Yazar: 10:53 am Toplumsal Cinsiyet Sözlüğü

Mankeeping: Görünmeyen emek, görünür yorgunluk

Çoğu zaman ilişkilerde, sosyal hayatı organize eden kişi kadındır. Partnerinin arkadaş buluşmalarını planlayan, ailesiyle olan iletişimini sürdüren, hatta unuttuğu doğum günlerine hediye seçen… Tüm bu görünmeyen işler, bir sevgi göstergesi değilidir. Sanki bir iş bölümüymüş gibi kadınların omzuna binen ve patriyarkanın ikili ilişkilere yansımış halidir: Mankeeping.

Mankeeping nedir?

Kadınların, erkeklerin azalan sosyal bağlarını ve duygusal yetersizliklerini telafi etmek için harcadıkları zaman, enerji ve duygusal emek “mankeeping” olarak tanımlanıyor. Bu kavram; ilişkilerde kadınlara yüklenen “duygusal dadılık” rolünü, yani partnerin sosyal organizasyonundan ruhsal krizine kadar her şeyle ilgilenme halini tarif ediyor. Türkçeye “erkek bakım yükü”, “duygusal eş idaresi” ya da “ilişkisel görünmez emek” olarak çevirebileceğimiz bu durum, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ilişkilerdeki en yorucu ve yıpratıcı görünmeyen hallerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Stanford Üniversitesi’nden gelişim psikoloğu Dr. Angelica Puzio Ferrara tarafından tanımlanan “mankeeping”, kadınların romantik ilişkilerde partnerlerinin duygusal, sosyal ve psikolojik yüklerini taşımasını ifade ediyor. Partnerine yol arkadaşlığı değil, adeta duygusal danışmanlık yapan kadınlar için bu durum yıpratıcı olmanın ötesinde görünmez bir iş yükü anlamına geliyor.

Displeased woman refusing to talking with her boyfriend while having an argument at home.

İlişkide kadının adı: Planlayıcı, dinleyici, hatırlatıcı 

Kadınlar genellikle sevgililerinin sosyal hayatlarını organize eden, ruhsal iniş çıkışlarını düzenleyen, onun yerine düşünen, hisseden, yön veren kişiye dönüşüyor. Bu da, kadınların kendilerini sadece bir sevgili gibi değil; bir koç, bir terapist, bir sekreter gibi hissetmesine neden oluyor. Bu görevlerin adı dahi konmuyor çoğu zaman. Çünkü ilişkinin doğasında var olan roller olarak görülüyor. Ama aynı doğanın içinde kadınların duygu durumları, yorgunlukları, kırılgınlıkları hatta susma hakkı bile yok sayılıyor ve görmezden geliniyor.

Erkeklerin yalnızlığı, kadınların yükü

Araştırmalar gösteriyor ki erkekler sosyal ilişkilerini kadınlara göre daha sığ ve duygusal paylaşıma daha kapalı olarak yaşıyor. Bu da erkekleri, duygusal ihtiyaçlarını çoğunlukla ikili ilişkilerde romantik partnerlerine yöneltmeye itiyor. Ama bu yük, karşılıklı değil. Kadınlar, partnerlerinin eksik duygusal yanlarını da taşımak zorunda kalıyor. İlişkilerdeki bu duygusal dengesizlik, kadınlar açısından ciddi bir eşitsizlik alanı yaratıyor. Erkeklerin yalnızlığı, kadınların fazladan emeğine dönüşüyor. Ve bu emek, çoğu zaman aşk sanılıyor. Oysa aşk, birinin diğerini sırtında taşımak değil; birlikte yürümek demek.

Flört, kadınlar için neden tükenmişliğe dönüşüyor?

Kadınların flört sahnesinden ve romantik ilişkilerden uzaklaştığını gösteren veriler artıyor. Artık birçok kadın, ilişkilerdeki dengesiz duygusal yük dağılımını sorguluyor. “Onu ben taşıyorum” hissiyle gelen yorgunluk, ilişkiden kaçışın en önemli sebeplerinden biri haline geliyor.

Kadınların görünmeyen emeği, zamanla görünür bir tükenmişliğe dönüşüyor: Kronik yorgunluk, duygusal gerilim, içe çekilme, hatta duygusal izole bir hâl… İlişkide karşılıklı bir bağ kurmak yerine, bir tarafın sürekli “iyileştirme” görevini üstlenmesi, ilişkide kadını eşitlikten uzaklaştırıyor.

Kadınların flörtten ve ilişkilerden uzaklaşmasının bir nedeni de bu duygusal yük yorgunluğu. Artık birçok kadın, “beni taşıması gereken birini taşımak zorunda kaldım” hissiyle ilişkilerden geri duruyor. Görünmeyen emek, zamanla görünür bir yorgunluğa dönüşüyor. Tükenmişlik, öfke, içe kapanma, uzaklaşma ilişkilerin merkezine yerleşiyor.

Bu döngü neden kırılmalı?

Mankeeping yalnızca kadınları değil, erkekleri de etkileyen yapısal bir sorun. Kadınların duygusal olarak tükenmesi, erkeklerin de sağlıklı ilişki kurma becerilerinin gelişmesini engelliyor. Partnerine bağımlı, kendi duygu dünyasıyla teması zayıf erkek figürü, ne kendine ne ilişkiye iyi geliyor.

Bu nedenle mankeeping kavramının sadece bireysel ilişkilerin değil, toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansıması olarak ele alınması gerekiyor. Erkeklerin duygusal emek talebini kadınlardan değil; kendi arkadaşlık ilişkilerinden, terapiden, duygusal sorumluluk alma pratiğinden öğrenmesi gerekiyor.

Çözüm: Duygusal yükü tanımak ve yeniden dağıtmak

İlişkilerdeki görünmeyen emeği görünür kılmak için önce konuşmak gerek. Duygusal emek kimden bekleniyor? Kim, kimin yükünü taşıyor? Bu paylaşım gerçekten karşılıklı mı? Bu gibi soruların çiftler arasında açıklıkla konuşulması ve gerekirse destek alınması ilk adım olabilir.

Kadınlar, bu yükü sırtlamak zorunda olmadıklarını yüksek sesle söylemeye başladıkça ilişkilerde yeni bir denge kurulabilir. “Ben senin terapistin değilim” diyebilen kadınlar, yalnızca kendi sınırlarını değil, erkeklerin büyümesi gereken alanları da işaret ediyor.

İlişkilerdeki emek, sadece fiziksel değil; duygusal olarak da paylaşılmalıdır. Çünkü kadınlar eşitlik istiyor. Ve eşitlik, duygusal yüklerin de eşit dağıtıldığı yerde başlıyor. 

KadınKöy olarak diyoruz ki: Hiçbir kadın, bir erkeğin duygusal yükünü taşımak zorunda değildir. Duygulara omuz olmak, kadınlara biçilen bir görev değil, paylaşıldığında anlam kazanan bir dayanışmadır. İlişkilerde yükler eşitlenmeden gerçek bir bağ kurmak sadece bir tarafın tükenmesiyle sonuçlanır. Kadınlar “duygusal emek makinesi” değil; eşit söz, eşit sorumluluk, eşit bakım hakkı talep ediyor.

Kaynak:

theguardian.com

aktuelpsikoloji.com

huffpost.com

Visited 34 times, 1 visit(s) today
Close