Merhabalar sevgili okurlar, bu yazımızda sizlere adalet kavramının sosyal medya ve gerçek hayattaki işleyiş şekillerini değerlendirmek istiyorum. Çoğu yerde kendi düşüncelerime de yer vereceğimi baştan belirtmek isterim. Hepimiz biliyoruz ki kanunlar ve kurallar toplumu düzene sokabilmek için varlardır. Fakat bu kanunlar olması gerektiği gibi uygulanmadığı takdirde toplumda bir kesim insanın “bu suça bu ceza veriliyor bende şöyle yapayım o zaman” demesine ve bazen de ne yazık ki suç işlemesine neden olabiliyor.
Yıllardır kadınlarla ilgili toplumda yankı bulan şiddet olaylarında da bu tarz benzer durumlarda karşılaşabilmekteyiz. Ancak yaşanılan şiddet olayı sosyal medya gündemine düşmeden önce önlemler konusunda esnek davranılırken olay gerçekleşip yoğun bir tepki ve kamuoyunun ciddi linçine maruz bırakıldıktan sonra olayı gerçekleştiren faille ilgili işlemlerin yapıldığını fark ettik.
Çoğu olayda gözlemlediğim bir şeyi size de aktarmak istiyorum: Mağdur çoğunlukla faili defalarca şikâyet etmiş hatta uzaklaştırma kararı bile aldırmış iken fail, sistemli olarak mağdurun yakınına ısrarla yaklaşabiliyor ve çoğunlukla da sonu üzücü bir şekilde son buluyor. Peki bu yeterli bir takip sistemi yürütülememesinden midir?

Sosyal “adalet” mi haklarımızı koruyacak?
Özellikle neden kadına yapılan şiddet olayları görmezden geliniyor? Neden müdahale, zamanında değil de sonuçtan sonra gerçekleşiyor? Kadına yapılan istismar, ısrarlı takip veya şiddetin neden yaptırımı sosyal medyada oluyor? Bu konu ile ilgili araştırma yaparken karşıma bunu destekleyen bir metin çıktı:
“Kadın cinayetlerinin bir taraftan yıllar içerisinde artış göstermesine karşın diğer taraftan söz konusu işlenen cinayetler sonrasında ortaya çıkan gelişmeler, yaşananların azalmasına değil hatta tam aksine daha da fazlalaşmasına yol açmıştır. Bu noktada hukuksal eksikliklerin yanı sıra başta medya olmak üzere yaşananlar karşısında alınan daha doğrusu alınamayan önlemlerin altının çizilmesi önem arz etmektedir. Özellikle son birkaç yıl içerisinde sosyal medya olanaklarının artması sonucunda, kadınlara yönelik cinayetlerin ve bu cinayetlerin sonucunda ortaya çıkan hukuksal sonuçların kamuoyunda daha fazla konuşulur olması dikkat çekicidir. Artık medyanın gündeme getirdiği bütün kadın cinayetleri başta Twitter (X) olmak üzere sosyal medya platformları üzerinden geniş kitleler ile buluşmakta ve kamuoyunun olup bitenlere yönelik tepkisi, daha fazla ses getirmektedir. Hatta zaman zaman buralarda yankılanan tepkilerin sonucunda adli makamlar harekete geçmek durumunda kalmakta ve zanlıların tutukluluk hallerinin sürdürülmesi konusunda kararlar hayata geçirilebilmektedir.”
-Talimciler, Ahmet. ‘‘Kadın Cinayetlerinde Hukuktan Rol Çalan Sosyal Medya’’.
Metinde de aslında alınmayan önlemlerin sonucunda çıkan tepkiler sonrası yapılması gerekenin sonradan yapıldığı vurgulanmıştır.

Beyanı esas almak mı suçu yumuşatmak mı önemli?
Peki bu şiddet ve cinayet olaylarında neden sosyal medya tepkileri daha etkili de mağdurun şikâyeti etkisiz. Toplumsal kadın- erkek rolleri mi karar alınmasını etkiliyor yoksa bunu da irdelemek gerekiyor. Kadına yönelik bir suç işlendiğinde failin yaptığı suçu gerek verilen kararlarla gerekse tamamen suçsuz göstermeye yönelik ifadelerle yumuşatılmaya çalışıldığını düşünüyorum.
Giden kayıplar veya yaşanan acıları yumuşatılmaya çalışılan suçlarla neden bir ceset torbasına dönüştürmeyi tercih ediyorlar? Bunun yanıtını ben de merak ediyorum. Mesela aynı yazıda çıkan haberlerinde bu süreçleri etkilediğine vurgu yapılmış, failin bilgilerinin üstü kapatılıp mağdurun görseli ve ismine kadar verilmesine değinilmiş hatta bence utanılmasa açık adresine kadar paylaşacaklar ama açılacak davalardan korktuklarını düşünüyorum.
Tecavüz ve şiddet mağdurlarını da önemsenmeyerek ve yalnız bırakıldığını düşünüyorum hatta zamanında siyasi bir isim; ‘tecavüz mağduru hamile kalırsa kürtaj yaptırmasın devlet bakar’ gibi insan psikolojisinden anlamayan açıklamalarda bulunmuştu.
Şikâyet etmek mi sosyal medyaya sığınmak mı?
Kadınların artık bazı konularda devlet kurumlarına güveninin gittikçe zedelendiğini düşünüyorum. Bunların başlıca nedenlerinden biri kadınlara güven değil korku dolu bir ortam sağlanması. Uzaklaştırma kararı alan kadınların sonrasında cinayet haberleri karşımıza çıkıyor oluşu hem haklarımızı arama konusunda geri planda kalmamızı sağlıyor hem de saklanarak insanlara güven duygumuzu sorgulatan psikolojik destek alarak hayatta kalmamızı sağlayan bir düzende bir yaşam düzenine mahkûm ediyor.
Sırf adres gizliliği olmamasından dolayı uzaklaştırma kararı almaya çekinen bir sürü kadın vardır muhakkak buradaki ana düşüncelerden biri de “ya kışkırtırsam” düşüncesi aslında. Bu nedenle de bazı kadınlar belli bir süre sonra sosyal medyadan yardım isteyerek seslerini duyurmaya çalışıyor. Çünkü bir kuruma giderlerse yalnız bırakılacaklarından korkuyorlar. Caydırıcı cezalar veya dikkate alınan şikayetler olmadıkça sosyal medyadan adalet arayışı da gün geçtikçe daha da fazla artış gösterecek gibi görünüyor.
Kaynakça:
Ahmet Talimciler.‘‘Kadın Cinayetlerinde Hukuktan Rol Çalan Sosyal Medya’’, Sosyologca, Sayı 22.















