Yazar: 8:59 am Köşe Yazıları

Kadınların aynaları

Aynalar… Hayatımıza girdiği andan itibaren bize şekil veren aynalar. Ne olduğumuzu değil ne olmamız gerektiğini bize dayatan aynalar. Toplumun beklentisine göre şekil değiştiren ve yaşamımıza yön veren aynalar. Kadınların aynaları…

Beklentilerin gölgesinde

İlk kez aynanın karşısına geçtiğimde karşımda duran yansımamı değil, annemin bakışlarını gördüm. Dikkat çekmemek ve “makul” görünmek için hazırlanmıştım. Saçım düzgün müydü? Makyajım çok abartılı mıydı? O kırmızı ruju silmeli miydim? Eteğim fazla kısaydı sanki. Daha nazik gülsem iyi olacaktı. Göz ucuyla anneme baktım ve fark ettim ki annemin bakışları değildi bunları düşündüren; beklentilerdi. Yansımamı izleyen yargılayıcı bakışlar vardı. Nasıl görünmem gerektiğini dayatan bakışlar. O gün anladım ki ayna bana kendi suretimi değil, başkalarının ölçülerini geri yansıtıyordu. Toplum makul görünmemizi istediği için biz de olmak istemediğimiz birini yaratıyorduk ayna karşısında. Beklentilere göre yaşamak ve uyum sağlamak ilk kuraldı çünkü.

Zaman geçti, ben aynanın karşısında her geçen gün biraz daha az kendim oldum. Bir kıyafeti fazla “iddialı”, bir gülüşü fazla “utangaç”, bir makyajı fazla “renkli” buldum. O küçük camın ardında yalnız değildim; orada daima beni izleyen, yargılayan ve nasıl görünmem gerektiğini dayatan bakışlar vardı. Görünmeyen ama ağırlığını hissettiren o bakışlar bana kadın olmanın nasıl görüneceğini, nasıl oturup kalkacağımı, hatta nasıl susup konuşacağımı söylüyordu.

Kuşakların bakışı

Bana ait olmayan bu bakışların izini sürdüğümde, annemin yüzünde, hatta anneannemin eski fotoğraflarında bile aynı yankıyı buldum.

Annemin aynasına baktım. Mahcup bir bakış, kendinden emin olmayan bir duruş, sorgulayan gözler… Annemin aynadaki yansımasına baktım. Aynı mahcup bakışlar, kendinden emin olmayan bir duruş, sorgulayan gözler… Onun gençliğini değil, hep başkalarının gölgesini gördüm. Saçını topladı çünkü açık saçla dikkat çektiğini söylediler. Rujunu sildi çünkü fazla cüretkâr buldular. Eteğini çekiştirdi çünkü gözler her yerdeydi. Annem aynasında özgürleşmek, dilediğince gülmek istedi. Denedi ama yapamadı. Toplumun yansıması olan o gözler, annemin aynasının izi olmuştu. Yine de kendine bir söz verdi: “Kızım benim gibi yaşamayacak.” Ve bunun için mücadele etti.

Anneannemin siyah beyaz fotoğraflarında da aynı bakışı yakaladım; yüzünden çok itaatin izi görünüyordu. Anneannemin aynadaki yansımasına baktım sonra. Aynı mahcup bakış, etrafını memnun edebilmek için uğraşan gözler… O da kendine bir söz verdi: “Kızım benim gibi yaşamayacak.” Ve o da bunun için mücadele etti.

Aynalar değişti, kuşaklar değişti, ama yansıttıkları bakış hiç değişmedi. Her kadının aynasında, kendinden önceki kadınların gölgesi duruyordu.

Closeup of family eyes

Kırılmayan çerçeve

Bugün aynaya baktığımda hâlâ aynı soruları duyuyorum: Fazla mı dikkat çekiyorum, yeterince ‘uygun’ muyum, yoksa haddimi mi aşıyorum? Makyajım fazla mı iddialı? Kahkaham yüksek mi? Bakmamaya çalışıyorum o yargılayan gözlere, ama biliyorum ki çantamda taşıdığım küçük bir ayna bile yalnızca yüzümü değil, toplumun gözlerini bana geri döndürüyor.

Kadının aynası hiçbir zaman yalnızca bir cam parçası olmadı; görünmeyen bir çerçeveyle çevriliydi hep. O çerçeve toplumun beklentilerinden yapılmıştı ve kuşaklar geçse de kırılmadı. Yıllardır aynalar bize nasıl olmamız gerektiğini fısıldadı. Toplumun gözleri aynalardan üzerimize çevrildi, ama biz o bakışlara meydan okumayı öğrendik.

Bugün aynaya yeniden bakmak, artık bir teslimiyet değil; bir özgürlük ilanı olacak.

Kaynak:

Berger, J. (1972). Ways of Seeing. Penguin Books.

Butler, J. (1990). Gender Trouble: Feminism and the Subversion of Identity. Routledge.

Plath, S. (1981). The Collected Poems. Edited by Ted Hughes, Harper & Row. (Mirror şiiri).

Visited 37 times, 1 visit(s) today
Close