Yazar: 12:13 pm Röportaj 1 Yorum

Gazeteci Hilal Solmaz ile medyada kadın olmak üzerine bir röportaj

“Gazetecilik Benim Yaşam Biçimim”: Hilal Solmaz ile Kadın Gazeteci Olmak Üzerine

KadınKöy’ün Söz Kadında serisinin üçüncü konuğu, kültür-sanat gazeteciliğinden belgeselciliğe uzanan mesleki yolculuğuyla tanıdığımız gazeteci Hilal Solmaz oldu. Medyada kadın olmanın zorluklarını, gazetecilikteki ideallerini ve genç kadınlara tavsiyelerini içtenlikle paylaştı.

Gazetecilik kariyerine yazılı basında başlayan Hilal Solmaz, bugün kültür-sanat haberciliği, belgesel yapımcılığı ve programcılık alanlarında üretimlerine devam ediyor. KadınKöy ekibi olarak bir araya geldiğimiz bu röportajda, gazeteciliği bir meslekten öte yaşam biçimi olarak tanımlayan Solmaz ile mesleki deneyimleri ve kadın gazeteciliği üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Gazetecilik severek ve isteyerek seçtiğim bir meslekti”

Solmaz, gazeteciliği bilinçli bir tercihle seçtiğini vurguluyor. Ergenlik döneminde yaşadığı ülkenin toplumsal ve siyasal atmosferinin meslek seçimini şekillendirdiğini şöyle anlatıyor:

“Gazetecilik benim severek ve isteyerek yapmak istediğim bir meslekti. Gençlik yıllarımda Uğur Mumcu suikastı, faili meçhul cinayetler, Sivas Katliamı gibi olaylar vardı. Bu koşullar içinde hangi mesleği yapacağım netleşmeye başlamıştı.”

Kültür-Sanat haberciliğine geçiş: “Daha ilerici bir toplum hayaliyle”

Mesleğe muhabir olarak haber merkezinin istihbarat servisinde başlayan Solmaz, zamanla kültür-sanat haberciliğine yöneldiğini belirtiyor:

“Tiyatroya ilgim de vardı. İnsanların kültür ve sanatla ilişkilendirildiğinde daha entegre, daha ilerici bir toplum oluşturabileceğine inanıyorum. Kamuyu bu alanda bilgilendirmek istedim. Kültürle iç içe olan ülkelerin daha iyi şartlarda yaşadığını görüyoruz. Kültür-sanatla ilgilenen birinin suç işlediğini duyamazsınız. Bu alan hem benim ilgi alanımdı hem de hayalimi gerçekleştirme biçimimdi.”

Gazeteci Hilal Solmaz

“Medya sektöründe kadınlar görünür ama karar mekanizmalarında erkekler etkin”

Solmaz’a medya sektöründe kadın gazeteci olmanın görünmeyen ama hissedilen zorluklarını sorduğumuzda, dikkat çekici tespitlerde bulundu:

“Medya daha görselliğin ön planda olduğu bir alan. Bu nedenle kadınların avantajlı olduğu sanılır. Evet, kadınlar ekranda daha çok görünür ama kararları verenler hep erkeklerdir. Sunucu nasıl olmalı, program nasıl yapılmalı gibi kararlar erkeklerin kontrolündedir. Ücret eşitsizliği devam ediyor; kadın gazetecilerin yönetici konumlara gelmesi erkeklere kıyasla çok daha zor.”

Ataerkil kültürün medyada da etkili olduğunu vurgulayan Solmaz, kadın yöneticilerin otoritesinin sıklıkla sorgulandığını belirtti:

“Kadın yönetici olduğunuzda, altınızdaki bir çalışanın sizi dinlemesi ile bir erkeği dinlemesi arasında fark var. Erkeğin sözü daha önemli görülüyor. Buna rağmen kadın gazetecilerin bu eşitsizlikleri aşacağına inanıyorum çünkü gerçekten çok başarılı işler yapıyorlar.”

