Yazar: 5:54 pm Haberler

Aseksüel Farkındalık Haftası: ‘Yalnız değilsin, görünürsün’

Aseksüel Farkındalık Haftası, 2010 yılından beri her sene 20-26 Ekim tarihleri arasında kutlanıyor. Bu farkındalık haftası, aseksüel bireylere toplum içinde görünürlük kazandırmayı, toplumu aseksüel bireyler hakkında bilgilendirmeyi ve aseksüellik konusunda toplumda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Aseksüel Farkındalık Haftası

Aseksüel birey, en geniş tanımıyla cinsel çekim tecrübe etmeyen birey demektedir. Aseksüellik, cinsel çekimin hiç deneyimlenmediği veya az deneyimlendiği bir cinsel yönelimdir. Aseksüeller, insanlara cinsel çekim duymazlar ve başkalarına cinsel çekim duymayı arzulamazlar. Ancak aseksüellerin cinsel çekimi tecrübe etmemeleri ya da az tecrübe etmeleri, sevme kapasitesine sahip olmadıklarını göstermez, bir ilişki kuramayacakları anlamına gelmez. Aseksüeller âşık olabilir, romantik eyleme geçmek isteyebilir ve başkalarıyla romantik ilişkiler yaşayabilirler. Yani aseksüellik toplum tarafından çoğunlukla bilindiği gibi “hiç kimseye ilgi duymamak” ya da “romantik ilişki istememek” demek değildir. Bazı aseksüel bireyler romantik bağlar kurabilirken bazıları kurmaz; kimi aseksüel bireyler cinsellikten uzak durmayı tercih ederken kimileri de cinselliği farklı şekillerde deneyimler. Aseksüeller romantik çekim dışında duygusal çekim, tensel çekim, platonik çekim ve estetik çekim gibi çekimleri de tecrübe edebilir. Kısacası aseksüellik aslında diğer kimlikler gibi bir spektrumdur.

Aseksüel Farkındalık Haftası, 2010 yılında Sara Beth Brooks tarafından, kişinin cinsel çekim hissetmediği bir yönelim biçimi olan aseksüelliğe dikkat çekmek amacıyla oluşturuldu. 2010 yılından beri her yıl düzenlenen Aseksüel Farkındalık Haftası romantik ilişki ve cinsel ilişki arasında mutlak bir bağ olduğuna ilişkin algıyı kırmayı da amaçlamaktadır. Bu hafta boyunca yapılan etkinlikler ile “Seks Bir İhtiyaçtır” düşüncesinin herkes için geçerli olmak zorunda olmadığına ve aseksüel bireylerin de var olduğuna vurgu yapılmaktadır.

Aseksüellik; bir eksiklik değil, bir varoluş biçimidir.

Toplumun çoğu zaman yanlış anladığı aseksüellik, cinselliğin yokluğu değil, farklı bir kimlik biçimi olarak varlığını sürdürüyor. Aseksüel bireyler, duygusal bağlar kurabilir, sevebilir ve üretken toplumsal roller üstlenebilirler; tek fark, cinsel çekimi deneyimlememeleridir. 20–26 Ekim Aseksüel Farkındalık Haftası, bu kimliğe dair önyargıları kırmak ve “eksik değil, farklıyız” diyebilmenin gücünü hatırlatmak için önemli bir fırsat sunuyor. Bu hafta boyunca dünyanın farklı yerlerinde düzenlenen etkinlikler, çevrim içi kampanyalar ve topluluk paylaşımları, aseksüel bireylerin sesini daha geniş kitlelere duyurmayı amaçlıyor. Toplumda hâlâ “soğukluk”, “ilgisizlik” veya “yalnızlık” gibi olumsuz çağrışımlarla anılan aseksüellik, aslında kimliğin doğal bir yansıması. Bu görünürlük haftası, insanların kimliklerini özgürce ifade edebildiği, cinsel yönelim temelli ayrımcılığın son bulduğu bir toplum hayaline bir adım daha yaklaşmak anlamına geliyor.

Aseksüel Farkındalık Haftası, yalnızca bilgi vermek değil; aynı zamanda empatiyi, kabulü ve kapsayıcılığı güçlendirmek için bir çağrı niteliğinde. Çünkü aseksüellik, yoklukla değil, varoluşla tanımlanıyor. Bu hafta, bize “yok sayılan” ya da “anlaşılmayan” bir kimliğin aslında var olduğunu hatırlatıyor. Toplumun genel kabulleri hala cinselliği insan olmanın zorunlu bir parçası olarak görüyor. Oysa aseksüel bireyler varoluşun sadece cinsellikten ibaret olmadığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Farklı olmak zor ama destekle her şey mümkün

HRC’nin 2021 LGBTQ+ Topluluk Anketi’ne göre aseksüel bireylerin %82’si, en büyük sağlık sorunlarının depresyon ve anksiyete gibi ruhsal problemler olduğunu ifade etti. Bu oran, aseksüellik etrafında örülen önyargı, dışlanma ve yanlış inanışların psikolojik etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Aseksüel bireyler çoğu zaman kimliklerinin inkâr edilmesi, görmezden gelinmesi ya da geçici bir “dönem” olarak yorumlanmasıyla karşılaşıyor. “Henüz doğru kişiyi bulmadın” gibi cümleler, kimliklerini küçümseyen bir anlayışın yansıması haline geliyor. Dahası, bazı kişiler aseksüelleri “düzeltme” amacıyla istemedikleri cinsel deneyimlere ikna etmeye çalışarak sınırlarını ihlal edebiliyor. Bu durum, aseksüel bireylerin hem psikolojik hem de duygusal olarak derin bir yalnızlık ve güvensizlik duygusuyla mücadele etmelerine neden olabiliyor.

Aseksüelseniz ya da aseksüel olabileceğinizi düşünüyorsanız, kimliğiniz bütünüyle geçerlidir. Toplumsal yargılar ve medyadaki kalıplaşmış anlatılara rağmen aseksüel bireyler; arkadaşlık, aile bağları, üretkenlik ve tutkularla dolu, anlamlı yaşamlar sürdürürler. Unutmayın, yalnız değilsiniz. Aseksüel olmak, sizi güçlü, anlayışlı ve dayanışma içinde bir topluluğun parçası yapar. Aseksüel bireylere destek olmak istiyorsanız, onların kimliklerini savunmaktan ve cinselliğin herkes için aynı şekilde tanımlanmadığını kabul etmekten başlayabilirsiniz. Kendinizi ve çevrenizdekileri aseksüellik konusunda bilinçlendirin; medyada ve toplumda yer alan yanlış inanışlara karşı ses çıkarın. Çünkü kabul, farkındalıkla başlar ve her ses, görünmez bir kimliğe görünürlük kazandırır.

Kaynak:

marksist.org

hrc.org

Cinsel Yönelim Eşitliği, Instagram hesabı (@cinsel.yonelim.esitligi)

Visited 24 times, 1 visit(s) today
Close