Tekrar eden bir dil olarak kadınlık temsilleri
Popüler müzikte kadınlara yönelik aşağılayıcı ifadeler, farklı dönemlerde, türlerde ve coğrafyalarda benzer biçimlerde tekrar eden yapısal bir örüntüye işaret eder. Benzer kelimelerin, imaların ve kadınlık temsillerinin sürekli karşımıza çıkması, meseleyi bireysel tercihlerden öte, bu dilin nasıl üretildiği, yaygınlaştırıldığı ve normalleştirildiği sorusunu gündeme getirir. Bu sorular, meseleyi yalnızca dil düzeyinde değil, bu dilin üretildiği kültürel ve ekonomik bağlam içinde düşünmeyi gerektirir.
Kültür endüstrisi ve standartlaşmış temsiller
Bu bağlamda, Adorno’nun kültür endüstrisi yaklaşımı, bu dilin neden standartlaştığını ve neden sürekli tekrar ettiğini anlamak için bir zemin sunabilir. Adorno’ya göre kültür endüstrisi, gerçek ihtiyaçları bastırarak onların yerine tüketimle giderilebilecek yapay mutluluklar üretir. Popüler medya ve müzik ürünleri, biçimsel farklılıklar sunsa da içerik ve yapı açısından standartlaşmış bir üretim sürecinin ürünüdür. Adorno, bu benzerliğin estetik bir tercih değil, sistematik bir üretim mantığı olduğunu vurgular.
Standartlaşmış biçimler, dinleyicinin alışkanlıklarını pekiştirirken, farklı olanı sorgulama ve eleştirme ihtiyacını zayıflatır. Bu üretim mantığı, yalnızca müziğin biçimini değil, müziğin içerdiği toplumsal cinsiyet temsillerini de belirli kalıplar etrafında yeniden üretir. Bu üretim mantığı, yalnızca estetik biçimleri değil, müziğin taşıdığı anlamları ve toplumsal temsilleri de belirli kalıplar etrafında düzenler.
Popüler kültür ve toplumsal cinsiyet kalıplarının yeniden üretimi
Popüler kültür, kitle iletişim araçları aracılığıyla kadınlık ve erkekliğe ilişkin toplumsal olarak inşa edilmiş imgeleri sürekli olarak yeniden üretir. Şarkı sözleri de bu araçlardan biri olup toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını görünür ve tanıdık hâle getirir. İki yönlü işleyen bu süreçte, mevcut toplumsal cinsiyet klişeleri popüler kültür ürünlerine yansırken; bu klişelerin tekrar yoluyla sürdürülmesi, kadın ve erkek rolleriyle ilgili kalıp yargıların güçlenmesine ve cinsiyetçi anlamların toplumsal düzeyde norm hâline gelmesine katkıda bulunur.
Tekrar eden söylemler ve kadınlık temsilleri
Bir araştırmanın bulgularına göre, popüler Türkçe şarkıların önemli bir bölümünde kadın figürü cinsellik üzerinden tanımlanmakta; şarkıların yaklaşık üçte birinde ise hakaret, aşağılama ve şiddet içeren ifadelere rastlanmaktadır. (Kalaycı Kırlıoğlu ve ark., 2016) Bu nicel bulgular, şarkı sözlerinde tekrar eden belirli anlatı kalıpları üzerinden daha somut hâle gelmektedir. Örneğin;
Sen saf denince hep darılırsın
Lüks mekanlara da çok bayılırsın
Hesabı bir kere öde ayılırsın
Çok sinirlisin regli mi oldun
Bir kadını maddi çıkarcılıkla, yüzeysellikle ilişkilendiren ifadeler, kadının özne olmaktan çok hakkında konuşulan bir figür olarak kurulduğunu göstermektedir. “Lüks mekanlara da çok bayılırsın”, “hesabı bir kere öde ayılırsın” ya da “çok sinirlisin, regli mi oldun” gibi söylemler, kadının değerinin parayla, duygularının ise bedeniyle açıklanabildiği bir anlatı üretir. Bu anlatı, kadını hem değeri düşürülebilir bir varlık olarak konumlandırır hem de duygusal tepkilerini ciddiye alınmaz hâle getirerek onu aşağılayan bir normu yeniden üretir. Bu tekrar eden anlatı kalıpları, yalnızca neyin söylendiğiyle değil, bu sözlerin hangi bakış açısından kurulduğuyla da ilişkilidir.
