Yazar: 3:14 pm Köşe Yazıları

Kadınların ardında kalan izler

Tanıdık kayboluşlar

Bugün yine bir kadın cinayeti ile açtık gözlerimizi. Kadının adı bir gazete sayfasında küçücük bir haberin kenarına sıkıştı. Üç günde yedi kadın erkekler tarafından öldürüldü. kimi kocası, kimi babası, kimi kayınpederi, kimi ise hiç tanımadığı bir erkek tarafından vahşice katledildi. Her gün aynı haberlere açtık gözlerimizi; sıradaki kim olacak düşüncesiyle tuttuk nefesimizi. Susmak istemedik; sen, ben veya bir başkası olmasın diye…

Yan komşun görmezden geldi, medya üç maymunu oynadı, toplum sustu. Arka sokağında işlenen cinayete kulak tıkadılar. “Aile içi mevzulara karışmak istememek” geçerli bir bahaneydi onlar için. Sonra olan oldu. Yalandan birkaç tweet atıldı, haber bültenlerinde birkaç saniye bahsedildi ve unutuldu. Toplum hafızası gün geçtikçe çürüdü, kanıksamak ise toplumun vebası oldu.

B. G. Arslan. Kızının gözleri önünde kayınpederi tarafından katledildi. Haberlere “aile içi şiddet” diye geçti, birkaç başlık atıldı, sosyal medyada paylaşıldı. Sonra gündem değişti, haber akışı hızla aktı, sanki hiçbir şey olmamış gibi hayat devam etti. Ama asıl kaybolan, B. Arslan’ın hayatıydı. Onun geleceği, hayalleri ve en çok da kızının çocukluğu, gözlerinin önünde paramparça oldu. Bir çocuğun belleğine kazınan bu görüntüyü hangi cümle silebilirdi? Öldürülen yüzlerce kadın gibi anıtsayaçta yerini aldı B. Arslan. Adını hatırlatmak ve bir yenisi daha yaşanmaması için mücadele eden kadınlar, seslerini kısmaya çalışanlara inat öldürülen kız kardeşlerinin isimlerini haykıracak ve toplumun vicdanını rahatsız etmek için savaşacaklardı.

B. Torun. Adı gazetelerin küçük bir bölümünde yer aldı. Defalarca kapısını çaldı adaletin ama kapılar açılmadı. Hakkında elektronik kelepçe kararı verilen adamı adaletin gözetimi altında sanıyordu. Fakat o kelepçe kırıldı, tehdit yeniden kapıya dayandı ve bir sabah, tüm ‘‘önlemlere’’ rağmen B. Torun yaşam hakkından mahrum bırakıldı. Haberlerde kısa bir cümleyle geçti: “Koruma kararına rağmen öldürüldü.” O cümlede eksik kalan, devletin görmezden gelişi, kurumların umursamazlığı ve bir kadının çığlığının duyulmamasıydı. Ölümü kader değil, ihmalin sonucuydu.

Kaybolan hayatların ardında 

Bir başka haber Amerika’dan geldi: I. Zarutska, hayatını savaşın gölgesinden kaçıp yeni bir umut arayarak Amerika’ya taşıyan genç bir kadındı. Ancak tren istasyonunda tanımadığı bir erkek tarafından öldürülmesi, kadına yönelik şiddetin sınır tanımadığını ve güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini bir kez daha gösterdi. I. Zarutska’nın ölümü, sadece bireysel bir trajedi değildi; kadınların kamusal alanda sürekli tehdit altında olduğu gerçeğinin simgesi olmuştu. 

İki gün konuşulup unutulmamalı kadınlar. Sosyal medyada birkaç paylaşım yapıp olağan akışa geri dönmemeli toplumlar. Hatırlanmalı isimleri; çünkü her adımda, her toplumsal güvenlik boşluğunda hâlâ kadınlar, I. Zarutska, B. Torun ve B.G. Arslan’ın karşılaştığı gibi görünmez tehditlerle karşı karşıya kalıyor.

Biri dünyanın öbür ucunda, diğeri yanı başımızda. İsimler değişiyor, ülkeler değişiyor, ama hikâye hiç değişmiyor: Kadınlar her gün öldürülüyor ve biz her defasında aynı cümleleri tekrar etmekten öteye geçemeyerek yavaş yavaş çürüyoruz. Alıştıkça duyarsızlaşıyor, duyarsızlaştıkça suçun ortağı oluyoruz.

Boşlukta kalan adalet

Yüzlerce kadın yaşam hakkı için mücadele ediyor. Susmuyor, sesini duyurabilmek ve yaşayabilmek için çabalıyor; fakat toplum duymazdan gelip üç maymunu oynuyor. Görmüyor, duymuyor, korumuyor…

İhmale mahkûm edilen kadınlar çoğu zaman devletin ve kurumların boşluğunda kayboluyor. Koruma mekanizmaları ya geç kalıyor ya da etkisiz kalıyor. Boşlukta kalan adalet hiçbirimizi korumaya yetmiyor. 

Sokaklardan evlere, haber bültenlerinden sosyal medyanın hızla değişen gündemine kadar sessizliği içimizde büyütüyoruz. Bu isimler, bu boşlukta yankılanıyor ama çok geçmeden kayboluyor. Her isim unutuldukça içimizde görünmez bir mezarlık büyüyor; fotoğraflar, yarım kalmış hayatlar, çocukların belleğine kazınmış anılar… Ve biz, o mezarlığın taşlarını taşıyan tanıklar olarak yaşamaya devam ediyoruz. Çürüme belki de tam burada başlıyor: Başkasının acısına baktığımızda kendi yüzümüzü görmemize rağmen gözlerimizi kaçırdığımızda.

Kaynakça:

Hürriyet. (10 Eylül 2025) Ankara’da kadın cinayeti. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ankarada-kadin-cinayeti-oldurulen-basakin-cocugundan-kan-donduran-ifade-babam-tuttu-dedem-bicakladi-42944054

Eduardo Medina. Richard Fausset. Emily Cochrane. New York Times. (2025 Sep 10) A Gruesome murder in North Carolina Ignites A Firestorm On The Right https://www.nytimes.com/2025/09/08/us/charlotte-murder-conservatives-crime.html?searchResultPosition=2

Kapak görsel kaynağı: tr.pinterest.com

Visited 28 times, 1 visit(s) today
Close