Suç, tarihler boyunca değişim gösteren ve toplumsal yapıyla ilişkili bir olgudur. Zamanla suçun doğası ve işleniş şekilleri değişmiş ve suçun tanımı farklı formlara evrilmiştir. Suç olgusu çok boyutlu ve karmaşık bir yapı sergilese de suç, kanunlar tarafından yanlış veya zararlı görülen eylemler bütünüdür.
Tarihsel süreçte suç
Suçun evrimsel tarihine baktığımızda, avcı-toplayıcı dönemde suç diye bir kavramın olmadığını söyleyebiliriz. Bu dönemde, topluluk içindeki bireylerin ortak yaşam alanları ve kaynakları paylaşma biçimleri, sosyal normlarla düzenlenmiştir. Mülkiyet ve sınıfların doğuşuyla birlikte, daha önce normal kabul edilen davranışlar suç sayılmaya başlamıştır. Sanayileşme döneminde ise suç oranlarında artış yaşanmıştır. Sanayileşmede, göç ve sosyal adaletsizlikler bireyleri suça yöneltmiştir. İşçi sınıfının ortaya çıkması, ekonomik eşitsizlikler gibi faktörler nedeniyle suç, sosyal bir sorun olarak algılanmaya başlamıştır. Bu bağlamda, sosyologlar ve kriminologlar suçu açıklamak için çeşitli teoriler geliştirmişlerdir.
Suç teorileri
Durkheim: Bu noktada, Durkheim’ın anomi teorisi önem kazanmaktadır. Durkheim’a göre sanayileşme ve modernleşme sürecinde bireyler arasında bir boşluk oluşur ve toplumsal normlar zayıflar. Bu durum, bireylerin kimlik ve aidiyet duygularının kaybolmasına yol açarak suç işleme eğilimini artırır.
Lombroso: Ayrıca Cesare Lombroso’nun suç teorisi de bu bağlamda devreye girmektedir. Lombroso’ya göre suç işleyen kişi, evrim sürecinde geri kalmış insandır. Lombroso, evrimini tamamlayamamış bu kimselerin suç işlemeye daha eğilimli olduklarını iddia etmiş ve suçluluğu belirli fiziksel tiplerle ilişkilendirmiştir. Bu teorisine göre suçlular dört kategoriye ayrılmıştır: Suçlu doğanlar, akıl hastaları, rastgele suçlular ve tutku suçları.

Alt kültür teorisi
Semih Çelik, 4 Ekim 2024’te İstanbul’da iki genç kızın yaşam hakkını elinden almasıyla gündeme gelmiştir. Semih Çelik’in Incel adlı toplulukla olan bağlantıları göz önüne alındığında (Incel, “involuntary celibate” yani zorunlu bekarlık teriminden türemiş bir kavram olan bu terim, genellikle kadınlarla olan ilişkilerinde başarısız olan bireyleri kapsayan bir alt kültür olarak tanımlanır. Bu grup, kadınlara karşı olumsuz tutumlar geliştirebilir ve bazıları için şiddeti meşrulaştırma eğilimleri görülebilir.) bu olay alt kültür teorisiyle ilişkilendirebilir. Alt kültür, ana akım kültürün dışında kalan belirli bir grup olarak tanımlanmaktadır. İşlenilen suç, yalnızca sisteme bir başkaldırı değil, belirli bir topluluk içinde oluşan norm ve değerlere de uyma çabasıdır. Yani bir grup için normal veya kabul edilebilir olan bir davranış, ana akım toplumda suç olarak görülebilir. Bu tür örnekler, toplumsal normlar açısından son derece tehlikeli ve kabul edilemezdir.
Sosyal Öğrenme Teorisi: Bireylerin suç gibi olumsuz davranışları, çevrelerinden gözlemleyerek ve taklit ederek öğrendiklerini savunan bir teoridir. Özellikle Türkiye’de, sosyal öğrenme teorisi çerçevesinde, bireylerin suçu işlemelerinin ardından herhangi bir ceza almamalarını görmeleri, suç davranışını pekiştirmektedir.
Hegemonik erkeklik ve feminist kriminoloji
Hegemonik erkeklik, erkekliğin toplumsal olarak yüceltilmiş biçimi olup, gücü ve iktidarı elinde tutan bir toplumsal cinsiyet modelidir. Connell’e göre günümüz hegemonik erkekliği; yoğun ve acımasız bir rekabeti, öfke dışında başka duyguları ifade edememeyi, zayıflık ya da dirençsizlik göstermeyi reddetmeyi, kadınların ve erkeklerdeki “kadınsı” özelliklerin küçümsenmesini, homofobi gibi unsurları içermektedir (Wikipedia). Somut bir örnek göstermek gerekirse, Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’deki 384 cezaevinde toplam 111 bin 709 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bunların 104 bin 872’si erkek, 3 bin 998’i kadın, 2 bin 839’u ise çocuklardan oluşuyor. Bu istatistikler, bazı değerlendirmelere göre, erkeklerin kadınlara kıyasla suç işleme eğiliminin çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Nitekim cezaevlerindeki erkek mahkûm sayısı, kadın mahkûm sayısının yaklaşık 26 katı (Birgün, 2009).
Ancak bu tablo yalnızca erkek suçluluğunu açıklamak için değil, aynı zamanda kadınların suç ve adalet sistemindeki konumunu anlamak için de önemlidir. Kriminolojide feminist yaklaşım, kadınların hem suç faili hem de mağduru olarak görünmez kılınmasına bir itiraz olarak doğmuştur. Erkek merkezli kriminoloji, suçu açıklarken çoğunlukla erkek deneyimini temel almış; kadınlar ise ya istisna ya da ek bir kategori olarak görülmüştür. Feminist kriminoloji, bu bakış açısını eleştirerek suçun toplumsal cinsiyet boyutunu ortaya çıkarır.
Türkiye’de feminist kriminoloji, suç ve yargı süreçlerinde “namus” ve “ahlak” kavramlarının nasıl işlediğini de ortaya koyar. Selin Koçak’ın çalışması, toplumsal cinsiyete dayalı bu yargılamaları eleştirir: “Ataerkil düzen, kadın suçluluğunun nedenleri ve sonuçları kadınlara özgü olarak ele alınmasına engel olmakta, yargılama ve yaptırım aşamasında kadınlara özgü değerlendirmeler yapılamaması”, bu süreçte kadınların “çifte sapma” (double deviance) ile hem yasal hem toplumsal normları ihlal etmiş addedilerek daha sert baskıya maruz kaldığını gösterir.
Dolayısıyla, hegemonik erkeklik erkeklerin suç davranışlarını artırırken; feminist kriminoloji, bu yapının kadınların suçluluğunu ve mağduriyetini nasıl görünmez kıldığını açığa çıkarır. Bu iki yaklaşım birlikte ele alındığında, suçun yalnızca bireysel bir sapma değil, toplumsal cinsiyet ilişkilerinin yeniden üretildiği bir alan olduğu görülmektedir.