Eril bakış ve anlatının kime ait olduğu sorusu
Laura Mulvey’nin sinemada kullanılan, eril bakış (male gaze) kavramı, popüler müzikteki cinsiyetçi dilin kime seslendiğini ve bu anlatıda kimin merkezde olduğunu açıklamak için bize bir çerçeve sunar. Mulvey’ye göre popüler anlatılar, izleyiciyi ya da dinleyiciyi belirli bir bakış noktasına yerleştirir ve bu bakış çoğu zaman heteroseksüel erkek öznenin perspektifidir.
Şarkı sözlerinde kadın figürünün arzu nesnesi, değeri dışarıdan belirlenen ya da denetlenen bir beden olarak konumlandırılması, bu bakışın dil düzeyindeki karşılığıdır. Bu anlatı yapısında kadın, hikâyenin öznesi olmaktan çok, hakkında konuşulan ve tanımlanan bir nesne hâline gelir. Bu temsil dili, yalnızca kadınları hedef almakla kalmaz, kadınların kendilerini algılama ve değer biçme biçimlerini de etkileyerek bu bakışı içselleştirmeye dayalı bir rıza mekanizması üretir.
Normdan yapıya: Performatif tekrar ve müziğin rolü
Bu yaklaşım, Judith Butler’ın toplumsal cinsiyetin performatif olarak tekrar yoluyla kurulduğu yönündeki tespitiyle birlikte okunduğunda, kadınlara yönelik cinsiyetçi dilin yalnızca bir betimleme değil, norm üretici bir söylem olduğu daha görünür hâle gelir. Benzer biçimde Susan McClary’nin feminist müzikoloji yaklaşımı, bu normların yalnızca sözler aracılığıyla değil, müziğin estetik ve yapısal özellikleri yoluyla da pekiştirildiğini gösterir. Böylece eril bakış, popüler müzikte hem anlatı düzeyinde hem de müzikal düzeyde işleyen çok boyutlu ve katmanlı bir yapı olarak okunabilir.
Sonuç: Cinsiyetçi dilin yapısal mantığı
Özetle, bu çerçevede popüler müzikte kadınlara yönelik aşağılayıcı dil, bireysel bir estetik tercih değil, kültür endüstrisinin üretim mantığı, toplumsal cinsiyet normları ve eril bakışın birlikte işlediği tekrar eden bir yapı olarak okunabilir. Tekrar eden söz kalıpları, kadınlığı belirli roller etrafında sabitleyerek bu temsilleri tanıdık ve olağan hâle getirir. Mulvey, Butler ve McClary’nin yaklaşımları birlikte düşünüldüğünde, cinsiyetçi dilin yalnızca betimleyici değil, norm kurucu bir işlev gördüğü daha açık hâle gelir.
Kaynakça:
Arslan, U. T. (2022, 18 Şubat). Eril bakış. In Feminist Bellek.
Köten, E., & Akdemir, H. E. (2021). Rap müzikte toplumsal cinsiyet temsilleri: Toplumsal cinsiyet klişeleri, hegemonik erkeklik ve cinsiyetçilik. Lectio Socialis, 5(1), 43–59.
Kırlıoğlu, H. İ. K., Kırlıoğlu, M., Akpınar, B., Şenel, D., & Demirel, R. (2016). Şarkılarda kadına yönelik şiddetin izleri: Niteliksel bir çalışma. Munzur Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 4(8), 6–30.
Açık Radyo. (t.y.). Kültür endüstrisi bağlamında Türkiye’de müzik. In Apaçık Radyo.















