Yazar: 9:20 am Haberler

Aile Yılı Politikaları: Kutsal aile modelinin inşası ve çeşitlilik sorgusu

Aile Yılı Politikaları ve Kutsal Aile Modelinin Arka Planında Ne Yatıyor?

Türkiye Cumhuriyeti, 2024 yılını “Aile Yılı” olarak ilan etti. Devlet tarafından “Kutsal Aile” modelinin inşası üzerine çeşitli kampanyalar, politikalar hayata geçiriliyor.

Kutsal Aile modeli neyi ifade ediyor?

Aile Yılı Politikalarında öne çıkan temel yapı, anne, baba ve çocuklardan oluşan geleneksel çekirdek ailedir. Devlet, aile yapısını “korunması gereken bir model” olarak yansıtıyor. Resmi kaynaklarda kararın gerekçesi, “aile kurumunun güçlendirilmesi”, “milli ve manevi değerlerin korunması” ve “toplumun temel yapısının muhafazası” olarak sunuluyor.

Devlet, bu ifadeleri kullanıp kadınların yaşamına doğrudan müdahale eden bir ideolojik tercihi topluma dayatıyor.

Devlet aileye önem verirken aile tanımında çeşitliliğe yer veriyor mu?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı başlıklı politika metnini hazırladı. 2028’e kadar çeşitli sosyal, ekonomik ve kültürel müdahaleleri kapsamına alıyor.

Belge, yalnızca bir dizi idari faaliyeti değil; aynı zamanda devletin nasıl bir toplum tahayyül ettiğini, hangi değerleri esas aldığını ve bu değerleri hangi araçlarla yaymak istediğini de açıkça ortaya koyuyor. Belgenin girişinde aile şöyle tanımlanıyor:

“Aile, insanı insan yapan en önemli sosyal çevredir.”

“Aile, kadının ve erkeğin sevgi ve fedakârlıkla kurduğu vatandır.”

Toplumsal modelleme sebebiyeti veren Kutsal Aile ifadeleri, başka aile modellerini ve yapılarını görmezden geliyor. Aile yalnızca bir birliktelik değil, bir “vatan” olarak sunularak kutsal bir konumda sunuluyor.

Politikaların kutsallaştırma eylemi, toplumsal değerlerin yalnızca aile içinde üretilebileceği, korunabileceği ve aktarılabileceği varsayımına dayanmaktadır. Ancak burada çizilen aile; heteroseksüel, evli, çocuklu ve cinsiyet rollerinin belirgin şekilde ayrıldığı geleneksel aile modelidir.

Oysa günümüz Türkiye’sinde tek çocuklu aileler, çocuksuz aileler, evlenmeyen çiftler, LGBTİ+ bireylerin kurduğu aile gibi farklı biçimler de yaşamaktadır. Devlet, aileye dair toplumsal algıyı donduruyor mu; onu değişime ve toplumsal dönüşüme kapatıyor mu? Aile kutsallaştıkça şiddet, baskı, eşitsizlik gibi sorunlar ortaya çıkmıyor mu? Bilgi toplumu, bu sorgulamaları yapmak zorundadır.

Aile Yılı Politikalarının Cinsiyet Rejimi ve Kadın Üzerindeki Etkileri

Belgelerde geçen “küresel cinsiyetsizleştirme projeleriyle mücadele” ifadesi, LGBTI+ kimlikleri yok sayıyor. Doğrudan da ideolojik bir tehdit olarak görüyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin tarafı olduğu Uluslararası İnsan Hakları sözleşmeleriyle de çelişebilecek şekildedir. Aynı zamanda cinsel kimlik çeşitliliğini hedef tahtasına koymaktadır.

Belgeye göre TRT ve RTÜK, “aile dostu” içerikleri teşvik edecek. “Zararlı alışkanlıklar ve akımlar” ise medyada engellenecektir. Ancak burada “zararlı” olan nedir? Feminist ya da Queer temsiller mi? Farklı yaşam biçimleri, evlilik dışı ilişkiler, alternatif aile yapıları mı? Bu sorular yanıtsız kalmış, böylece içerik denetimi için muğlak ama etkili bir sansür zemini hazırlanmıştır.

Belgede boşanma oranlarının yüksek olduğu illerde pilot projeler yapılması ve aile arabuluculuğu sisteminin güçlendirilmesi öngörülmektedir. Aynı zamanda genç çiftlere 150.000 TL’lik faizsiz kredi verilmesiyle evlilik kurumu ödüllendirilecek. Boşanma, dolaylı biçimde caydırılacak hatta sorunlaştırılacaktır. Bu maddeler, kadınların şiddet gördükleri evlilikleri sonlandırma haklarının önünde yapısal bir engel olarak okunabilir. Çünkü devlet için şiddeti önlemek yerine evliliği sürdürmek önceliklidir.

Başka bir maddede, ev kadınlarının sigorta primlerini devlet karşılayacak. Bu ilk bakışta sosyal destek gibi görünüyor. Fakat bu destek, kadının toplumsal hayata katılmamasını, onun ev içinde kalmasını sağlıyor. Benzer şekilde, kreş ve gündüz bakımevi desteği, kadının istihdamı için değil, doğurganlık teşviki için planlanmıştır. Kadın, birey olarak değil, yalnızca eş ve anne olarak tanımlanır.

Aileye dair bilimsel araştırma ve politika geliştirme

Kurulması planlanan Aile Enstitüsü ise “aileye dair bilimsel araştırma ve politika geliştirme” amacı taşıyor. Ancak bu kurumun ne kadar çoğulcu, ne kadar eleştirel düşünceye açık olacağı belirsiz. Hangi aileyi esas alacak? Hangi değerler üzerinden politika üretecek? Feminist ya da alternatif aile modellerine kapalı bir yapı olarak çalışması yüksek olasılık.

Bu çerçevede Aile Yılı, yalnızca bir sosyal politika değil; ideolojik bir düzenleme aracıdır.

Bu düzenlemenin örtük amaçları arasında:

Nüfusu artırmak, kadını yeniden üretim temelli konumlandırmak, toplumsal cinsiyet rollerini sabitlemek ve farklı yaşam biçimlerini dışlamak bulunmaktadır.

Devletin burada aileyi merkezileştirmesi, aslında birey haklarının geri plana itilmesi, kadın bedeninin toplumsal görevle tanımlanması ve tüm yurttaşların “makbul” aile formuna sıkıştırılması anlamına gelir. Aile Yılı’nda kutsallaştırılan şey aslında kadının doğurganlığı, fedakârlığı ve sessizliğidir. Aile bir değer değil, bir araçtır. Kadın da bu aracın işleyeni olmaya zorlanır. Oysa gerçek toplumsal ilerleme, kadının kendi kimliğiyle, kendi arzularıyla ve kendi kararıyla var olabildiği bir yapıyla mümkündür.

Kaynak:

simplypsychology.org

aileyili.gov.tr

Visited 79 times, 1 visit(s) today
Close