Yazar: 4:26 pm Köşe Yazıları

Kadın modasında işlevsizlik ve sessiz kısıtlama

Bu yılın en popüler trendlerinden bazıları, içine telefon, anahtar dışında hiçbir şey sığdırmakta zorlandığımız baget çantalar; yağmurdan koruma vaadi sunan klasik trençkotun yerine, yağmurdan korumadığına neredeyse emin olduğumuz kısa trençkotlar; vücudu ikinci bir deri gibi saran, oturmayı bile zorlaştıran skinny jeanler ve hareket alanımızı kısıtlayan düşük omuzlu kesimler…

Fark ettiğiniz üzere, bu parçaların her biri, ait olduğu giysi türünün temel işlevini reddediyor. Bir çanta eşya taşımalı, bir dış giysi korumalı, bir pantolon hareket özgürlüğü sağlamalıdır. Ancak moda, bu temel işlevleri görmezden geliyor. Bu parçaların hepsi, kadın modasının bilinçli bir şekilde işlevsizleştirilmesinin en yeni örneklerinden bazıları…

İşlevin yetimi kadın modasına yön veriyor

Topuklu ayakkabılar… Kadın modasının vazgeçilmez parçası, feminen giyimin öncülerinden biri; kimi zaman ataerkil zihniyetin fantezisi olarak, kimi zaman da kadınların gücüyle uyumlu farklı medyumlarda farklı mesajlar taşır. Şimdilerde erkeklerin ancak komedi unsuru olarak giydiği bu ayakkabılar, ilk olarak toplumsal erkek rolünün en nadide örneği olan askerler tarafından giyiliyordu.

At üstünde durmayı kolaylaştırıyor ve duruşu dikleştiriyordu; askeriyede işlevsel sebeplerle kullanılan topuklu ayakkabı, daha sonra soylular tarafından hem güç hem de statü sembolü olarak kullanılmaya başlandı ve nihayetinde kadın modasına yön verdi.

Sanayi devriminden önce soylu aristokrat erkekler çalışmıyordu; asıl zenginlik toprak sahibi olmaktan geliyordu ve çalışmak bir nevi alt sınıf olmanın göstergesiydi. İş gücüne ihtiyaç arttığında erkekler pratikleşmek zorunda kaldı ve kıyafetleri tamamen işlevsel hâle geldi. İşlevsiz bütün kıyafetlerini ise kadın modasına entegre ettiler. Günümüzde kadınlar da çalışıyor olmasına rağmen, kıyafetleri hâlâ işlevsiz olarak tasarlanıyor ve pazarlanıyor.

Görsel kaynak: listelist.com

İşlevsizlik, modern kadın giyiminin estetik kaygılar uğruna ödediği bedel midir?

Bugün, yüzyıllar öncesinden miras kalan işlevsizliğin modern izdüşümlerini sokakta görmek mümkün. Küçücük cepler, kadınların çanta taşıma ihtiyacını doğurdu ama öyle bir estetik kaygıyla yapılıyor ki, kadınlar çoğu zaman hem küçük, şirin ama işlevsiz çantayı hem de eşyalarını taşıyacak çantayı bir arada taşımak zorunda kalıyor.

Sokakta iki çanta taşıyan kadınlara sık sık rastlamak mümkün; biri görünüm için, diğeri hayatı idare etmek için. Oysa erkekler için durum bambaşka: ceketinde, pantolonunda kocaman cepler, her eşyasında iç cep bulmak mümkün; dünyayı taşıyabilir, hareket özgürlüğünden ödün vermez.

Kıyafetler ve aksesuarlar, hem estetikle hem de kadının günlük yaşamıyla bir savaşa dönüşüyor; modern modanın işlevsizlik üzerinden kurduğu estetik, kadınların hareket alanını ve özgürlüğünü sınırlıyor. Yüzyıllar boyunca moda, kadın bedenini “kullanışlı olmayan”, “korunmaya muhtaç” ve “sadece seyirlik” bir nesne olarak kodladı.

Skinny jeanlerin hareket kısıtlaması, düşük omuzların fiziksel emeği zorlaştırması, kısa trençkotun pratik korumayı reddetmesi; bunların hepsi, kadının temel rollerinin aktif bir katılımcı olmaktan ziyade, pasif bir estetik objeye kaydırıldığına dair sessiz mesajlardır.

İşlevsizlik, aynı zamanda devasa bir pazarlama stratejisidir. Bir pantolonda cep eksikse, bir çanta temel ihtiyaçları karşılayamıyorsa, kadın ekstra bir ürün almaya zorlanır. Sokakta iki çanta taşıyan kadınlara sık rastlanması, sadece estetik ve iki kat tüketim demektir. Bu döngü, moda endüstrisinin kâr makinesini döndürürken, kadınları hem estetik kaygılar hem de pratik ihtiyaçlar için sürekli alışveriş yapmaya itiyor.

Görsel kaynak: dinlebeni.com.tr

Toplumsal beklentilere karşı bilinçli tercihler

Moda, bir kumaş ve iplik yığını olmanın yanı sıra; toplumsal eşitliğin de bir aynasıdır. Erkekler işlevselliği, rasyonelliği ve gücü temsil eden kıyafetler giymeye devam ederken, kadınların giysileri hâlâ 18. yüzyıldan miras kalan duygusal, süslü ve kısıtlayıcı rollere hapsedilmiş durumda.

Günümüzde kadınlar her alanda aktif roller üstleniyor; modanın bu tarihsel açığını kapatması artık kaçınılmazdır. Kadın modasının işlevsizleştirilmesi, basit bir estetik tercihin çok ötesinde, yüzyıllardır süren toplumsal cinsiyet beklentilerinin ve ataerkil zihniyetin güncel bir yansımasıdır.

Baget çantalar, kısa trençkotlar veya skinny jeanler, özünde, kadınların dünyayı taşıma, hareket etme ve korunma ihtiyaçlarını önceliklendirmemesi gerektiğine dair sessiz birer hatırlatmadır. Bugünün sokak örnekleri, yüzyıllar öncesinden miras kalan işlevsizlikle doğrudan bağlantılıdır. Küçücük cepler, işlevsiz çantalar ve hareket kısıtlayan kıyafetler, sadece estetik kaygılarla tasarlanmış olsa da geçmişten bugüne kadın bedenine yüklenen rollerin modern izdüşümleridir.

Sevdiğimiz parçaları giymek hâlâ bir keyif ama bu keyfin arkasında yüzyıllık toplumsal ve kültürel kodlar yattığını fark etmek, seçimlerimizi bilinçli kılmak açısından önemlidir. Ancak giysilerimizin seçiminde bilinçli olmak bir direniş biçimidir. İşlevsizliğin cazibesine karşı koymak, pratikliği, konforu ve hareket özgürlüğünü talep etmek, yalnızca bir moda tercihi değil, toplumsal bir özgürlük talebidir de.

Moda endüstrisi, estetiğin işlevi öldürmediği, aksine onu kucakladığı yeni bir tasarım etiğine geçmek zorundadır. İşlevsellik ve estetiğin dengelendiği bir moda, kadınların hareket özgürlüğünü ve günlük ihtiyaçlarını göz ardı etmeyen, aynı zamanda keyif veren bir giyim anlayışını mümkün kılar. Bu, sadece kıyafet tercihi değil, toplumsal bir talep ve özgürlük arayışıdır da.

Kaynakça:

Kremer William. (25 January 2013). Why did men stop wearing high heels? BBC News.

Wolf Naomi. (1990). Güzellik Miti.

Görsel kapak:

www.vogue.vom

Visited 47 times, 1 visit(s) today
Close