Baby Boomers kuşağı, kadınları için eşitlik, kapıdan içeri girebilmekti. Z kuşağı kadınları için ise eşitlik, artık o odada söz sahibi olmak.
Peki bu fark nereden geliyor? Cevabı anlamak için önce kuşak tanımlarına sonra cinsiyet dediğimiz kavramın neyi ifade ettiğine bakmak gerekiyor.
Z Kuşağı ve Baby Boomers
Baby Boomers: 1946–1964 yılları arasında doğan kuşağı ifade eder. Bu ad, II. Dünya Savaşı sonrasında birçok ülkede yaşanan doğum oranlarındaki büyük artıştan (baby boom) gelir.
Z Kuşağı: Yaklaşık olarak 1997 ile 2012 yılları arasında doğan nesli ifade eder. Bu kuşak, çocukluk ve gençlik dönemini dijital teknolojiler, internet ve sosyal medya ile iç içe geçirerek büyümüştür. Genellikle “dijital yerliler” olarak adlandırılırlar.

Biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet
Biyolojik cinsiyet, kromozomlar, hormonlar ve üreme organları gibi fiziksel özelliklerimize dayanan, doğumda atanan cinsiyet kategorisidir.
Toplumsal cinsiyet ise, toplumun cinsiyetimize atfettiği roller, beklentiler ve davranış kalıplarından oluşur. Bu roller kültür, tarih ve sosyal normlarla şekillenir. Daha doğduğumuz andan itibaren kız çocuğu isek elimize pembe kıyafetli bebekler tutuşturulur. Erkek çocuğu isek de kamyon ve araba türevi oyuncaklar verilir.
Kuşakların yetişme koşulları
Baby Boomers’ın toplumsal cinsiyet algısı
Baby boomers kuşağı atanan cinsiyet rollerini neredeyse hiç sorgulamadan büyümüştür. Kadınlara ev için sorumluluklar yüklenirken, erkekler de evin geçimini üstlenmiştir. Akgül’ün (2021) X, Y ve Z kuşağı bireylerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının incelenmesi araştırmasında, yaş değişkenine yönelik yaptığı çalışmalarda yaş ortalaması arttıkça bireylerin toplumsal cinsiyete yönelik daha geleneksel tutumlara sahip olduklarını ortaya çıkarmıştır.

Z kuşağının toplumsal cinsiyet algısı
Z kuşağı ise baby boomers kuşağından bambaşka bir zeminde yetişmiştir. Teknolojinin içine doğan Z kuşağı, hızlı bilgi ve veri akışı, sosyal medyanın yoğun etkisiyle yetişmiştir. Bu dijital ortam, onların yeniliklere açık, değişime kolayca adapte olan ve toplumsal yaşamda eşitlikçi rol paylaşımını önemseyen bireyler olarak şekillenmesini sağlamaktadır. Bu kuşak teknolojinin getirdiği dijital dünya, küreselleşme, küresel feminist hareketler ve sosyal medyanın görünür kıldığı eşitlik mücadelesine tanık olmuşlardır.
Kadınlar artık sadece çalışmak değil iş yerlerinde söz sahibi olmak, üst kademelerde yer almak, eşit maaşlarda çalışmak istemişlerdir. Erkeğin çocuğa bakması veya ev işlerini üstlenmesi ise yardım etmek değil, yaşamın doğal bir parçası gibi görünmeye başlamıştır. Genç kuşak kadınlar, yöneticilik ve girişimcilik oranlarında önceki nesillere göre artış göstermektedir.
Dönüşümün temel nedenleri
Bu dönüşümde etkili birkaç faktörden bahsetmek gerekirse; Z kuşağında geçmişe göre daha çok üniversite mezunu yer almaktadır. Yani eğitim düzeyindeki artış bu dönüşümde yadsınamaz bir gerçek gibi durmaktadır.
TÜİK verilerine göre, 25–34 yaş grubunda yükseköğretim mezunu oranı: 2008’de %13,5 iken 2024’te %44,9. Ek olarak, Z kuşağı kız çocukları STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) alanlarında daha görünür hale gelmektedir. Kodlama eğitimleri, robotik kulüpler ve bilim kampları gibi fırsatlar, toplumsal cinsiyet kalıplarını tamamen kırmasa da, eskiye nazaran bazı kalıpları değiştirmeye çalıştırmaktadır. Daha modern bireyler yetiştikçe onlar da çocuklarına daha esnek toplumsal cinsiyet rolleri aktarmaktadır.

Görsel Kaynağı: data.tuik.gov.tr
Sosyal medyanın var olmasıyla beraber ise küresel kampanyalar, hak mücadeleleri daha görünür ve ulaşılır halde gelmiştir. Örneğin, sosyal medyada başlatılan ve cinsel saldırı, cinsel şiddete karşı bir ifşa hareketi olarak çıkan “me too” hareketi ile kadınlar, seslerini duyurarak toplumsal değişim yaratmanın etkili bir yolunu bulmuşlardır.
Teknoloji ve dijital medyanın Z kuşağına etkisi ise, geleneksel cinsiyet kategorilerini sorgulama imkânı bağlamında olmuştur. Çünkü dijital medya, cinsiyet kategorilerinin katı sınırlarını bulanıklaştırarak yeni kimlik ve deneyim olanağı tanımıştır. Örneğin, çevrimiçi platformlarda trans ve non-binary bireyler kendi kimliklerini özgürce paylaşarak cinsiyet kimlikleri üzerindeki esnekliği yansıtabilmişlerdir.
Ek olarak, Türkiye’de son 20 yılda kadın istihdamını teşvik eden projeler, eşit işe eşit ücret ilkesi ve babalık izni düzenlemeleri gibi adımlar atılmıştır. Bunlar, toplumsal algıda yavaş da olsa bir değişim yaratmıştır.

Sonuç: Eşitliğe doğru yeni bir kuşak
Sonuç olarak, Z kuşağı, teknoloji ve küresel etkileşimlerle şekillenen, toplumsal cinsiyet eşitliğini yalnızca bir hak olarak değil, yaşamın doğal bir gerekliliği olarak gören bir nesildir. Onların bu bakışı, geçmiş kuşaklardan gelen katı kalıpları sorgulayarak daha kapsayıcı ve adil bir toplumun kapılarını aralamaktadır.
Umuyoruz ki gelecekte de bu eşitlik anlayışı yalnızca bireysel tutumlarda değil, toplumsal yapının her alanında kök salarak kalıcı hale gelir.
Kaynak:
Akgül, H. (2022). X, Y ve Z kuşağı bireylerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının incelenmesi [Examination of the attitudes of X, Y and Z generation individuals regarding gender roles]. International Journal of Educational Spectrum, 4(1), 31–42. https://doi.org/10.47806/ijesacademic.1039180
Akkaş, İ. (2019). Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramları çerçevesinde ortaya çıkan toplumsal cinsiyet ayrımcılığı [Gender and gender concepts in the context of gender discrimination]. EKEV Akademi Dergisi, ICOAEF Özel Sayısı, (2019).
Kapak Görseli: uplifers.com















