Yazar: 5:47 pm İnceleme-Eleştiri

Afet İnan ve Sabiha Gökçen: Yabancı bir gazetenin penceresinden Cumhuriyet kadınları

Önümüzdeki bu sararmış gazete sayfası, yalnızca bir haber kupürü değil, aynı zamanda bir devrin uluslararası basına nasıl yansıdığının canlı bir kanıtı. 1 Haziran 1938 tarihli “L’Orient” gazetesi, “Türkiye: Feminizmin Evrimi” başlığı altında, genç Cumhuriyet’in en parlak başarılarından birini, Cumhuriyet kadınları Afet İnan ve Sabiha Gökçen’in toplumsal hayattaki yükselişini mercek altına alıyor.

Bu haberin tarihi, 1938, yazının önemini daha da artırıyor. Bu, Avrupa’nın faşizm ve Nazizm’in gölgesinde karardığı, İspanya İç Savaşı’nın sonuna yaklaşıldığı ve dünyanın yeni bir küresel felaketin eşiğinde durduğu bir andır. Birçok Avrupa ülkesinde kadınların rolü yeniden “ev” ve “aile” ile sınırlandırılırken, L’Orient gazetesi, doğuda, Türkiye’de tam tersi bir devrimin yaşandığını hayretle duyuruyordu. Bu makale, sadece iki kadının başarısını değil, aynı zamanda Atatürk Cumhuriyeti’nin Batı’ya sunduğu radikal ve ilerici modernleşme modelini de sergiliyordu.

1 Haziran 1938 tarihli L’Orient gazetesi

Görsel Kaynağı: L’Orient.

Gazete, bu büyük evrimi somutlaştırmak için iki “güzel figürü”, iki güçlü simayı öne çıkarıyor: Bayan Afet (İnan) ve Matmazel Sabiha Gökçen. Bu, rastgele bir seçim değil; aksine, Cumhuriyet ideolojisinin kadına biçtiği rolün iki temel direğini sembolize ediyor: Bilgi ve Cesaret.

Bir yanda düşüncenin kadını: Afet İnan

Bir yanda, “Türk Tarih Kurumu’nun Başkan Yardımcısı Afet İnan bulunuyor. O, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda yeni ulus kimliğinin inşasında kilit rol oynayan bir “kurucu entelektüeldir”. Eylül 1937’de bizzat Cumhuriyet Başkanı’nın sarayı olan Dolmabahçe’de düzenlenen İkinci Türk Tarih Kongresi’nde kilit bir rol oynamıştır. Bu kongre, Fransa’dan Profesörler Massignon, Breuil ve Valois gibi dönemin önde gelen akademisyenlerinin katıldığı uluslararası bir gövde gösterisidir.

Afet İnan

Ve bu seçkin, tamamı erkeklerden oluşan topluluğun içinde Afet İnan, “tek kadın konuşmacı” olarak kürsüye çıkmıştır. “Uzun ve parlak konuşmasında,” Osmanlı-Türk tarihinin karakteristik özelliklerini “açık, zarif ve etkileyici bir biçimde” ortaya koymuştur. Bu, sadece akademik bir sunum değildir; bu, bir kadının, ulusunun geçmişini yeniden yazma ve onu dünyaya karşı savunma eylemidir. “Bilimsel disiplinle birleşen kadın zarafeti,” onun şahsında, tarih biliminin erkek egemen yapısına meydan okumuş; “güçlü sesi, kadın aklının ciddiyetini ve bilimselliğini” temsil etmiştir. Afet İnan, Cumhuriyet’in hafızasını şekillendiren bilge kadının ta kendisidir.

Diğer yanda eylemin kadını: Sabiha Gökçen

Diğer yanda ise gazetenin “seçkin bir havacı” olarak tanıttığı, Cumhurbaşkanı’nın manevi kızı Sabiha Gökçen var. O, sadece bir pilot değil, “Türkiye’nin ilk kadın askeri havacısı” olarak bir eylem insanıdır. 1938 dünyasında bu, bilimkurgudan farksız bir gerçeklikti. Dünyanın en modern ordularında bile kadınlar cephe gerisi hemşirelik veya destek hizmetleriyle sınırlıyken, Türkiye, bir kadını en ileri teknoloji savaş makinesinin kokpitine oturtmuştu.

Gazetenin “askeri operasyonlara aktif katılımı” olarak bahsettiği görevler, Sabiha Gökçen’in bir sembol veya süs olmadığını kanıtlar niteliktedir. O, Anadolu’nun doğu bölgelerinde, özellikle “Kürt isyanlarının bastırılmasında” aktif rol almıştır. “Düşman mevzilerine yaklaşmaktan çekinmeyen” bir asker olarak, devletin en hassas güvenlik operasyonlarının merkezinde yer almıştır.

Sabiha Gökçen

Gösterdiği “soğukkanlılık, disiplin ve cesaret,” ona “Türk havacılığının elmas madalyası” olarak anılan nişanı kazandırmıştır. Sabiha Gökçen’in başarısı, yalnızca bir pilotun değil, bir dönemin ruhunun ifadesidir; onunla birlikte Türk kadını gökyüzüne yükselmiş, devletin sarsılmaz gücünün bir parçası olmuştur.

Geleceği çizen iki timsal: Afet İnan ve Sabiha Gökçen

Bu iki kadının başarıları, şüphesiz Atatürk devrimlerinin en somut ve dünyaya sunulan en gururlu yansımalarıdır. Onların Atatürk’e olan kişisel yakınlıkları (manevi kızı ve himayesindeki tarihçi), bu projenin bizzat devletin zirvesi tarafından ne kadar bilinçli bir şekilde tasarlandığını göstermektedir. Onlar, modern Türkiye’nin “yeni kadın” idealini dünyaya tanıtan seçilmiş simgelerdir.

Afet İnan’ın tarih sahnesindeki akademik başarısı ile Sabiha Gökçen’in gökyüzündeki cesareti, Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı özgürlüğün iki farklı yüzünü temsil eder. Bu, muazzam bir iş bölümüdür: Afet İnan kalemiyle geçmişi aydınlatırken, Sabiha Gökçen kanatlarıyla geleceği çizmiştir.Biri bilimin, diğeri cesaretin timsali olan bu iki öncü kadın, Türkiye’nin aydınlık geleceğe doğru ilerleyişinin sadece birer kanıtı değil, aynı zamanda o geleceğin bizzat mimarları olarak tarihe geçmişlerdir. L’Orient gazetesinin 1938’de fark ettiği bu “evrim, bugün hala yankılanan bir devrimin ta kendisidir.

Kaynakça:

L’évolution du féminisme: Deux belles figures : Mme Afet et Sahiba Geuktchen. (1938, 1 juin). L’Orient.

Visited 50 times, 1 visit(s) today
Close