Yazar: 9:00 am Köşe Yazıları

Arketipler bizi özgürleştiriyor olabilir mi?

2000’lerin başında televizyon gündüz kuşağının her köşesini saran bir tabir vardı: “Çağımızın vebası depresyon!” Sonra aradan tam yirmi yıl geçti, psikoloji bilimi ilerledi ancak en büyük sıçrayışı bilim değil, sosyal medya yaptı. Artık hepimiz, en azından kendi kendine “uzman” ilan edilen birilerinden, “çakralarınızı açın, anneannenize küsmeyin, nefes alın” tavsiyesi almadan gün bitiremiyoruz.

Yirmi yılda öyle bir kavram enflasyonu yaşadık ki, depresyonun pabucu dama atıldı. Şimdi narsistler var, mayın tarlası “lovebombing”ler var, eril enerjiler-dişil enerjiler. Aile dizilimleri, sahte psikologlar ve “kendini affetmenin 7 yolu” listeleri beynimizi çırpılmış omlete çevirdi. Yüzyıllardır olduğu gibi spiritual inanç, bilimi taklit ediyor. Hele ki sosyal medyanın “herkesin her şeyi dakikalar içinde öğrenebileceği” palavrası, en büyük kazığını psikolojiye attı; dolayısıyla da bizim benlik algımıza.

Şimdi kendimizi tanımlamak için aydın kavramlar kovalıyoruz. Astrolojinin artık dolduramadığı bu açlığı Human Design ve numeroloji gibi bilimsel altyapısı olduğunu iddia eden inançlarla doyurmaya çalışıyoruz. Bir de arketipler var. Zamanında Jung tarafından ortaya atılan ama şimdi birazcık bilenin bile elinde meşale ettiği ruh kalıpları.

Nedir bu arketip?

TDK kelime açıklamasını “kök, örnek” diye vermiş. Psikolojide bir kavramı ilk kez kullanan kişiyse Carl Gustav Jung. Jung, arketipleri kalıtsal olarak bize aktarılan ve davranışlarımıza etki eden kollektif bilinçdışının ögeleri olarak sunuyor. Bir nevi ruhun kek kalıpları. 

Bir “Savaşçı Kadın” güne sert kahvesiyle başlar. “Anne Kadın” arketipi size arkadaşlarınıza vitamin takviyesi önerilerinde bulunmanızı sağlar. “Bilge Kadın” her dolunay Spotify’dan bir meditasyon listesi açmayı ihmal etmez. Hadi siz de bu on beş dakikalık testi çözüp bu dünyaya gelmenizin sebebini öğrenin ve kutsal hayat yolculuğunuza başlayın!

Yukarıda saydıklarım tabii ki Jung’un makalelerinde belirttiği savlar değil. Günümüz kişisel gelişim endüstrisi: Kompleks bir kuramı al, içini boşalt. Boşalan yere biraz yoga biraz astroloji doldur. Fast-food kişisel gelişim zinciri.

Bilginin kutsal, anlaşılmaz kalmasını savunmuyorum. Bilginin rasyonel kalmasını bile savunduğum söylenemez. Bilgi elbette ulaşılabilir ve daha da önemlisi anlaşılabilir olmalı. Bu yüzden odaklanmak istediğim asıl nokta, bu arketiplerin günümüzde nelerle dolduğunun ötesinde bizi nasıl etkilediği.

İnsan her zaman rasyonel olamaz. Her daim rasyonel kalmaya çalışmak da problemlerden biri. Belki de bu irrasyonel arketip kalıntıları bizi özgürleştirecek nüanslara sahiptir?

“Dayanılmaza dayandım. Ben savaşçı kadınım.”

Arketiplerin bugünkü kullanımına baktığımızda görüyoruz ki, çoğu zaman özgürleştirmekten çok etiketlemek için devreye giriyorlar. Ruhumuzun kalıpları diye sunulan şey; çoğu kez yeni bir rol, yeni bir kimlik dayatması oluyor.

Belki de bu “arketip kalıntıları” hayatın absürtlüğünü taşımamıza yarayan minik dayanak noktalarıdır. Sorun, onların bize gösterdiği nüanslarda değil; o nüansları endüstri haline getirip üzerimize “sen şusun, sen busun” diye yapıştıran modern kişisel gelişim düzeninde. 

Günün sonunda, kendi sesini bulmakta zorlanan insanların, kendinden önce gelenlerin sunduğu öğretilere, kalıplara bakması kadar masum bir şey yok. Şefkatli olmak, yumuşak başlı olmak gibi toplum nezdinde “zayıf ve işe yaramaz” bulunan özelliklere sahip bir kadının bir internet makalesinde aslında “Anne Arketipi”ne sahip olduğunu ve zayıf bulunan bu özelliklerin kendi ve çevresini ne denli güçlü etkileyebileceğini öğrenmesi çok mu yanlış? Yoksa güçlendirici bir şey mi?

Jung’un arketipleri başka bilim insanları tarafından incelenip üzerine yeni katmanlar, yeni bakış açıları eklenerek daha büyük ve kompleks yapılara dönüştü. Clarissa Estés, 1989 yılında Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında yepyeni “vahşi kadın arketipiyle selamladı bizi. Gerçi o günden beri koşa koşa bitiremedik yolu. Aradan geçen kırk yılın sonunda yol bizi pek de tekin olmayan kişilik testlerine, yalancı terapistlere ve para tuzağı affetme atölyelerine çıkardı ama burası yolun sonu değil.

Arketipler; insanlara teselli, anlam ve güç de sunabilir. Eminim ruhun bu kalıpları, bizi toplumun dayattığı rollerden daha özgür kılacaktır.

Kaynak:

Heimkreiter, A. The 7 Feminen Archetypes. Where Wonder Waits.

Cherry, K. What Are the Jungian Archetypes?. Very Well Mind.

Ergül Güvendi, N., (2021).  Jung’cu Arketipsel Sembolizm Bağlamında Schopenhauer’un Kadın Fenomeni Üzerine Bir Değerlendirme: . III. Yıldız Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi, İstanbul, Turkey

Sointu, E., & Woodhead, L. (2008). Spirituality, gender, and expressive selfhood. Journal for the Scientific Study of Religion, 47(2), 259–276. https://doi.org/10.1111/j.1468-5906.2008.00406.x

Visited 109 times, 1 visit(s) today
Close