Türkiye’de okullarda artan şiddet olayları, bireysel davranışların ötesinde ekonomik kriz, yalnızlaşma ve zayıflayan sosyal destek mekanizmalarıyla ilişkilendiriliyor. Uzmanlara göre sorun, eğitim sisteminin sınırlarını aşan yapısal bir kırılmaya işaret ediyor. Son dönemde Türkiye’nin farklı şehirlerinde öğrenciler arasında yaşanan fiziksel saldırılar, kesici alet kullanımı ve öğretmenlere yönelik şiddet vakaları kamuoyunda daha sık gündeme geliyor. Benzer olayların artışı, eğitim alanındaki bir sorunun ötesinde, daha geniş bir toplumsal bağlam içinde değerlendiriliyor.
Şiddetin arkasındaki süreç
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin çoğu zaman ani gelişmediğini, aksine bir süreç içinde ortaya çıktığını belirtiyor. Tarhan’a göre öfke birikimi, sosyal geri çekilme ve davranış değişiklikleri erken uyarı işaretleri arasında yer alıyor. Uzman doktor Tarhan, şiddet uygulayan bireylerin önemli bir bölümünün önceden sinyaller verdiğini ve bu sinyallerin çoğu zaman fark edilmediğini ifade ediyor.

Görsel kaynak: gzt.com
Yalnızlaşma ve dışlanma etkisi
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Gökşin Karaman, gençler arasında artan yalnızlaşmanın şiddet riskini artırdığını belirtiyor. Karaman’a göre akran ilişkilerinde yaşanan dışlanma ve aidiyet eksikliği, saldırgan davranışların önemli nedenleri arasında yer alıyor. Karaman, dışlanma duygusunun özellikle ergenlik döneminde daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini ve bu durumun gençleri daha sert tepkilere yöneltebileceğini ifade ediyor.
Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan ani öfke patlamaları, içe kapanma ve sosyal izolasyonun çoğu zaman yeterince ciddiye alınmadığını belirtiyor. Erdoğan’a göre bu tür davranış değişiklikleri, erken müdahale edilmesi gereken kritik işaretler arasında. Şiddet durumunun, ayrıca ekonomik ve toplumsal baskılar sonucu olarak ortaya çıktığını ifade eden Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Dr. Ömer Akgül, gençlerin yalnızca okul içi baskı altında değil, ekonomik ve sosyal baskı altında da olduğunu belirtiyor.
Dr. Ömer Akgül’e göre artan geçim sıkıntısı, aile içi stres ve gelecek belirsizliği, gençlerin psikolojik yükünü artırıyor. Akgül, bu baskının sağlıklı şekilde ifade edilememesi durumunda şiddet davranışına dönüşebileceğini vurguluyor. Ayrıca okullarda artırılan güvenlik önlemlerinin sorunun kökenine inilmediğini de belirtiyor. Akgül’e göre şiddet ortaya çıktıktan sonra alınan önlemler, yalnızca geçici bir kontrol sağlıyor.

Görsel kaynak: haber7.com
Medya ve şiddet kültürü
Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen, medya ve dijital içeriklerin şiddet üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Bilgen’e göre dizilerde ve sosyal medyada şiddetin normalleştirilmesi, gençlerin davranışlarını etkileyebiliyor. Psikolog Bilgen, özellikle suç ve şiddetin “karizmatik” biçimde sunulmasının, gençler üzerinde rol model etkisi yaratabileceğini ifade ediyor.
Erken müdahale ve destek
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Tarhan’a göre erken müdahale sistemleri kurulmadan şiddetin önlenmesi mümkün değil. Prof. Dr. Gökşin Karaman ise risk altındaki öğrencilerin erken tespit edilmesinin ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesinin kritik olduğunu belirtiyor. Uzmanların ortak değerlendirmesi, okullarda görülen şiddetin daha geniş toplumsal sorunların bir yansıması olduğu yönünde. Ekonomik eşitsizlik, sosyal gelişim eksikliği ve psikolojik destek eksikliği devam ettiği sürece, yalnızca okul içi önlemlerle kalıcı çözüm sağlanamayacağı ifade ediliyor.
Kaynakça
Jurnal.ist. (2026, Nisan 16) .”Okul şiddeti görünmez değil, ben geliyorum der!” Uzmanlardan kritik uyarılar.
BirGün. (2026, Nisan 15). Okul saldırıları toplumsal çöküşün yansıması.
Haberler. (2026, Nisan 16). Uzmanlar okullardaki şiddet olaylarını değerlendirdi.
Gerçek Gündem. (2026, Nisan 16). Okul katliamlarında dehşet verici gerçek: İşte çocuklardaki gizli tehlike sinyalleri. Pimi çeken şey ne?
Haber7. (2026, Nisan 15). Okullarda şiddet alarmı: “Görünür olmak için şiddete başvuruyorlar”.
Görsel kapak: bianet.org














