Yazar: 10:26 am Köşe Yazıları

Kadın bedeni üzerindeki kolektif söz hakkı

Herkesin konuştuğu beden

Kadın bedeni hâlâ bireysel bir alan olarak tanınmaz. Üzerinde herkesin söz söyleme hakkı gördüğü, yorumladığı ve yönlendirdiği kolektif bir mesele olarak ele alınır. Toplum, aile, medya ve yabancılar; kadın bedenini denetlenebilir, düzenlenebilir ve gerektiğinde sınırlandırılabilir bir alan gibi görür.

Bir kadının kendi bedeniyle ilgili kararları tek başına alması çoğu zaman “aşırı”, “aceleci” ya da “tehlikeli” olarak etiketlenir. Çünkü kadın bedeni sadece bireysel bir varoluşa değil, toplumsal düzenin devamına ait kabul edilir. Bu yüzden karar alma hakkı, kadının kendisinden çok çevresi tarafından sahiplenilir; kadın kendi bedeni üzerinde sürekli bir müzakerenin nesnesi hâline gelir.

Kadın bedeninin kamusal bir alana dönüşmesi

Kadın bedeni kamusal alanda sürekli okunur, değerlendirilir ve anlamlandırılır. Kilo alması sağlık söylemiyle meşrulaştırılır; kilo vermesi bu kez ölçüsüzlükle ilişkilendirilir. Hamile kalmayan kadın sorgulanır, hamile kalan kadın ise bedenine dair ayrıntılı bir denetimin içine çekilir. Kadının bedeni, her durumda başkalarının gündemine dahil edilir.

Giyim hiçbir zaman tarafsız kabul edilmez. Cesur bulunduğunda ahlak tartışmaları, örtük bulunduğunda baskı söylemleri devreye girer. Kadın bedeni her koşulda bir mesaj taşıyormuş gibi yorumlanır. Bu yaklaşım kadını sadece bedeniyle tanımlar ve var olabilmesi için kendini savunmaya zorlar.

İyi niyet söylemiyle kurulan denetim

Kadın bedenine yönelen müdahaleler çoğu zaman doğrudan bir zorlamayla kurulmaz. “Senin iyiliğin için”, “ileride üzülmemek adına”, “biz senden daha iyi biliriz” gibi ifadelerle meşrulaştırılır. Kullanılan dil müdahaleyi normalleştirir ve itirazı zorlaştırır. İyi niyet söylemi, denetimi görünmez kılar. Kadın itiraz ettiğinde anlayışsız ya da sorun çıkaran biri olarak etiketlenir. Böylece müdahale doğal ve gerekli bir davranış gibi kabul edilir. Kadının bedeni üzerindeki söz hakkı sessizce elinden alınır.

Kadın bedeni üzerinden kurulan düzen

Kadın bedeninin bu denli görünür ve tartışılır olması tesadüf değildir. Toplumsal düzenler, en somut ve en kolay denetim alanı olarak bedeni seçer. Ne giyeceği, nasıl davranacağı, ne zaman anne olacağı ya da olmaması gerektiği belirlenir.

Beden, toplumsal sınırların çizildiği temel alandır. Kadınlar bu alan üzerinden kontrol edilir; neyin kabul edilebilir, neyin kabul edilemez olduğu bedenleri üzerinden belirlenir. Bu durum bireysel tercihlerle açıklanamaz. Asıl mesele, kadınların hangi baskılar ve beklentiler içinde seçim yapabildiğidir.

Kürtaj üzerinden kurulan bedensel itaat

Kürtaj tartışmaları, kadın bedeninin nasıl hızla kamusal bir alana çekildiğini açık biçimde gösterir. Kadının hayatı, sağlığı ve geleceği; ahlaki ve politik söylemlerin arkasında geri plana itilir. Tartışmanın merkezinde kadın olmasına rağmen, kadın çoğu zaman söz hakkı bulamaz. Bu noktada tartışma yaşamdan çok kurallara uyma meselesine döner. Kadın bedeni, politik ve ahlaki düzenin sürmesi için kullanılan bir alana indirgenir. Kadının kendi hayatı ve bedeni hakkında söz söyleme hakkı bilinçli biçimde daraltılır.

Annelik üzerinden kurulan zorunluluk hali

Annelik, kadın bedeniyle neredeyse kaçınılmaz bir bağ içinde sunulur. Anne olmak istemeyen kadın eksik, isteyen ama zorlanan kadın yetersiz sayılır. Anne olan kadın ise bu kez anneliği nasıl yerine getirdiği üzerinden sürekli denetlenir. Bu noktada kadın bedeni bireysel bir yaşamın değil, toplumsal beklentinin taşıyıcısı hâline gelir. Annelik bir tercih olmaktan çıkar; görev, sorumluluk ve fedakârlıkla özdeşleştirilir. Kadının bedeni, kendi yaşamından çok başkalarının beklentilerine hizmet eder.

Cinsellikte süregelen çifte standart

Kadın cinselliği ya bastırılır ya da sıkı bir kontrol altına alınır. Cinselliğini talep eden kadın ahlaksızlıkla, istemeyen kadın soğuklukla suçlanır. Sınır koyan kadın sorun çıkaran biri olarak etiketlenir. Kadın bedeni arzunun öznesi değil, düzenlenmesi gereken bir alan olarak kabul edilir. Kendi bedeni üzerinde söz sahibi olmak isteyen kadın, ne yazık ki mevcut düzen için rahatsız edici bir figüre dönüşür.

Yaşlanmayla birlikte gelen görünmezlik

Kadınlar yaş aldıkça kamusal alandaki görünürlüklerini kaybeder. Medyada, reklamlarda ve anlatılarda giderek daha az yer bulur. Erkekler yaş aldıkça olgunlukla anılırken, kadınlar bakımsızlık ve değersizlikle ilişkilendirilir. Bu durum, beden üzerindeki denetimin geçici olmadığını; yaşamın tamamına yayıldığını gösterir. Kadın bedeni gençlikte kontrol edilir, yaşlılıkta ise yok sayılır.

Özgür seçim söyleminin sınırları

Kadınlara sıkça “kendi seçimin” denir. Ancak bu seçimler, yargı, baskı ve cezalandırılma ihtimaliyle çevrili bir alanda yapılır. Toplumsal bedeller bu kadar ağırken, özgürlük söylemi çoğu zaman yüzeysel kalır. Gerçek özgürlük, yanlış yapma hakkını da içerir. Kadınlara bu hak nadiren tanınır; hata ihtimali bile denetimin gerekçesi hâline getirilir.

Farkındalık

Kadın bedeni bir tartışma konusu değildir.

Bir aile meselesi değildir.

Bir toplum projesi hiç değildir.

Kadın bedeni, yalnızca kadına aittir.

Bu yazı, yazarın kişisel görüşleri çerçevesinde ele alınmıştır.

Visited 36 times, 1 visit(s) today
Close