Yazar: 12:53 pm Köşe Yazıları 1 Yorum

Unutulmuş bir öncü: Muhlise Bubi’nin ışığında kadın ve adalet

Tarih, bazen unutulmuş kahramanların izleriyle yeniden yazılır. Kadınların çoğu zaman arka plana itildiği bir toplumda, cesur adımlarıyla kalıpları yıkan Muhlise Bubi, işte bu kahramanlardan biridir. Onu yalnızca bir eğitimci ya da bir hukukçu olarak görmek yetersiz kalır. Çünkü Muhlise Bubi, Türk-İslâm dünyasında kadının yerini yeniden tanımlayan, eğitimle adalet arasında güçlü bir köprü kuran bir öncüdür

Muhlise Bubi aynı zamanda, İsmail Gaspıralı öncülüğünde Türkistan aydınları tarafından şiar edinilen Cedidizm hareketinin en büyük temsilcilerinden biridir. Cedidcilerin kadimci (gelenekçi, bağnaz) anlayışları yıkarak, kız çocuklarının eğitimlerine önem vermeleri, onları sadece “eğitim reformisti” değil “dilde, işte, fikirde ”birlik düsturuyla etüt edinilen kümülatif bir toplum inşasına itmiştir.”

Muhlise Bubi: Tatar Toplumunda Kadın Eğitiminin Öncüsü

1869 yılında doğan Muhlise Bubi, Tatar toplumunun değişim sancıları içindeki bir dönemde yetişti.  Çocukluk yıllarında aldığı geleneksel medrese eğitimi, onun ilimle buluşmasının başlangıcı oldu. Ancak kısa sürede erkek kardeşleriyle aynı ortamda derslere katılması, zekâsı ve kararlılığı sayesinde farklı bir yola yönelim gösterdi. Aliya Mutallimova’nın (2022) belirttiği gibi, Muhlise Bubi’nin öğrenmeye olan iştiyakı ve kadınların da eğitim hakkına sahip olması gerektiğine dair inancı, onu çağının çok ötesine taşıdı. Soy isminin geldiği Bubi köyünde Tatar halkının ilk kız okullarını kurucuları arasında yer aldı ve de bu okulun müdireliğini yaptı. 

Eğitimde Cedîd Hareketi ve Muhlise Bubi

Yirminci yüzyıl başlarında Cedîd hareketi, Müslüman topluluklarda eğitimin yenilenmesini savunuyordu. Bu hareketin Tatar toplumunda da güçlü bir karşılığı vardı. Muhlise Bubi ve kardeşleri, Cedîd fikirlerinden etkilenerek özellikle kız çocuklarının eğitimi için mücadele etti. Onların açtığı medreselerde yalnızca Kur’an ve dini bilgiler değil, aynı zamanda matematik, tarih, edebiyat ve coğrafya dersleri de okutuluyordu (Şen, 2023). Bu yaklaşım, dönemin toplumsal algısına meydan okuyan bir devrim niteliği taşıyordu, nitekim kadimci geleneği savunan avam kişiler, kız çocuklarının okumasını “din dışı” olarak görmekteydiler. 

Muhlise Bubi

Görsel Kaynağı: fikriyat.com

Kadın öğretmenler yetiştirmek amacıyla kurslar açan Bubi, kadınların yalnızca ev içi rollerle sınırlandırılmasına karşı çıkıyordu. Fikriyat’ın (2025) aktardığına göre, bu medreselerde kız öğrenciler için modern ders içerikleri hazırlanmış, kadınların da düşünsel ve mesleki açıdan güçlenmeleri sağlanmıştı. Bu gibi gelişmeler ve eğitimde pedagojik yaklaşımlar bahsi geçen “cedidizm” şiarının etkileridir. 

1911 yılında Bubi’nin medresesine yapılan baskında kitapların yakılması ve okulun kapatılması, onun yolunu kesmeye yetmedi. Haberalp’in (2023) yazdığı gibi, bu baskın Bubi’nin kararlılığını kırmadı; aksine, kadınların toplumdaki konumunu güçlendirme mücadelesini daha da derinleştirdi.

1917 Kurultayı ve kadılık görevi

1917 yılı, Rusya’daki Müslümanlar için tarihi bir dönemeçti. Kazan’da toplanan Müslüman Kurultayı’nda birçok önemli karar alındı. Bu kurultayda Muhlise Bubi, tarihte bir ilk olarak “kadı” seçildi (Mutallimova, 2022). Kadılık, yalnızca dini hukukun uygulanması değil, aynı zamanda toplumsal düzenin sağlanmasında da kritik bir görevdi. İlk kadın “kadı” olan Muhlise Bubi, tarihimizde önemli figürlerden biridir. 

