Yazar: 11:09 am Köşe Yazıları

Hemcinslerinden hesap sormayan erkeklerden de hesap soracağız! 

Toplumda kadına yönelik şiddet, taciz veya ayrımcılık konuşulduğunda, çoğu erkeğin ilk refleksi savunmaya geçmektir. “Ben yapmadım”, “Bütün erkekler aynı değil”, “Benim de annem var” gibi cümleler, aslında sorunun özünden kaçma çabasıdır. Ancak artık sadece failin suçunu konuşmak yetmiyor. Faili sessizliğiyle besleyen, arkadaş ortamında yapılan cinsiyetçi şakaya gülüp geçen, şiddet uygulayan dostuna “Hata yapmışsın ama özünde iyi adamsın” diyen o “sessiz çoğunluğun” sorumluluğunu masaya yatırma vaktimiz geldi.

​Sessiz kalmak onaylamaktır

​Bir erkek, arkadaş grubunda bir kadının onurunu kıran herhangi bir söz söylendiğinde susuyorsa, o suça ortaktır. “Huzurumuz bozulmasın” ya da “şimdi arkadaşımla kötü olmayayım” düşüncesiyle verilen her sessiz onay, bir sonraki fiziksel veya psikolojik şiddetin zeminini hazırlar. Fail, hemcinslerinden tepki görmediği sürece yaptığı davranışın “erkeklik sınırları içinde” kabul edilebilir olduğunu düşünür.

Kadınlar sokakta, iş yerinde veya evde can güvenliği mücadelesi verirken, “ben iyi bir erkeğim” diyenlerin konforlu alanlarından çıkıp hemcinslerine “dur” dememesi artık kabul edilemez. İyi bir insan olmak, sadece kötülük yapmamak değildir; kötülüğe şahit olduğunda karşı durmaktır. Eğer en yakın arkadaşınızın bir kadına psikolojik şiddet uyguladığını bilip hala onunla hiçbir şey yokmuş gibi kahve içebiliyorsanız, sizin o “iyiliğiniz” sadece bir maskedir.

​Erkeklik dayanışmasının karanlık yüzü

​Yüzyıllardır süregelen ve adına “delikanlılık” ya da “erkek erkeğe dostluk” denilen o görünmez bağ, çoğu zaman bir suç ortaklığına dönüşüyor. Erkekler, birbirlerinin açıklarını kapatmayı, birbirlerini kollamayı bir erdem sanıyor. Oysa bir kadının hayatı karartılırken kurulan bu dayanışma, adaletin önündeki en büyük engeldir. Faili koruyan, onu toplumdan dışlamayan, ona hesap sormayan her erkek, şiddet sarmalının dişlilerinden biridir.

​Biz kadınlar, sadece bize el kaldıranlar değil; o eli tutmayanla, o eli tutmadığı gibi bir de sıvazlayanla mücadele ediyoruz. “Erkek adamdır, yapar” zihniyetini sadece dile getirenler değil, bu zihniyete maruz kaldığında kafasını çevirenler de bu düzenin koruyucusudur. Bu yüzden, sokağa çıktığımızda ya da bir masada oturduğumuzda sadece potansiyel faillere değil, o failleri sessizliğiyle meşrulaştıranlara da öfke duyuyoruz.

Görsel kaynak: dijitalsiddet.com

Sorumluluk almayan “iyi erkekler” devri kapandı

​Artık “Ben kadınları seviyorum” ya da “ben asla bir kadına el kaldırmam” sözleri bizim için birer referans değil. Bizim için asıl kriter şudur: Kendi türdeşin hata yaptığında ne yapıyorsun? Onu uyarabiliyor musun? Onunla arana mesafe koyabiliyor musun? Yoksa “Aman tadımız kaçmasın” deyip sırtını mı dönüyorsun?

​Gerçek değişim, erkeklerin birbirini denetlemeye başladığı zaman gerçekleşecek. Bir erkek, bir başka erkeğe “Bu yaptığın tacizdir, bu yaptığın zorbalıktır” dediği an, o karanlık dayanışma kırılacak. Biz KadınKöy’den ve hayatın her alanından sesleniyoruz: Fail kadar, ona alan açanlara da sorularımız var. Sessizliğinizle ördüğünüz o konforlu duvarların hesabını vereceksiniz. Çünkü biliyoruz ki; hemcinsinden hesap sormayan her erkek, o şiddet silsilesinin bir sonraki halkasına imza atmaktadır.

Kaynakça:

R.W. Connell. (1992) .Erkeklikler. Phoenix Yayınları.

Visited 40 times, 1 visit(s) today
Close