Yazar: 3:19 pm Köşe Yazıları 1 Yorum

Kadın kooperatifleri: Görünmeyenin görünür hikâyesi 

Ayşe sabahın erken saatinde yoğurduğu hamurdan erişteyi güneşe sererken aklında tek bir düşünce vardı: o gün satacağı erişteler belki de oğlunun okul defterine, belki mutfakta eksik kalan yağa dönüşecekti. Kadın kooperatifleri, işte bu küçük hikâyelerden oluşan büyük bir dayanışma zinciri aslında.

Türkiye’de kadın kooperatifleri son yıllarda hızlı bir artış gösterdi. Ticaret Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre bu sayı 1.211’e ulaşmış durumda. Aktif olanların sayısı 1.129, ortak sayısı ise 14.874. Yani artık binlerce kadın, emeğini kolektif bir çatı altında görünür kılabiliyor. Ancak bu veriler tek başına gerçeği yansıtmıyor. Çünkü perde arkasında kadınlar, çoğu zaman aile bütçesini biraz olsun rahatlatabilmek ve mutfaktaki yükü hafifletebilmek için kooperatiflere katılıyor. 

İstatistiklerle büyüyen umut 

  • 2025 itibarıyla Türkiye’de kadın girişimi kooperatiflerinin sayısı 1.211, faal olanların sayısı 1.129, ortak sayısı ise 14.874 kişi
  • 2018’de yalnızca olan sayı, 2020’de 333’e, ortak sayısı ise 4.783’e yükseldi. 
  • 2021’de sayı 6692022’de ise 944’e ulaştı. 

Dünya genelinde ise tablo daha ileri. Avrupa Birliği ülkelerinde kadın kooperatifleri yalnızca gıda değil; bakım hizmetleri, turizm, tekstil ve dijital üretim alanlarında da aktif. İtalyada 2019 itibarıyla 21 binden fazla kadın kooperatifi bulunuyor ve bunların çoğu hem ulusal hem de uluslararası pazara entegre durumda. 

Görünmeyen gerçekler 

Ama işin en çarpıcı tarafı istatistiklerde gizli değil. 

  • Türkiye’de ev içi ücretsiz bakım emeğinin %86’sını kadınlar üstleniyor. Kadın kooperatifleri bu yükün ortasında nefes aldırıyor. 
  • Çoğu kadın, kooperatiften elde ettiği gelirle elektrik faturasını ödüyor, çocuğuna okul çantası alıyor, mutfak alışverişini tamamlıyor
  • Deprem bölgelerinde veya göçmen kadınların yoğun yaşadığı yerlerde kooperatifler, yalnızca ekonomik değil, psikolojik dayanışmanın da mekânı haline geliyor. 

Çarpıcı gerçek: Markası var, rafı Yok 

Kadın kooperatifleri bazen öyle bir noktaya geliyor ki, adeta “yarı yolda” kalıyorlar. Bir patent alınmış, markalaşma yoluna girilmiş. Hatta ürün, köyden kente, kentten ülkeye yayılan bir potansiyele sahip. Ama iş Tarım Bakanlığı’nın izinlerine, hijyen sertifikalarına, ambalaj standartlarına gelince tablo değişiyor. Ambalaj makineleri yetersiz, paketleme tesisleri yok, gıda güvenliği belgeleri alınmamış. Bu yüzden kooperatifin ürünü çoğu zaman “yerel fuarlarda ve köy pazarlarında kalıyor. İç pazarda büyük kitlelere ulaşamıyor; uluslararası pazara çıkmak ise zaten neredeyse imkânsız hale geliyor. Kısacası, bir marka var ama raf yok. Kadının emeği bir isimle taçlanmış olsa da, o isim çoğu zaman yalnızca küçük bir köyde, bir semt pazarında yankı buluyor. 

Eksiklik nerede? 

Sorun kadınlarda değil, sorun destek mekanizmalarının tasarlanışında. Çünkü devletin verdiği teşvikler genellikle “kooperatif kurma veya ilk üretimaşamasında yoğunlaşıyor. Oysa asıl ihtiyaç, kadınların ürünlerini uluslararası pazarda satılabilir hale getirecek ambalaj ve hijyen standartlarınaTarım Bakanlığı izinlerine ve sertifikasyon süreçlerinemarkalaşmayı destekleyecek dijital pazarlama ve e-ticaret ağlarına ulaştırmak.

Görünmez kalmasın: Dünyadan ilham veren örnekler 

Dünya ölçeğinde bakıldığında, kadın kooperatifleri hem kalkınma hem de toplumsal değişim için kritik bir role sahip. Deneyimler kanıtlıyor ki, gerekli altyapı ve sürekli destek mekanizmaları sağlandığında, bu yapılar yalnızca bulunduğu bölgeyle sınırlı kalmıyor, uluslararası pazarda da etkisini gösteriyor. 

  • İtalya: Sosyal kooperatif modeliyle, kadınlar bakım hizmetlerinden tarıma, turizmden tekstile kadar pek çok alanda güçlü bir şekilde var. İtalya’da 20 binden fazla kadın kooperatifi, devletin sadece kuruluş değil, pazarlama ve kalite standartları konusunda verdiği destekle Avrupa pazarında ihracat yapabiliyor. 
  • İspanya: Bask bölgesindeki Mondragon Kooperatifler Birliği, yalnızca ekonomik değil, sosyal bir devrim örneği. Kadın girişimcilerin yer aldığı kooperatifler hem e-ticaret altyapısı hem de uluslararası marka stratejisi ile destekleniyor. 
  • Latin Amerika: Brezilya ve Meksika’da kadın kooperatifleri, özellikle kahve ve el işi üretiminde ihracata yönelmiş durumda. Devlet, ambalaj ve hijyen standartları için ortak üretim merkezleri kurarak kadınlara maliyet avantajı sağlıyor. 

Ne yapılmalı? 

Devlet teşviklerinin ve hibelerinin bundan sonra önceliği, bu alanlar olmalı. Kadın kooperatifleri yalnızca kuruldukları için değil, ambalajlama, paketleme, ihracat standartları, sertifikasyon ve markalaşma süreçlerinde güçlendirildikleri için varlığını sürdürebilir. Bugün bir kavanoz reçel ya da bir şişe zeytinyağı, köy pazarında sadece birkaç lira ediyor olabilir. Ama aynı ürün, uluslararası pazarda doğru ambalajla, doğru sertifikayla, doğru marka stratejisiyle kat kat fazla değere satılabilir. Bu fark, yalnızca kadının değil, ülkenin refahına doğrudan katkıdır

Son söz 

Kadın kooperatifleri, yalnızca sayılarını artırarak değil; markalarını dünya raflarına taşıyacak politikalarla desteklendiklerinde gerçek bir kalkınma aktörü olabilir. Onları sadece kurmakla değil, sürdürülebilir hale getirmekle yükümlüyüz. Eğer kadın kooperatiflerinin gerçekten kalkınmanın aktörü olması isteniyorsa, onları yalnızca kuruluş aşamasında desteklemek yetmez. Devletin, markalarını dünyaya taşıyacak politikalarla yanlarında olması gerekir. Çünkü bir kavanoz reçel, yalnızca bir mutfağın değil, bir ülkenin kalkınma hikâyesinin de simgesidir.

Kaynak:

esnafkoop.ticaret.gov.tr

stgm.org.tr

kalkinmakutuphanesi.gov.tr

surdurulebilirlik.nisantasi.edu.tr

tuik.gov.tr

Visited 43 times, 1 visit(s) today
Close