Yazar: 2:15 pm Röportaj

Zeynep Nutku ile tiyatro sahnesinde kadın olmak üzerine

KadınKöy’ün Söz Kadında serisinin dördüncü konuğu, oyuncu, eğitmen ve tiyatro sanatçısı Zeynep Nutku oldu.

Tiyatronun kulisinden sahnesine, akademiden sahne pratiğine uzanan çok yönlü bir yolculuğa sahip olan Nutku ile; sahnede kadın olmanın anlamını, tiyatroda oto sansürü, bedensel farkındalıkla bütünleşen oyunculuk eğitimini ve genç kadın tiyatroculara yönelik önerilerini konuştuk.

Çünkü biz biliyoruz ki, kadınların sesi sahnede yükseldikçe perde hiçbir zaman kapanmayacak.

“Tiyatro doğduğum günden itibaren hep hayatımda vardı”

Röportajımıza, Zeynep Nutku’nun tiyatroyla ilk bağını sorarak başladık.

“Tiyatronun içinde büyüdüm; küçük yaşlardan itibaren provalara katıldım. Annem Hülya Nutku ve babam Özdemir Nutku’nun çocuğu olmak hem büyük bir sorumluluk hem de eşsiz bir okuldu benim için.
Bu ortamda büyümek, sanatın içinde eleştirel bir göz geliştirmemi sağladı. Küçücük yaşta kitapların, metinlerin, sanatçıların arasında büyümek bugün bana çok şey kazandırdı.”

“Soyadım bir miras olduğu kadar bir sorumluluk da”

Nutku ailesinin Türk tiyatrosundaki mirası, Zeynep Nutku’nun kariyerinde hem bir ilham hem de bir sorumluluk olmuş.

“Bence her çocuk ailesinin mirasını bir şekilde taşır.
Ben bu yükü bilerek ve isteyerek aldım. Küçük yaşlarda ailemin desteğiyle bir yerlere geldiğimi söyleyenler olurdu; bu beni üzerdi ama zamanla olgunlaştım.
İnsanların kendi hayatlarında bir şey başaramadıklarını gördükçe özgüvenim yerine geldi ve işime odaklandım.
Annem ve babam akademisyendi, ben ise sahada olmayı seçtim ama doktoramı da tamamladım.”

Zeynep Nutku

Görsel Kaynağı: tiyatrohane.com

“Tiyatronun hamurunda bile cinsiyetçilik var”

Sahnede bir kadın olarak karşılaştığı engelleri sorduğumuzda Nutku, tiyatro tarihindeki köklü eşitsizliklere dikkat çekiyor:

“İnsan olma kavramını tam algılayamayan her bireyde cinsiyetçi tavırlar görüyorum. Tiyatronun hamurunda bile cinsiyetçilik var; yıllarca kadınların sahneye çıkması yasaktı. Bu yüzden klasik eserlerde erkek rollerinin ağırlığı fazla. Bazen ‘keşke o rolü ben oynasaydım’ diye içimden geçiririm.
Hayat açısından baktığımızda da kadınlar çoğu zaman çıkar ilişkilerine göre ya övülüyor ya da aşağılanıyor ama ben ‘vız gelir tırıs gider’ diyorum.”

“Kadın oyuncular haklarını, sınırlarını iyi belirlemeli”

Sahnede eşit temsil için nelerin değişmesi gerektiğini sorduğumuzda, Nutku’nun yanıtı net:

“Kadın oyuncular haklarını ve sınırlarını çok iyi belirlemeli.
Genç arkadaşlara özellikle söylemek isterim:
Kimsenin istediğini yapmadınız diye işsiz kalmazsınız.
Hukuki olarak güçlü, mesleki olarak da donanımlı olmalıyız ki insanlar güçsüz yanlarımızı gördüklerinde bizi ezemesin.”

