Yazar: 1:26 pm Köşe Yazıları

Rap müzik erkek-kadın rollerini yeniden üretiyor

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği çoğu zaman yalnızca açık ayrımcılıklarla değil, gündelik hayatın içine yerleşmiş görünmez beklentilerle de yeniden üretiliyor. Kadınların nasıl görünmesi, nasıl davranması ve nasıl “değerli” kabul edilmesi gerektiğine dair kalıplar; medya, reklamlar ve popüler kültür aracılığıyla sürekli tekrar ediliyor. Bu yazı, tam da bu görünmez ama etkili baskı biçimlerini ve kadın bedeninin toplumsal sistem içinde nasıl bir tüketim nesnesine dönüştürüldüğünü rap müzik üzerinden tartışıyor.

Sokaktan Doğan Direnişin Paradoksu

Rap müziğin kökeni 1970’li yıllara, Amerika’nın varoşlarında ve kenar mahallelerinde yaşam mücadelesi veren Afrika kökenli toplulukların başkaldırısına dayanıyor. Doğuşu itibarıyla rap; ırkçılığa, yoksulluğa, sisteme ve her türlü ötekileştirmeye karşı yükselen bir “sokağın sesi” ve direniş estetiğidir. Ancak köklerindeki bu hak arayışı ve toplumsal muhalefet, günümüz ana akım rap dünyasında ilk çıktığı anlamdan son derece uzaklaşmış durumdadır. Karşımızdaki en büyük paradoks ise şudur: Toplumsal adaletsizliklere kafa tutan bu müzik türü, konu kadınlara geldiğinde ne yazık ki sistemin en sadık koruyucusuna dönüşmektedir.  

Toplumsal cinsiyet ve ataerkil sistemin “yeniden üretimi”

Toplumsal cinsiyet, biyolojik cinsiyetimizden farklı olarak, toplumun kadın ve erkeğe biçtiği roller, beklentiler ve kalıplardır. İçinde yaşadığımız ataerkil sistem ise gücü, otoriteyi ve parayı erkeğe teslim ederken; kadını pasif, itaatkar ya da sadece estetik bir unsur olarak konumlandırır.

“Yeniden üretim” tam olarak bu noktada devreye girer. Bir düşünce veya sistem, sadece yasalarla ayakta kalmaz. Aynı zamanda inlediğimiz şarkılarla, izlediğimiz dizilerle, filmlerle ve reklamlarla zihnimize kazınır.

Medya ve popüler kültür; kadına sürekli “ev hanımı” veya “erkek gücünün bir tamamlayıcısı” rolünü biçtikçe ataerkil düzen kendini her gün yeniden üretir. Milyonların dinlediği rap müzik de günümüzde bu ayrımcılığı ve eşitsizliği en bariz şekilde yeniden üreten araçlardan biri haline gelmiştir.  

Şarkı sözlerindeki “nesneleştirme” ve kalıplar

Bugün dijital platformlarda dinlenme rekorları kıran şarkıların satır aralarına baktığımızda, kadının bağımsız bir birey olarak değil, bir meta olarak kurgulandığını görüyoruz. Örneğin geniş kitlelere ulaşan bazı güncel şarkı sözlerini inceleyelim:

Lvbel C5 – “Çok Pardon”

“Bütün kızlar bende var / Bende para çok çok var”

129 milyondan fazla dinlenen bu şarkıdaki yaklaşım, kadını parayla satın alınabilecek, erkeğin statüsünü ve zenginliğini gösteren birer tüketim nesnesine indirgemektedir. Kadın, erkeğin gücünü kanıtlama aracı olarak metalaştırılmaktadır.  

Sadece modern dönemde değil, Türkçe rap müziğin geçmişinde de bu izleri görmek mümkün:

Norm Ender – “Eksik Etek”

“Eksik etek bunu herkes duysun.. Babana da söyle sana koca bulsun..!”

Zamanında 30 milyon gibi ciddi bir kitleye ulaşan bu parçada, kadının varoluşu sadece “evlenmek” ve gelenekselleşmiş, sınırları erkekler tarafından çizilmiş bir “namus” kavramına sıkıştırılmıştır. Dilimize yerleşmiş olan “eksik etek” deyiminin şarkı boyunca kullanımı, toplumsal cinsiyet rollerini en kaba haliyle yeniden üretmektedir.  

Lvbel C5 – “Tak Tak Tak”

“Ah sarılar, vah sarışınlar / Yat esmer, kalk sarışınlar”

Lvbel C5′ e ait bu şarkıda ise kadının sadece fiziksel ve estetik görünüşüne odaklanıldığını görürüz: Burada kadın, entelektüel veya insani yönlerinden tamamen arındırılarak sadece dış görünüşü, saç rengi ve erkeğin cinsel arzularına hitap eden yönüyle öne çıkarılmaktadır.  

Sonuç: Farkındalığın neresindeyiz?

Kadınlar bugün sosyal, akademik ve ekonomik hayatın her alanında bitmeyen bir güçle, emekle ve azimle var olmaya çalışmaktadır. Erkek egemen kültürün getirdiği tüm eşitsizliklere rağmen arka planda muazzam bir kadın mücadelesi yürütülmektedir.  

Peki, rap müziği ve bu sözleri tüketen milyonlarca dinleyici durumun farkında değil mi? Elbette farkında. Ancak tehlike de burada başlıyor. Bu sözler ritimlerle, melodilerle birleşip normalleştirildiğinde, dinleyici kitle farkında olmadan bu ataerkil söylemleri kanıksıyor.

Rap müzik özü itibarıyla ötekileştirilenlerin sesi olması gerekirken, toplumsal hiyerarşinin en altında bırakılmak istenen kadınları daha da fazla eşitsizliğe maruz bırakıyor. Eğer bu kültürel üretim biçimini sorgulamaz ve dönüştürmezsek müzik, toplumu özgürleştiren bir araç olmak yerine var olan baskıcı sistemi yeniden ve yeniden üreten bir çarka dönüşmeye devam edecektir.  

Kaynakça:

bubilet.com.tr

ansiklopedi.tubitak.gov.tr

Köten, E., & Akdemir, H. E. (2021). Rap Müzikte Toplumsal Cinsiyet Temsilleri: Toplumsal Cinsiyet Klişeleri, Hegemonik Erkeklik ve Cinsiyetçilik. Lectio Socialis, 5(1), 43-59.

Visited 10 times, 1 visit(s) today
Close