Görsel Kaynağı: portalb.mk
Dijitalleşme ve suçun yeni boyutu
21. yüzyıla geldiğimizde, dijitalleşme ile birlikte suç algısı dönüşmüştür. İnternet ve teknolojinin yaygınlaşması, bireylere anonim kalma imkânı sunarak suç eğilimini artırmıştır. Siber suçlar, kimlik hırsızlığı, siber zorbalık gibi yeni suç türleri doğmuştur. Ayrıca coğrafi sınırlar da tamamen ortadan kalkmıştır. Dünyanın herhangi bir yerinden bir kimse başka bir ülkenin dijital altyapısına zarar verebilir.
Suç aynı zamanda küresel bir boyuta da taşınmıştır. Özellikle dark web gibi platformlar, yasa dışı ticaret, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi suçların organize bir şekilde işlenmesine ve takip edilememesine olanak tanımaktadır. Dijitalleşen dünya, suçların daha karmaşık, örgütlü ve yaygın bir hale gelmesine yol açmıştır. Bunun yanında, sosyal medyada yayılan siber zorbalık ve nefret söylemleri de suç sayılabilmekte ve kişilere psikolojik ve duygusal açıdan zarar verebilmektedir.
Özellikle çevrimiçi platformlarda kadınların ve cinsiyet azınlıklarının daha çok zorbalığa maruz kaldığı bilinmektedir. Bu durum toplumsal eşitsizliklerle mücadelede önemli bir engel oluşturur. Örneğin, özellikle kadınlar bir feminist kampanya başlatan veya toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çevrimiçi tartışmalara katılan kişiler, çevrimiçi tehditler ve zorbalıklarla karşılaşabilir. Siber uzayda daha çok kadınlar, cinsel, küfür içerikli mesajlar, kişisel fotoğraf, video ve bilgilerin yayılma tehdidi veya ısrarlı takiple karşı karşıya kalmaktadır.
Sonuç
Suçun doğası zamanla değişse de, dijitalleşmeyle birlikte daha geniş bir boyut kazanmıştır. Suç olgusu dijital çağda yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında da ele alınması gereken küresel bir meseleye dönüşmüştür. Hukuki boşlukların doldurulması, dijital çağda suçla mücadelede önemli bir adım olacaktır.
Kaynakça:
Şenol, D., & Karataşoğlu, E. B. (2022). Siber suçlara sosyolojik bakış. Academic Social Resources Journal, 7(33), 36–53.
Güllü, İ. (2014). Suç Olgusuna Teorik ve Eleştirel Bir Yaklaşım. KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 16 (Özel Sayı I), 104–107.
Laloğlu, P. (2018). Hegemonik Erkeklik ve Şiddet. Akademia Sosyal Bilimler Dergisi, (Special Issue 1), 393–397.
Selin Koçak (2021), Adli alanda kadın suçluluğunun görünürlüğü üzerine eleştirel bir bakış, Toplum ve Sosyal Hizmet, 32(2): 607–621.
Wikipedia contributors. (2025, Agust 20). Hegemonic Masculinity. In wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Hegemonic_masculinity
Birgün gazetesi. (2009, 23 Haziran) Erkekler Kadınlardan Daha Fazla Suç İşliyor. https://www.birgun.net/haber/erkekler-kadinlardan-daha-fazla-suc-isliyor-46875
İletim İstanbul. (2009, 11 Ekim) Suçun Tarihsel Evrimi : Suç ve Suçlu Üzerine https://iletim.istanbul.edu.tr/index.php/2019/10/01/sucun-tarihsel-evrimi-suc-ve-suclu-uzerine/
Görsel Kapak Kaynağı: t24.com.tr














[…] Olayın ardından istasyonda gözaltına alınan Brown, federal makamlarca “toplu taşımada ölümle sonuçlanan eylem” suçlamasıyla yargılanıyor. Bu suç, ABD yasalarına göre müebbet hapis ya da ölüm cezası anlamına geliyor. […]