Ertelemenin, susmanın ve uyum sağlamanın görünmez bedeli
Hepimiz o hayali tanıyoruz, değil mi?
Genç yaşlarda kurulan, net, canlı ve cesur olanı. Bir deftere yazılmış, birine fısıldanmış ya da sadece içten içe sahiplenilmiş. İşte o hayal, çoğu kadının hayatında bir noktadan sonra sessizleşir. Bu sessizlik ani değildir. Zamanla oluşur. Kadının hayatına giren sorumluluklar, beklentiler ve “gerçekçi olma” telkinleriyle birlikte hayal, yavaş yavaş geri plana itilir. Kimse açıkça “vazgeç” demez. Ama şartlar öyle bir örülür ki vazgeçmek, en makul seçenek gibi görünür.
Modern kadının önünde duran tablo nettir: Hem ayakta durması, hem uyum sağlaması, hem üretmesi hem de kimseyi rahatsız etmemesi beklenir.
Bu denklemin içinde hayaller, çoğu zaman risk olarak kodlanır.
Hayallerin zihinsel yükü: Bastırılan arzular, ertelenen benlik
Hayallerden vazgeçmek sadece bir karar değildir; zihinsel bir emektir de. Kadınlar, istediklerini “istememeyi” öğrenirken ciddi bir iç disiplin geliştirir. Arzu bastırılır, beklenti küçültülür, hedef “makul” hâle getirilir. Günlük hayatın içinde bu bastırma hâli kendini küçük anlarda gösterir: Bir başvuru formunun doldurulmaması, bir fikirden “zaten olmaz” diyerek vazgeçilmesi, bir isteğin “önemli değil” diye ertelenmesi…
Hiçbiri tek başına büyük görünmez. Ancak bir araya geldiklerinde, kadının kendi hayatıyla arasına mesafe koymasına neden olurlar. Akşam olduğunda hissedilen o tanıdık duygu tam da buradan gelir: “Bir şey eksik ama adını koyamıyorum.”

Uyum baskısı ve hayallerin törpülenmesi
Kadınlara çoğu zaman hayal kurmaları değil, uyum sağlamaları öğretilir. Uyumlu olmak; daha az talep etmek, daha az risk almak ve hayal kırıklığını sessizce yönetmek anlamına gelir. Toplum, hayal kuran kadını desteklemez; onu sınar: “Gerçekçi misin?”, “Bu yaşta mı?”, “Gerek var mı?”. Bu sorular hayali geliştirmek için değil, onu sınırlandırmak için sorulur.
Hatırlamak bir direniştir
Kadınların hayallerini yeniden hatırlaması, yalnızca kişisel bir farkındalık değil; aynı zamanda toplumsal bir karşı duruştur. Çünkü hayal kurmak, uyum kültürüne teslim olmamayı gerektirir. Kadınların hayalleri kaybolmaz. Sadece sessizleştirilir ve her sessizlik gibi, doğru anda bozulmayı bekler.
Kaynakça:
Dean, L., Churchill, B., & Ruppanner, L. (2021). The mental load: Building a deeper theoretical understanding of how cognitive and emotional labour overload women and mothers. Community, Work & Family, 24(1), 13–29.
Levrau, E. (2018). Mothers’ mental load: The unpaid and unrecognized cognitive and emotional labour. Make Mothers Matter.
Fraser, N. (2016). Contradictions of Capital and Care. New Left Review, 100, 99–117. Hochschild, A. R. (2012). The Managed Heart: Commercialization of Human Feeling. University of California Press.
Gill, R., & Orgad, S. (2018). The Amazing Bounce-Backable Woman: Resilience and the Psychological Turn in Neoliberalism. Sociological Research Online, 23(2).