KadınKöy Proje Koordinatörü Şermin Ecem Duran, Gazeteci Hilal Solmaz, KadınKöy Yazılı İçerik Sorumlusu Nehir Tokay

Cinsiyetçi yaklaşımlarla mücadele: “Ekranda bir tane kadın olsun yeter”

Solmaz, sektördeki erkek egemen yapıların kadınları nasıl “temsil” aracı olarak gördüğünü şu sözlerle ifade ediyor:

“Tartışma programlarında ‘bir tane de kadın olsun’ derler. Kadının bilgisi, eğitimi, uzmanlığı önemli değildir. Sadece kadın olduğu için orada olması istenir. Kadın ekran yüzü olarak hep genç, güzel ve zayıf olmalıdır. Doğum izninden dönen bir kadın eski formuna kavuşamazsa yayın saati değiştirilir, programı geç saate alınır.”

Güzellik algısının erkekler tarafından belirlendiğini söyleyen Solmaz, bu çelişkiyi de şöyle örnekliyor:

“Güzellik dayatan o erkek, çoğu zaman yaşı gereği göbeklenmiş, saçları dökülmüş biridir. Ama kadından mükemmel görünmesini bekler.”

“Kadın gazetecilerin öngörüsü daha güçlü

Solmaz, kadın gazetecilerin karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen meslekte çok başarılı olduklarını ifade ediyor:

“Kadın gazeteciler erkeklere göre daha başarılı çünkü müthiş bir öngörüye sahipler. Daha çok çalışıyor, daha çok mücadele ediyorlar.”

Gazeteci gözünden belgeselcilik: “Kültürel belleğin peşindeyim”

Kültür-sanat haberciliğinden belgeselciliğe uzanan üretim sürecine de değinen Solmaz, Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitimle hayatı değişen kadınların hikâyelerini anlattığı Cumhuriyetin Yüzleri belgeselini şöyle açıklıyor:

“Gazeteci kimliğimle belgesel hazırlarken hep ‘neydi o?’nun peşinden koştum. Şehirler, mekânlar, insanlar dönüşüyor. Kültürel belleğimiz silinmeden kayıt altına alınmalı. Ayla Algan gibi isimlerin Cumhuriyet’in sunduğu imkânlarla nasıl ilerlediğini göstermek istedim.”

Şehir Işıkları adlı programında ise güncel kültür-sanat etkinliklerini tiyatrocular, müzisyenler, sinemacılarla gerçekleştirdiği söyleşilerle ekrana taşıdığını ifade ediyor. Bu program 2023 yılında Gazeteciler Cemiyeti tarafından “En İyi Kültür Sanat Programı” ödülüne layık görüldü.

Hilal Solmaz

Görsel Kaynağı: Hilal Solmaz, Instagram hesabı [@hilalzsolmaz]

Genç kadın gazetecilere mesajı: “Gazetecilik meslek değil, yaşam biçimi”

Röportajın sonunda Hilal Solmaz, gazetecilik mesleğine adım atmak isteyen genç kadınlara ilham verici mesajlar veriyor:

“Vazgeçmesinler. Hocalarımdan biri zamanında ‘para kazanmak istiyorsanız bu mesleği seçmeyin’ demişti ama ben gazeteciliği meslek değil, yaşam biçimi olarak görüyorum. Her an benim için bir haber. Hikâyeleri merak ediyorum. Sorgulasınlar, hesap sorsunlar. Evet, umutsuz bir tablo var ama biz umutsuz değiliz. Değiştirecek olan da yine biz gazetecileriz.”

Söz Kadında serisi devam ediyor!

KadınKöy olarak gazetecilikte, sanatta, akademide ve yaşamın her alanında emek veren kadınlarla gerçekleştirdiğimiz röportaj serimiz Söz Kadında, kadınların sesine ses katmaya devam ediyor.

Röportajın tamamı KadınKöy YouTube kanalımızda.
Çünkü söz artık kadınlarda!

Visited 33 times, 1 visit(s) today
Close