Türkiye’de televizyon dizileri, magazin haberleri ve popüler kültür ürünleri, erkeklerin aldatma davranışlarını sıklıkla doğal bir unsur olarak temsil ediyor. Özellikle magazin medyasında ünlü erkeklerin evlilik dışı ilişkileri “çapkınlık” ya da “gönül macerası” gibi ifadelerle sunulurken, kadınların benzer davranışları ahlaki bir “kusur” olarak kınanıyor ve sert bir dille yargılanıyor. Bu çifte standart, ataerkil kültürün erkeklik lehine ürettiği ayrıcalıkların medya yoluyla yeniden üretildiğini göstermektedir.
Nitekim araştırmalar, birçok toplumda erkek aldatmasının öngörülebilir, hatta normal bir davranış biçimi olarak algılandığını ortaya koymaktadır. Erkeklerin aldatmasının olağanlaştırılması yalnızca bireysel ilişkilerde değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sürdürülmesinde de kritik bir rol oynamaktadır.
Türk televizyonunda “çapkın erkek” stereotipi
Türk televizyon dizilerinde erkeklerin aldatma davranışı, çoğunlukla dramatik gerilimi arttıran fakat ahlaki açıdan ciddi şekilde sorgulanmayan bir unsur olarak işlenmektedir. Örneğin Aşk-ı Memnu dizisinde Behlül karakterinin evli bir kadınla yaşadığı ilişki, toplumsal bir yıkım yaratmasına rağmen seyirciye çoğu zaman romantik ve tutkulu bir serüven gibi aktarılmıştır. Benzer biçimde Yasak Elma dizisinde erkek karakterlerin sürekli olarak farklı kadınlarla ilişkiler yaşaması, kimi zaman mizahi unsurlar üzerinden sunulmakta ve “çapkınlık” olarak hafifletilmektedir. Oysa kadın karakterler benzer biçimde evlilik dışı ilişkilere girdiğinde, genellikle dramatik bir cezalandırma sürecine maruz bırakılmakta ya da hikâyeden çıkarılmaktadır. Dolayısıyla diziler, ataerkil normları yeniden üreterek erkek aldatmasını meşru, kadın aldatmasını ise suçlayıcı bir bakışla temsil etmektedir.

Görsel Kaynağı: olay.com.tr
Kadının aldatması “ahlaksızlık”, erkeğinki “özgürlük”
Medya, toplumun aynasıdır. Bu yüzden televizyonda ve beyaz perdede izlediğimiz her eser, toplumsal bakış açımızın görsele dönüştürülmüş halidir. Güncel Türk televizyon dizileri ve filmler gösterir ki; erkeklerin kadınları aldatması komedi adı altında normalleştirilmeye çalışmaktadır ve bu davranışlarından sorumlu tutulmak yerine durumun “erkek doğası” olduğu fikri diretilmektedir. Bu şekilde yalnızca bireysel ilişkilerdeki eşitsizlikler derinleşmekle kalmamakta, aynı zamanda ataerkil düzenin sürdürülmesinde de önemli bir rol oynamaktadır. Kadının bu duruma tolere etmesi, bunu normal olarak kabul etmesi beklenmektedir. Ancak aynı davranışı bir kadın yaptığında, bu aksiyonun telafisi yoktur.
Erkeğin aldatması “bedensel özgürlük” kılıfına sığdırılırken, kadına “ahlaksız” damgası yapılır. Medya ve popüler kültür ürünlerinde erkeklerin aldatmasının olağanlaştırılması, yalnızca kurgu dünyasında kalmayıp gerçek hayata da yansımaktadır. Erkekler tarafından gerçekleştirilen aldatmalar çoğu zaman toplumsal normlar ve arkadaş çevresi tarafından anlaşılabilir davranışlar olarak karşılanmakta; erkeklikle özdeşleştirilen risk, macera ve özgürlükle meşrulaştırılmaktadır. Buna karşın, kadınların aynı davranışı göstermesi ciddi eleştirilere, sosyal damgalamaya ve bazen şiddetle sonuçlanan yaptırımlara yol açmaktadır.
Ataerkil medya anlayışına karşı feminist bakış
Feminist bir perspektiften bakıldığında, aldatma davranışının cinsiyete göre farklı şekilde değerlendirilmesi, kadın ve erkeğin eşit hak ve sorumluluklarla ilişkilerini sürdürmesini engelleyen bir yapısal sorundur. Kadınlar sadakatli olmak zorundayken, erkekler bu kıstasın dışında tutulmaktadır. Aldatmak cinsiyet farketmeksizin meşrulaştırılacak bir davranış değildir.
Türk medyası gösterir ki, erkekler için bu davranış normal olarak görülmekte hatta kimi zaman yüceltilmektedir. Bu çifte standart, kadın ve erkek eşitliğini sağlama çabalarını baltalamakta ve ataerkil normların sürdürülmesine hizmet etmektedir. Bu nedenle, erkek aldatmasının medyada normalleştirilmesine son verilmeli; kadın ve erkeklerin eşit sorumluluk ve davranış standartlarıyla temsil edildiği bir kültürel anlayışın inşası gerekmektedir.
Kaynakça:
Cheating and gender: Examining the double standards in society’s perceptions. (2021, March 4). Vocal Media.
Akçalı, E., & İnceoğlu, İ. (2020). Televizyon dizilerinde toplumsal cinsiyet. Fe Dergi.
Barta, W., & Kiene, S. M. (2020). Infidelity, romantic relationships, and mental health: A systematic review. International Journal of Environmental Research and Public Health, 17(16), 5682.
Vandello, J. A., Cohen, D., Grandon, R., & Franiuk, R. (2009). Male honor and female fidelity: Implicit cultural scripts that perpetuate domestic violence. Journal of Personality and Social Psychology, 97(5), 767–779.Demokratik Modernite. (2025, February). Medyada fallus-merkezcilik ve ataerkil söylemler. Demokratik Modernite, 49.
Kapak Görseli: gazeteoksijen.com
















[…] yalnızca biyolojik değil, kültürel olarak da değersizleştirilmesine hizmet ediyor. Bu dizi temsilleri yalnızca ekranda kalmıyor; izleyicilerin bilinçaltına da işleniyor. Kadınların belli bir […]