Yazar: 10:06 am Köşe Yazıları

Sabiha Sertel: Türkiye’de kadın mücadelesinin kalemi

Sabiha Sertel, Türkiye’de feminist düşüncenin öncülerinden biri olarak yalnızca yazdıklarıyla değil, yaşadıklarıyla da bir dönemin sözcüsü oldu. Gazeteciliği, sosyalist fikirleri ve kadın hakları konusundaki ısrarlı savunmasıyla, erken Cumhuriyet döneminden bugüne seslenen güçlü bir figürdü.

Kadınların eşitliği için kaleme sarılmak

1919’da Büyük Mecmua’da yayımlanan “Türk kadınlığının terakkisi” başlıklı yazısında, Türk kadınının toplumsal hayattaki vazgeçilmezliğini ve erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Sertel’e göre kadın hakları, ancak eğitim koşulları düzeldiğinde gerçek anlamda kazanılabilirdi. Kurtuluş Savaşı’nın kadınlar için bir dönüm noktası olduğunu şu sözlerle ifade etti:

“Kadınlık âleminde elli seneden beri vücuda gelemeyecek olan bir tekamül oluştu… Denebilir ki, harpten en ziyade müstefit (faydalanan) olan kadınlık alemidir.”

Marksist perspektifle feminist mücadele

1920’li yıllarda Amerika’da eğitim alması, Sertel’in feminizmini daha da derinleştirdi. August Bebel’in “Kadın ve Sosyalizm” adlı kitabı, onu dönüştüren eserlerden biri oldu:

“Bebel, benim düşünce hayatımı büyük ölçüde etkiledi, Bebel sanki beni kafamdan yakaladı, bir top gibi yeni ve bilinmeyen evrenin içinde fırlattı. Gözlerimi açtığım zaman kendimi bambaşka bir dünyada buldum. Memleketimdeki kadının neden acı çektiğini, olaylarıyla kanıtlarıyla ve tanıklarıyla gözümün önünde buldum.”

Kadın sorununun çözümünü kadın-erkek ortak mücadelesinde gören Sertel, Resimli Ay’da yayımlanan “Bizde feminizm bir ilim olarak var mıdır?” yazısında teorik tartışmaların yetersizliğine dikkat çekti ama umudunu da korudu:

“Türk kadını hayata girince bizde de feminizm münakaşaları başladı. Fakat mateessüf bu münakaşalar hep nazari olmaktan, indi mütalaalardan öteye geçmedi. Bir memlekette fikir hayatında münakaşaların çok önemli bir yeri vardır. Feminizmin ameli bir ilim olarak teessüsüne, şüphesiz bu münakaşalar bir başlangıç oluşturacaktır.

yenie.net

Kadınların sesi: “Bana Sorarsanız” köşesi

Cumhuriyet tarihinin ilk kadın gazetecilerinden biri olan Sabiha Sertel, sadece gazeteciliğiyle değil, aynı zamanda kadın haklarını savunan öncü bir fikir kadını olarak da hafızalarda yer etti. 1930’ların siyasi atmosferinde, kadınların kamusal alandaki görünmezliğine karşı atılan en cesur adımlardan biri, Cumhuriyet gazetesinde onun kaleme aldığı “Bana Sorarsanız” köşesiydi.

Bu köşe, kadını yalnızca ev içiyle sınırlamayan; onu bir yurttaş, bir birey, bir düşünce insanı olarak konumlandıran bir bakışı temsil ediyordu. Sertel burada, kadın eğitimi, çocuk yetiştirme, evlilik, sosyal adalet ve çalışan kadınlar gibi, dönemine göre devrimci sayılabilecek konuları ele aldı. Yazıları hem bilgilendirici hem de düşündürücüydü. “Bana Sorarsanız”, bir soru-cevap köşesi olsa da buradaki sorular, aslında bir toplumun vicdanına yöneltilmiş açık mektuplardı.