Doğu Gazetesi’nin (2025) belirttiği üzere, Muhlise Bubi yaklaşık yirmi yıl boyunca kadılık görevini sürdürdü. Kadınların haklarını gözeten, adaleti eşitlik ekseninde yorumlayan bir anlayış geliştirdi. Onun varlığı, İslâm dünyasında kadınların dini ve hukuki otoriteyi temsil edebileceğini somut olarak kanıtladı.

Avrupa’da bile kadınların henüz hukuki temsil haklarını elde etmek için mücadele ettiği bir dönemde, bir kadının kadı olarak görev yapması, dönemin toplumsal yapısı için olağanüstü bir ilericilikti. Şen’in (2023) ifadesiyle, Bubi’nin kadılığı yalnızca bir unvan değil, kadınların kamusal hayatta eşitlik mücadelesinin sembolüdür.

Görsel Kaynağı: groups.google.com

1937 ve Sovyet baskısı

Ne yazık ki Bubi’nin hayatı, dönemin siyasal çalkantılarından bağımsız değildi. 1937’de Sovyetler Birliği’nin baskı politikaları sırasında tutuklandı. “Halk düşmanı” ilan edildi ve kısa süre sonra kurşuna dizilerek öldürüldü (Haberalp, 2023). Onun trajik ölümü, aslında dönemin birçok aydınıyla aynı kaderi paylaşmasının göstergesiydi. Nitekim Cedidci aydınların birçoğu hem Çarlık Rusya’sı hem de Sovyet Rusya’sında aynı ölüm şekline maruz kalmaktaydı. 

Ancak Muhlise Bubi’nin fikirleri ve bıraktığı miras, baskıyla susturulamadı. Mutallimova (2022), onun eğitim ve adalet anlayışının Tatar kadınları için bir yol gösterici olmaya devam ettiğini, kadınların toplumsal varlık mücadelesinde ilham kaynağı olduğunu vurgular.

Bugün için anlamı

Bugün kadınların hâlâ eşitlik mücadelesi verdiği bir dünyada, Muhlise Bubi’nin hikâyesi bize çok şey söylüyor. Kadınların eğitim hakkı, mesleki gelişimi ve hukuki temsilinin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. O yalnızca bir tarihi kişilik değil, kadın haklarının ve özgürlüğün sembolüdür. Nitekim Bubi’nin açtığı medreseler, bize eğitimin toplumsal dönüşümdeki gücünü gösteriyor. Kadılık görevi ise, kadınların dini ve hukuki otoriteler içinde de yer alabileceğini ispat ediyor. Onun hikâyesi bize bir hakikati hatırlatıyor:

Eşitlik yalnızca kanunlarda yazılı bir hak değildir; cesur bireylerin mücadelesiyle hayata geçirilir. Muhlise Bubi, bu mücadelenin en parlak isimlerinden biridir.

Muhlise Bubi’nin mirası: Geleceğe ışık tutan bir yol

Muhlise Bubi’nin hikâyesi, geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprü gibidir. Onun hayatı bize, kadınların eğitimde ve adalette varlık göstermesinin toplumları nasıl dönüştürdüğünü anlatır.

Bugün kız çocuklarının eğitime erişimini savunuyorsak Muhlise Bubi’nin açtığı okulları hatırlamalıyız. Kadınların adalet dağıtan mercilerde bulunmasını istiyorsak, onun kadılık görevindeki cesaretini örnek almalıyız. Ve toplumsal eşitliği savunuyorsak, tarihin tozlu sayfalarına sıkışmış bu ismi yeniden gün yüzüne çıkarmalı ve yaşam felsefesini etüt ve ödev edinip şiarımız yapmalıyız. 

Kaynakça

Mutallimova, A. (2022). Tatar halkının aydını (ilk Müslime kadı) Muhlise Bubi. İdil-Ural Araştırmaları Dergisi, 4(1), 79–96. https://doi.org/10.5281/zenodo.6815038.

Şen, M. (2023). İdil-Ural bölgesinde eğitim öncüsü bir kadın: Muhlise Bubi. Vakanüvis – Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, 8(2), 3123–3142. https://doi.org/10.5281/zenodo.8345076.

Haberalp. (2023, 5 Şubat). Tatar aydını, Türk-İslâm tarihinin ilk ve tek kadın kadısı: Muhlise Bubi.

Fikriyat. (2025, 2 Haziran). İlk Müslime kadı: Muhlise Bubi. Fikriyat.

Doğu Gazetesi. (2025, 30 Mart). Türk ve İslâm dünyasında ilk kadın hâkim: Muhlise Bubi’nin ileri görüşlü eğitim ve adalet anlayışı. Doğu Gazetesi.

Kapak Görseli: fikriyat.com

Visited 33 times, 1 visit(s) today
Close