İşten, okuldan, ev işlerinden arta kalan vakitte kendimizi yenilemek ve ruhumuzu beslemek için yaptığımız boş zaman aktiviteleri, yani hobiler, ilk bakışta bireysel zevklerimizin ve kişisel eğilimlerimizin doğal bir uzantısı gibi görünür. Oysa feminist bir perspektiften bakıldığında, hayatımızın her alanında olduğu gibi hobilerimizde de ataerkil düzenin izlerini görmek mümkündür.
Kadınlar bağlamında boş zaman aktiviteleri üzerine basit bir beyin fırtınası yapıldığında, herkesin aklına benzer “kadın hobilerinin” gelmesi tesadüf değildir; bu durum ataerkil düzenin yıllar içinde yarattığı koşullanmalarla doğrudan ilişkilidir. Bu yazıda, kendi gözlemlerim ve bilimsel araştırmalar ışığında, kadınlar ve hobileriyle olan ilişkilerini feminist bir perspektiften inceleyeceğim.
“Feminen hobiler”: Bir seçim mi? yoksa şartlanma mı?
Hepimizin farkında olduğu bir gerçek var: Rekabete dayanan, fiziksel güç gerektiren, bedeni zorlayan ve risk barındıran pek çok hobi, erkeklerin tekeline geçmiş durumda. Yemek yapmak, örgü örmek, dikiş dikmek gibi ücretsiz ev içi emekle ilişkilendirilebilecek, tehlikesiz aktiviteler ise kadın hobileri olarak değerlendiriliyor ve erkekler bu tür uğraşlardan, fazla feminen algılanacakları korkusuyla bilinçli biçimde uzak duruyorlar. Bu noktada asıl sorulması gereken soru şu: Hobilerdeki bu kadın – erkek ayrımı gerçekten bireysel tercihlerin doğal bir ortalaması mı? yoksa kadınlar ve erkeler çocukluktan itibaren belirli uğraşlara yönlendirilerek mi bu noktaya geliyor?
2009 yılında ABD’de iki üniversitenin ortak yürüttüğü bir araştırma, çocukların erken yaşta kendi cinsiyetleriyle özdeşleştirilen hobilere yöneldiğini ve bu eğilimin yetişkinlikte de büyük ölçüde devam ettiğini ortaya koyuyor. Erkek çocuklar fiziksel açıdan zorlayıcı ve rekabetçi aktivitelere yönelirken, kız çocuklar daha sakin uğraşlara yöneliyorlar. Araştırma aynı zamanda ebeveynlerin hobi tercihlerinin çocuklarının hobi tercihlerini etkilediğini de ortaya koyuyor.
Anne ve babaların ilgi alanları, çocuklara kendi cinsiyetleri için hangi hobilerin uygun olduğu konusunda adeta bir yol haritası sunuyor. Nesiller boyunca sürdürülen “maskülen” uğraşlar babalar üzerinden, “feminen” uğraşlar ise anneler üzerinden aktarılıyor. Böylece çocuk, yalnızca neyi sevdiğini değil, neyi sevmesinin makbul olduğunu da öğrenmiş oluyor.

Görsel kaynak: cdnapartmenttherapy.info
Kadınlarda cinsel yönelim ve hobi seçimleri
Kadın – erkek hobilerinin bir “seçim mi koşullanma mı?” olduğu tartışmalarına son noktayı koymada bize belki de en büyük yardımı dokunacak konu homoseksüel kadın ve erkeklerin hobi seçimleridir. Feminenlik kaygısından sıyrılmış kadınları ve maskülenlik kaygısından sıyrılmış erkekleri, kısacası cinsel yönelim ile toplumsal cinsiyet normlar arasındaki ilişkiyi göz ardı etmemek gerekir.
Kadın sporlarında, özellikle futbol, basketbol, dövüş sporları ve güç gerektiren branşlarda lezbiyen ve biseksüel kadınlar genel nüfusa kıyasla daha görünür ve yoğundur. Bu durum sadece bir gözlem değil, sayısal verilerle de desteklenen bir gerçektir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde Kadınlar Ulusal Basketbol Ligi (WNBA) oyuncularının yaklaşık %38’inin lezbiyen olduğu biliniyor. Benzer şekilde futbol alanında toplanan verilere göre kadın futbolcuların yaklaşık %12’si kendini lezbiyen olarak tanımlarken, genel nüfusta kendini lezbiyen olarak tanımlayan kadın oranı yalnızca %3,1 civarındadır. Bu fark, kadın sporlarında LGBT+ görünürlüğünün rastlantısal olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Nedeni, lezbiyen kadınların doğuştan spora yatkın olması değil, heteroseksüel kadınlara kıyasla feminenlik gösterme konusunda daha az zorunlu hissetmeleri ve “male gaze”e hitap etme baskısından görece özgür olmalarıdır. Bu özgürlüğün yanı sıra çeşitli spor dalları tarih boyunca homoseksüel kadınların birbirleriyle dayanışma sağladığı güvenli alanlardan biri olarak bilinmektedir.
Kadınlar ve hobileriyle aralarındaki başka engeller
Feminenlik ve maskülenlik kavramlarının hobi seçimleri konusunda yarattığı görünmez sınırlar haricinde kadınları hobileri konusunda sınırlayan başka engeller de mevcut. Bunlardan en önemlisi kadınların boş zaman konusunda erkeklere kıyasla yaşadıkları adaletsizlik.
Ev içi iş dağılımı adaletsizliği ve çocuk bakımıyla ilgili sorumluluklardan dolayı kadınların hem hobilere ayıracak vakitleri kısıtlanıyor, hem de kısıtlı zamanlarında hobileriyle ilgilenmek için yeterince enerjileri olmuyor. Bu da kadınların uzun süreli fiziksel veya zihinsel odak gerektiren hobileri seçerken iki kez düşünmesine neden olur.

Kadınlar için hobi çoğu zaman mevcut sorumlulukların arasına sıkıştırılan kısa bir mola olarak görülüyor. Erkekler arkadaşlarıyla saatlerce balık tutmaya gidebilir, halı sahada futbol oynayabilir, bisiklete binebilirken, kadınlar aynı süreyi kendi hobilerine ayırdıklarında ev sorumluluklarını aksatan, sorumsuz eşler ve ihmalkâr anneler olarak görülmeyi göze almak zorunda kalıyor. Bu nedenle kadınların yöneldiği hobilerin büyük kısmı, her an bölünebilen, yarım bırakılıp devam edilebilen, ev içinde yapılabilen aktiviteler oluyor. Kitap okumak, örgü örmek, resim yapmak gibi hobiler kadınlar arasında bu yüzden daha yaygın.
Dolaylı yollarla empoze edilen hobiler, kadınlara tam bir özgürlük alanı açmadığı gibi, ev içi emeğe de eşlik edecek şekilde tasarlanıp onunla çakışmayacak biçimde uyumlu hale getirilmiş uğraşlardır. Başka bir deyişle, kadınların hobileri bile ataerkil düzenin çizdiği sınırların içinde hareket etmek zorunda kalıyor.
Kaynakça:
Anagha BP. (September 1, 2025). The Gender Hobby Gap: Why men get leisure and women get logistics? In Change in Content.
Jonathan Stephen Harry Riley. (May 27, 2025). Why Are lesbians Good at Sports? In Medium.
Itv News. (Sunday 7 July 2019, 3:28pm). Why are more female professional footballers openly gay or bisexual than male players? In ItvX.
Open Access Government. (September 26, 2024). Why are hobbies so important, and why are women being left out of them? In Open Access Government.
Görsel kapak: media1.popsugar-assets.com