Aile, evlilik ve kadının konumu

Sertel’e göre ailedeki eşitsizlikler toplumsal yapının bir sonucuydu. “Bana sorarsanız: Genç kızlara niçin hürriyet vermiyoruz?” başlıklı yazısında, kız çocuklarının doğuştan evliliğe kadar sürekli kontrol edildiğini, evliliğin “esirin el değiştirmesi” olduğunu ifade etti. Mevcut aile yapısının yıkılıp, yerine eşitliğe dayalı “demokratik bir aile” kurulması gerektiğini savundu.

Kadınları “ev kadını”, “meslek kadını”, “dünya kadını” ve “dişi” olarak sınıflandıran Sertel, özellikle “dişi” tipi eleştirdi:

“Dişi güzeldir… Fakat kalbi ve kafası boştur… Aşk onun için bir meslektir.”

Buna karşılık, gerçek kadının çok yönlü bir birey olduğunu vurguladı:

“Kadının dişilikten çıkması, kadınlıktan çıkması demek değildir. Kadın her şeyden evvel insandır.”

Çalışma hayatı ve ekonomik bağımsızlık

1919’da savaşla birlikte kadınların iş hayatına dahil oluşunu, geçici değil kalıcı bir dönüşüm olarak gören Sertel, savaş sonrası bu kazanımların geri alınmasına karşı çıktı. Kadının ekonomik bağımsızlığını, toplumsal eşitliğin ön şartı olarak değerlendirdi.

Zekeriya ve Sabiha Sertel, eğitim için gittikleri New York’ta Central Park’ta
bbc.com

Kadın hareketine içerden eleştiri

Bir okuyucusunun “Bana Sorarsanız: Kadınlar niçin mebus oluyorlar da tayyareci olamıyorlar?” sorusuna verdiği yanıt, kadın hareketinin yüzeyselliğine dair eleştirisini yansıtır. Kadınların sadece hak talep etmekle yetinmemesi, üretime ve emeğe katılarak varlık göstermesi gerektiğini savundu.

“Fakat pilot olan kadınların kanatları kıkırdak değildir diyorum. Motoru kullanan elleri de senin ki gibi yumuşak ve manikürlü değildir. Göklerde ejder gibi makinesini kullanırken kafası, başka semalara bakıp uçanlara bakın ben de isterim diye bağırmıyor ben de varım diyor”

1935 Uluslararası Kadın Kongresi’ndeki tartışmaları değerlendirirken, eğitim hakkının sınıfsal bir mesele olduğunu hatırlattı: Sadece belli bir kesimin erişebildiği eğitimle eşitlik sağlanamazdı.

Kadınlık tarihinin üç dönemi

“Bana Sorarsanız: Kadın iptidai ve dişi bir mahluk mudur?” başlıklı yazısında, kadının tarihsel süreçteki yerini üç dönemde açıklar:

  1. İptidai dönem: Kadın-erkek eşitliği vardır.
  2. Derebeylik dönemi: Kadın da erkek gibi müstahsil olsa da ezilir.
  3. Burjuva dönemi: Kadın üretim dışına itilir, süs eşyası haline getirilir.

“Cemiyetin ilk şekli, iptidai bir komünizm şeklinde idi. Bu devirde kadınla erkek arasında fark yoktu hatta kadın erkek kadar hakimdi.

 İkinci devir derebeylik devri idi. Bu devirde erkek kadar müstahsil olan kadın da, müstahsil erkekle beraber derebeylik esareti altına girdi.Tarladan eve girdi, erkeğin hizmetçisi oldu.

 Üçüncü devirde burjuvazinin hakimiyeti altına girdi. Bu devirde kadın tarladaki müstahsil rolünden, evdeki hizmetçi rolünden ziyade erkeğin süsü ve oyuncağı oldu. Bu şekilde tamamen dişi ve yalnız kadınlığı dişilikten ibaret olan salon süsü mahiyetine indi. Esarette fahirli (süslü, gösterişli) çelengi ile erkeğe ve cemiyete esir oldu.”

