Yazar: 7:08 am Köşe Yazıları

“Kız gibi” değil, istediğim gibi

Toplumun kadınlara biçtiği kalıpların ötesine geçen, kendi sesini bulan kadınların hikâyesi… “Kız gibi” değil, istediğim gibi…

Zayıflık değil, direnç; utanç değil, varoluş… Bu kez başkalarının değil, kendi tanımımızla.

Toplumsal kalıpların gücü

“Kız gibi koşma!”, “Kız gibi ağlama!”, “Kız gibi giyinmişsin!”… Çocukluğumda en sık duyduğum cümleler bunlardı. Yüzeyde masum görünseler de içinde küçümseme taşıyan bu sözlerle, daha çocuk yaşta “kız gibi” olmanın zayıflık, acizlik ve utanılacak bir şeyle özdeşleştirildiğine tanık oldum. Oysa ben sadece koşmak, ağlamak, giyinmek istiyordum; istediğim gibi. Ama her hareketim, “bir kız gibi” olup olmadığı üzerinden ölçülüyor, biçiliyor, yargılanıyordu.

Bu sözler yalnızca bireysel deneyimler değil, toplumun bilinçaltına yerleşmiş toplumsal cinsiyet normlarının yansıması. Kültürel kodlar, kadına ait davranış biçimlerini belirlerken, aynı zamanda bu sınırların dışına çıkanları cezalandırıyor.

Üstelik bu kalıplar yalnızca aile içinde değil; okulda, iş hayatında, sokakta, medyada karşımıza çıkıyor. Dilimize yerleşmiş cinsiyetçi ifadeler, farkında olmadan davranışlarımızı şekillendiriyor ve bu durum, kadınların özgürleşme sürecini görünmez zincirlerle yavaşlatıyor.

Çocukluktan yetişkinliğe taşınan kurallar

Toplum, “kız gibi” olmayı küçümserken “kadın gibi” yaşamamızı neden bu kadar sıkı kurallarla sınırlandırıyor?

Çocukluktan itibaren kadınlara nasıl oturup kalkmaları, nasıl konuşmaları gerektiği öğretiliyor. Sesimizin ne kadar çıkabileceği, gülüşümüzün ne kadar geniş olabileceği, bedenimizin nasıl durması gerektiği… Bunlar yazılı olmayan ama hepimizin bildiği kurallar. Ve bu kuralları çiğnemek çoğu zaman “ayıp” ya da “yakışmaz” damgası yiyor. Kimi zaman ailemiz, kimi zaman öğretmenlerimiz, kimi zaman da sosyal çevremiz aracılığıyla bu sınırlar hatırlatılıyor. Sonuç olarak kadınlar, kendi hayatlarını değil, toplumun onayladığı hayatı yaşamaya yönlendiriliyor.

Günümüzde sosyal medya, kadına dayatılan kuralların hem pekiştirildiği hem de kırıldığı bir alan. Bir yandan “mükemmel kadın” imajı filtreler ve idealize edilmiş bedenlerle beslenirken, diğer yandan feminist içerikler, kadın dayanışması hikâyeleri ve özgürlük mesajları da hızla yayılıyor. Yani artık bu kurallara karşı ses çıkarabileceğimiz, görünür olabileceğimiz yeni bir mecra var.

Görsel Kaynağı: Youtube / Kız gibi olma dersi – Kırgın Çiçekler 19. Bölüm

Özgürlüğün tanımı

Oysa gerçek özgürlük, sadece görünürdeki zincirlerden kurtulmak değil; zihnimize kazınan sınırları da kaldırmakla mümkün.

Simone de Beauvoir’ın dediği gibi:

“Kadın doğulmaz, kadın olunur.”

(De Beauvoir, Le Deuxième Sexe, 1949)

Ancak bu ‘olma’ süreci, toplumun dikte ettiği biçimde değil, kadının kendi iradesiyle şekillenmeli. Bir kadının gülüşü, sesi, yürüyüşü ya da giysisi; yalnızca kendisinin tercihi olmalı. Unutulmamalı ki kadınların özgürleşme mücadelesi yalnızca bireysel bir tercih değil, bununla birlikte politik bir eylemdir. Çünkü her özgür kadın, ataerkil düzenin dayattığı rollerin geçerliliğini sorgulatır.

Kendi hikâyemizi yazmak

Ben artık “kız gibi” değil, istediğim gibi koşuyorum. Sesimi kısmadan, bedenimi saklamadan, gülüşümü eksiltmeden… Çünkü biliyorum ki kadın olmak, toplumun dar kalıplarına sığmak değil; kendi hikâyeni yazmaktır. Bu hikâye sadece bireysel bir özgürlük mücadelesi değil; kolektif bir direniş olarak da toplumda yer bulmalı.

Kadınların birbirine omuz vermesi, deneyimlerini paylaşması, ataerkil düzenin görünmez duvarlarını yıkmanın en güçlü yolu. Bir kadın kendi zincirini kırdığında, ardında başka kadınlara da geçebilecek bir yol açar. İşte bu yüzden, hepimizin hikâyesi birbirine bağlı.

Bugün bu yazıyı okuyan her kadına söylemek isterim:

Hikâyeni başkalarının kalemiyle yazdırma. Kendi kelimelerini seç, kendi cümlelerini kur, kendi yolunu çiz. Ve unutma, bu yolda asla yalnız değilsin.

Kaynakça:

Beauvoir, Simone de. ( 1949). Le Deuxième Sexe [The Second Sex]. Paris: Gallimard.

Hooks, B. (2000). Feminism Is for Everybody: Passionate Politics. Cambridge, MA: South End Press.

Visited 75 times, 1 visit(s) today
Close