İZMİR DEVLET TİYATROSU – SANDALIM KIYIYA BAĞLI

Görsel Kaynağı: tiyatrohane.com

“Kadın olmanın zorluğu sahnenin ötesine de taşınıyor”

Erzurum Devlet Tiyatrosu’ndan İzmir’e ve özel tiyatrolara uzanan yolculuğunu anlatırken Nutku, hem deneyimlerini hem de gözlemlerini paylaşıyor:

“İzmir’den Erzurum’a gittiğimde kültürel ve coğrafi farklar beni şaşırttı. Bazı şehirlerde kadın olmak gerçekten daha zor. Devlet Tiyatrosu ise oyuncu için çok öğretici bir kurum; teknik ekip, sahne disiplini ve dayanışma açısından çok güçlü. Erzurum’da kendi yağımızda kavrulduk, hep başrollerde oynadık, çok şey öğrendik.
Özel tiyatro ise daha fazla emek ister; dekoru da taşır, spotu da kurarsınız. Ama tiyatroyu seven biri için o emeğin tadı bir başkadır. Bu süreçte ‘Kadınım yapamam’ gibi bir düşüncem hiç olmadı.”

“Sansür bazen fark etmeden oto sansüre dönüşüyor”

Zeynep Nutku’nun “Tiyatroda Kadının Oto Sansürü” başlıklı yazısında vurguladığı gibi, sansür yalnızca dışarıdan değil, içeriden de gelebiliyor.

“Önce kadın olarak kendimizi ne kadar ketlediğimize bakmalıyız. Ülkenin koşulları nedeniyle kendimi sansürlediğim anlar oldu. Sahneye çıkarken her şeyin sağlam temellere dayanmasını isterim. Bir kadın belli sebeplerle rol alıyor ya da kaybediyorsa bu ne tiyatro ne sanattır. Ben biraz şanslıydım, büyük zorluklar yaşamadım ama fiziksel özelliklerime dair söylemlerle karşılaştım. Aslında siz kurban olmayı seçerseniz kurbanlaşıyorsunuz. Ben bunları hayatımda travmaya dönüştürmeden espriyle karşıladım.”

“Travma bilgili oyunculukta, dili değiştirerek başlıyoruz”

Zeynep Nutku’nun 2024’te tamamladığı “Konuşma Anatomisi ve Beden İlişkisi” başlıklı doktora tezi, sesin ve bedenin dinamik bir ilişki içinde olduğunu aktarıyor:

“Ses, oyunculukta genellikle en son fark ettiğimiz araçlardan biri. Oysa ayak, bacak, boyun postürü bile sesi etkiler. Sinir bilimiyle bağlantılı olarak duyguların sese etkisini inceledim. Bugün eğitim verdiğim kurum Türkiye’nin ilk ‘travma bilgili oyunculuk’ eğitimi veren kurumu. Bu yaklaşımda önce dili değiştiriyoruz:
Cinsiyetçi, ırkçı, fiziksel ya da geçmişe dair tetikleyici hiçbir kelime kullanılmaz. Bir öğrenciyi zorlamak başarı getirmez; kişi kendini nerede güvende hissediyorsa verimli eğitim oradadır. Oyunculuk eğitiminde güvenli alan yaratmak ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemenin önemli olduğunu düşünüyorum.”

“Genç kadın tiyatroculara tavsiyem: merak edin, sorgulayın, vazgeçmeyin”

Röportajın sonunda, genç kadın tiyatroculara sesleniyor:

“Genç arkadaşlarla çalışmayı çok seviyorum.
Merak etmekten, sorgulamaktan, şaşırmaktan asla vazgeçmesinler.
Negatifleşmemek, kalpteki sevgiyi korumak çok önemli.
Kimseyi suçlamasınlar; yapabildiklerinden de yapamadıklarından da sorumluluk alsınlar.
Güçlü olsunlar, öğrenci ruhlarını kaybetmesinler ama profesyonelce çalışmayı da bırakmasınlar.”

KadınKöy olarak kadın emeğinin, dayanışmanın ve sanatın görünürlüğünü artırmaya devam ediyoruz.

Tiyatro sahnesinde kadın olmanın çok yönlü hikâyesini dinlediğimiz Zeynep Nutku’ya teşekkür ediyoruz.

🎬 Röportajın tamamını KadınKöy YouTube kanalından izleyebilirsiniz.
Çünkü söz artık kadınlarda!

Visited 70 times, 2 visit(s) today
Close