Siyaset ve kadının temsili

“Bana Sorarsanız: Kadınlar siyasete girerse” yazısında kadınların siyasette temsil edilmesine karşı çıkan önyargılarla alay eder. Ancak kadın milletvekillerinin sessizliğini eleştirmekten de geri durmaz. “Bana Sorarsanız: Mebus bayanlar neye bağırmıyorsunuz?” yazısıyla, işçi kadınları ilgilendiren bir yasa tasarısına karşı çıkan milletvekillerinin sessiz kalışına dikkat çeker.

Kadınların kurtuluşunun, toplumun dönüşümüyle mümkün olduğunu düşünür: Ekonomik ve toplumsal devrim olmadan gerçek özgürlük sağlanamazdı.

bbc.com

Sertel’in Kalıcı Etkisi

Sertel’in yazıları, yalnızca bir dönemin tartışmalarına değil, bugünün sorularına da ışık tutuyor. Feminizmi sınıfsal temelli bir mücadele olarak gören Sertel, kadınların birey olarak görünür olduğu bir medya ve toplum için mücadele etti.

Otobiyografisi Roman Gibi, torunu Tia O’Brien’ın katkısıyla The Struggle for Modern Turkey adıyla İngilizceye çevrildi. O’Brien, büyükannesi hakkında şöyle diyor:

“Ben de bir gazeteciyim. Ama onun karakteri, cesareti ve tehditlere göğüs germe gücü o kadar fazla ki, bu beni çok etkiledi. İki çocuk sahibi bir kadın olarak 1920’lerde, 30’larda, 40’larda erkek otoritesine karşı mücadele etmek… Ona saldırdılar, ona iftira attılar, taciz ettiler, ve o yeniden ve yeniden ayağa kalktı. Matbaaları (Tan Matbaası baskını-1945) saldırıya uğradıktan sonra bile pes etmediler. Sürgünde bile çalıştıkları radyo istasyonundan (Bizim Radyo/Budapeşte), Nazım Hikmet’le birlikte Türkiye ile ilgili haberler geçtiler.

Onlar “pragmatik idealist” insanlardı. İdealleri vardı. Ülkeleri için demokrasi mücadelesi veriyorlardı. Ve basının özgür olmasında ısrarcılardı. Verdikleri ifade ve basın özgürlüğü mücadelesinde inanılmaz metanetlilerdi.”

Sabiha Sertel’in kaleme aldığı her yazı, Cumhuriyetle gelen devrimlerin kadınlar tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlayan birer kılavuz niteliğindedir. Ona göre kadınlar yalnızca yasal haklarla değil, bu hakların bilincine vararak ve onları gündelik hayatta kullanarak özgürleşebilirdi. Yazıları, bir yandan kadınlara elde ettikleri hakları ve bu hakların ardındaki politik dönüşümü anlatırken, diğer yandan feminist düşüncenin sunduğu yeni özgürlük alanlarını da işaret eder. 

Sertel, kadınların yalnızca izleyici değil, toplumsal değişimin öznesi olması gerektiğini vurgular. Bu yönüyle onun yazıları, hem dönemi için cesur bir ses hem de günümüz feministleri için ilham verici bir mirastır. Cumhuriyet’in kadınlara sunduğu imkânların sınırlarını zorlayan ve bu sınırların ötesine dair bir vizyon çizen Sertel, hâlâ okunması ve tartışılması gereken bir düşünürdür.

Kaynakça:

BBC Türkçe. (2019, Kasım 13). Türkiye’nin ilk kadın gazetecilerinden Sabiha Sertel’in hikâyesi. bbc.com

Semiz, H. (2008). İkinci Dünya Savaşı Döneminde Gazeteci Sabiha Sertel’in Döneme İlişkin Görüşleri. İstanbul Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi.

Sertel, S. Bana Sorarsanız [Köşe yazısı dizisi]. Cumhuriyet Gazetesi.

Yüksel, E. (2016). Sabiha Zekeriya Sertel: Erken Cumhuriyet Döneminde Kadın Muhalefet ve Basın. researchgate.net

Kapak Görseli: bbc.com

Visited 47 times, 1 visit(s) today
Close