Yazar: 12:38 pm Kültür-Sanat

Görünür olmanın yükü: Caryl Churchill’in Top Girls oyununa bir bakış 

Parlayan yüzün ardında 

Masada tek başına oturan bir kadın, başarıya ulaşmanın bedelini düşler gibi. Geçmişten gelen sesler, toplumun beklediği rollerin ağırlığını fısıldar kulağına: Fedakârlık, itaat, sessizlik… Tam da bu noktada Caryl Churchill’in Top Girls eseri gelir akıllara.

Caryl Churchill, Top Girls’te kadınların özgürlükle sistem arasında sıkışmışlığını anlatır. Fakat oyun, yalnızca feminist bir metin değildir; bir yorgunluk, bir yalnızlık hikâyesidir de. Marlene’in yükselişi bir başarı değil, sessiz bir bedeldir…

Sosyalist feminizm, kadınların ezilmesini yalnızca cinsiyetle değil, sınıf ve ekonomik yapıyla da açıklar. Top Girls tam da bu hattadır: Marlene’nin kız kardeşi Joyce işçi sınıfındandır; hayatı yoksulluk ve çocuk büyütmekle geçer. Marlene ise kariyer kadınıdır ancak başarısı bu sınıf farkı üzerine kuruludur. Böylece oyun, sosyalist feminizmin temel tezlerini dramatik biçimde görünür kılar.

Görsel kaynak: theguardian.com

Yükselişin gölgesinde 

Marlene’in bireysel yükselişi çoğu zaman yalnızlık ve içsel bir çatışmayla gelir. Bu sessiz çatışma, günümüz kadınlarının hâlâ kırmaya çalıştığı görünmez zincirleri hatırlatır. Kadınların bireysel başarıları çoğu zaman toplumun beklentileriyle çatışma halindedir.

Toplum kadını görünmez kılar, başarılarını küçümser; kadın ise görünür olabilmek için çabalar. Kariyerinde zirveye ulaşmak için feda edeceği çok şey vardır, çünkü sistem onu bu haliyle kabul etmez.

Önce sosyal hayatından, sonra bireysel önceliklerinden vazgeçer; sonunda ise yalnızlaşır. Tıpkı Marlene gibi. Marlene’in başarısı, masada tek başına oturmasıyla simgelenir. Tarihsel kadınların sesi hâlâ kulağımızda çınlar; mücadele bir zamanlar olduğu gibi bugün de süregiden bir çarpışmadır.

Görünmeyen yüz

Günümüzde kadınlar ofisteki başarısını kutlarken bir yandan evdeki sorumlulukların yükünü taşır. Marlene gibi, cam tavanı kırarken bile başka bir görünmez duvarın içine sıkışabilir. Başarının alkışları arasında duyulmayan bir sessizlik vardır çoğu zaman: Yorgunluk, suçluluk, yalnızlık.

Ofiste güçlü, evde sorumlu, toplum önünde kusursuz olmaya zorlanan kadın, kendi benliğini bu rollere dağıtırken yavaş yavaş silinir. Marlene’in terfisi, özgürlüğün değil, bedeli ödenmiş bir başarının sembolüdür. Çünkü sistem kadınlara zirveyi gösterirken, o zirveye çıkan merdivenlerin her basamağına başka bir kadının emeğini ya da sessizliğini yerleştirir.

Marlene, iş dünyasında zirveye ulaşmış, başarı masasında tek başına otururken zaferinin bedelini öder. Her karar, her yükseliş bir fedakârlığı beraberinde getirir; yalnızlık, başarıyla el ele yürür. Onun hikâyesi, bugünün pek çok kadınının hikâyesidir aslında.

Görsel kaynak: onbostonstages.blog

Görünürde güçlü, özgüvenli, başarılıdır ama bu güç çoğu zaman kendi duygularını susturmanın, içsel çatışmalarını bastırmanın sonucudur. Marlene’in yükselişi parladıkça, iç dünyasındaki sessizlik derinleşir. Çünkü o masa, yalnızca bir kutlama yeri değil; sistemin kadınlara biçtiği rollerin ağırlığıyla dolu bir arenadır.

İş yerindeki baskılar, maaş eşitsizliği, toplumun kadınlardan beklediği “itaatkâr, fedakâr, sessiz” roller… Geçmişten bugüne süregelen bu görünmez zincirler arasında kadın, hâlâ kendi yolunu çizmeye çalışır.

Başarı, çoğu zaman bir kutlama anı kadar hafif, ardından gelen yük kadar ağırdır. Yine de her kadın, kendi direnişini bir biçimde sürdürür: Bazen bir masada, bazen bir odada, bazen görünmeyen küçük bir alanda. Çünkü her mücadele, sessiz bile olsa, bir varoluşun yankısıdır.

Kaynakça:

Churchill, Caryl.Top Girls. Methuen Drama, 1982.

Gamble, Sarah. The Routledge Companion to Feminism and Postfeminism. Routledge, 2001.

Tong, Rosemarie. Feminist Thought: A More Comprehensive Introduction. Westview Press, 2009.

Görsel kapak:

nymag.com

Visited 90 times, 1 visit(s) today
Close