ve Yeni Zelanda yer alıyor. Fotoğrafları üreten ve yayan kişilere para ve hapis cezası uygulanabiliyor.
Peki ya Türkiye’de durum nasıl?
Şu an Türkiye’de doğrudan deepfake içerikleri düzenleyen bir yasa bulunmuyor.
Ancak bu tür suçlar, kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliği veya cinsel taciz kapsamında değerlendirilebiliyor. Hukuken başvuru yapabilirsiniz; ancak süreç yavaş ilerliyor ve delil toplamak konusunda ciddi eksikler var. Yasal düzenlemeler yapılmazsa mağdur sayısı korkarım ki günden güne artacak.
Yalnız değilsin
Bu satırları okuyan ve benzer bir kabusu yaşamış kız kardeşlerim varsa…
Bilin ki yalnız değilsiniz.
Bu ülkede seni anlayan, haklarını bilen ve yanında duracak insanlar, çeşitli dernekler var. Cinsel şiddetle mücadelede destek alabileceğiniz başlıca merkezlerden bazıları şunlar:
- Alo 183 Sosyal Destek Hattı
- Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
- KADES (Kadın Destek Uygulaması)
- Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
Sen suçlu değilsin. Yaşadıklarında yalnız değilsin. O, “bunu duyarsa” diye seni korkutup sesini çıkartmanı engellemeye çalışanlara ise lütfen kulak asma. Konuştuğun da sadece kendin için değil, susturulmuş her kadın için de bir adım atmış olacaksın.
Kaynak:















