Mükemmel kıyafetler, harika bir eş, cıvıl cıvıl çocuklar, her zaman derli toplu duran bir ev ve her işe yetişen süper bir ev hanımı… Hepsini bir arada yürütmek her ne kadar imkânsızın sınırlarını zorlasa da, sosyal medyada boy gösteren “trad-wife” (geleneksel eş) influencer’lar için bu bir gerçek mi?
1950’lerin o “ideal” beyaz Amerikan ailesi tablosunu günümüze taşıma sevdalısı olan bu figürler, feminizmin kadınları asıl “yüce görevleri” olan eşine hizmet etmekten ve evde kalmaktan alıkoyduğunu iddia ediyor. Onlara göre, kadınlar olarak asıl görevimiz erkeğimize hizmet etmek ve bu, modern hayat yüzünden (!) unutulmaya yüz tutmuş.
İşin ilginç yanı, kendilerini bu ataerkil düzenin savunucusu ilan eden bu influencer’lar, kendilerine para kazandıran o kapitalist sistemi ağızlarına bile almıyorlar. Hatta içlerinden bazıları kendisini “yüceltilmiş ev kadını sekreteri” olarak tanımlıyor.
Influencer olmak tam olarak ne zaman meslek olmaktan çıktı?
Kendi parasını kendi kazandığı, ticari bir mesleği olmasına rağmen, bu gerçeği ustaca saklıyorlar. İşte bu iki yüzlülük, günümüzde ekonomik özgürlüğü olmadığı için kendisine şiddet uygulayan kocasını boşayamayan binlerce kadına karşı yapılan büyük bir sahtekârlıktır. Çünkü kendileri hem ekonomik bağımsızlığa sahipler hem de savundukları bu kavramı milyonlara empoze etme şansına.
Bu sahte dünyanın yarattığı etki de cabası. Çocuğuna bakmak için gecesini gündüzüne katan bir kadın, üç çocuğuna aynı anda bakan ve estetik görünümünden ödün vermeyen bu figürleri izlediğinde, büyük bir yetersizlik hissiyle hatta depresyonla boğuşuyor.
Oysa bu “mükemmel” kadınlar, kamera arkasında kalan koskoca bir çekim ekibini, temizlik görevlisini ve dadıları ustaca gizliyor. En tanınan isimlerden biri olan Ballerina Farm örneğinde olduğu gibi; ilk videolarında 8 çocuğuna bakıp hem köy hayatı yaşadığı için takdir toplarken, sonradan kocasının dünyanın en zengin ailelerinden birine mensup olduğu ortaya çıktı.
Düşünüyorum bazen, gerçekten bir kadın hemcinslerine neden kendi refah seviyesine hayalinde bile ulaşamayacakları bu denli zehirli bir illüzyonu empoze etmek ister? Bilinçli bir yetişkin bu videodan etkilenmez diyebilirsiniz, ama bu içerikleri sadece yetişkinler değil, ortaokul-lise çağındaki genç kızlar da izleyip o estetik ihtişama kolayca kapılabiliyor. Bu, bir ideoloji mi yoksa sadece pazarlama taktiği mi? Belki de ikisi birden…

Görsel kaynak: kaitlinbrito.com
Estetikleştirilmiş emek ve mükemmeliyetçilik tuzağı
Bu influencer’lar, geleneksel ev işlerini sadece yapmakla kalmıyor, bunu estetik bir şekilde pazarlama aracına dönüştürüyor. Fırından çıkan o kusursuz ekmeğin, lekesiz beyaz mutfağın ve daima ütülü kıyafetlerin ardında yatan içerik mekanizmasına biraz yakından bakalım; “Estetikleştirilmiş emek” olarak adlandırdığımız bir strateji.
Yemeğin hazırlanış süreci hızlı kesmeler, yumuşak müzikler ve yüksek kaliteli sinematografi ile sunulur; emek değil, sonuç övülür. Ter, yorgunluk, dağılmış bir çocuk odası veya başarısız bir yemek asla kameraya yansımaz.
Arka planda videoyu kaç kere çektiğini, aslında hazır ürün kullandığı ya da yemeği yaktığını asla göremeyiz. Sonuç her zaman mükemmeldir. Amaç, ev işini sıkıcı bir görevden ziyade, bir tür terapi seansına dönüştürmektir. Bu yapay mükemmeliyetçilik, izleyiciye iki mesaj verir: Ev işleri kolaydır ve sizin eviniz yeterince güzel değildir.
Siz bunları yapamıyorsanız büyük ihtimalle sizin suçunuzdur. Bu sayede hem tüketimi teşvik ederek kapitalist sistemin bir kuklası olurlar. Mükemmellik illüzyonu ise gerçek hayattaki kadınları sürekli bir yetersizlik döngüsüne hapseder.
‘Geleneksel Ev’ illüzyonunun alıcısı kim?
“Trad-Wife” (Geleneksel Eş) akımının, özellikle Amerika ve Avrupa’da büyük ilgi görmesinin altında yatan, Influencer’ların gizlediği çok daha karmaşık bir sosyo-ekonomik gerçeklik yatıyor. Modern kapitalizm, çalışan kadına bir yandan “kariyer yapma” baskısı uygularken, diğer yandan artan kiralar ve hayat pahalılığı nedeniyle kadınları çifte mesaiye zorluyor.
Kadınlar hem ofiste hem de evde %100 performans sergilemek zorunda kalırken, bu akım tam da bu yorgunluğun üzerine bir nostalji filtresiyle çıkıyor. Influencer’lar, sanki bu yaşam tarzı seçilmiş bir huzur vaat ediyormuş gibi sunuyorlar.
Oysa, Ballerina Farm örneğinde olduğu gibi, bu “huzur” genellikle aileden miras kalan devasa bir servet ya da Influencer’ın kazandığı büyük bir dijital gelir ile finanse ediliyor. Orta sınıfın düşen alım gücü ve kariyer yorgunluğu, kadınların zihninde “Acaba bu ideal, daha kolay ve daha mutlu bir yol mudur?” sorusunu yaratarak, bu zehirli içeriğe karşı savunmasız bırakıyor.
Bu durum, ekonomik bağımsızlık hayalinin, finansal güvence garantisi veren “huzurlu bir ev” hayaline karşı yenildiği acı bir tablonun göstergesidir. Bu akım artık sadece batıyla sınırlı kalmıyor, Türkiye’de de örnekleri çoğalmakta. Beni en yaralayan durumsa bu.

Görsel kaynak: thetimes.com
Biz bu illüzyona daha ne kadar sessiz kalacağız?
Bu influencer’lar, modern yaşamın getirdiği hızı ve stresi kullanarak, kadınlara “gerçek mutluluğun” evdeki hizmette saklı olduğu yalanını satıyorlar. Oysa sattıkları şey; sadece bolca para, sınırsız imkân ve çalışan bir ordunun yarattığı sahte bir huzurdan ibaret. Bu, bir ideoloji olmaktan çok, en kârlı pazarlama taktiklerinden biri: Kadınları tüketim üzerinden eski rollerine hapsederek hem geleneksel düzeni koruyorlar hem de ceplerini dolduruyorlar.
Gerçek eşitlik ve huzur, Instagram’ın filtresinden çok, emeğimizin, seçimlerimizin ve ekonomik bağımsızlığımızın tam olarak takdir edildiği bir dünyada gizli. Klavyelerimizden fırlayan her bir alkış, her bir beğeni, aslında bizi o köhne evin mutfağına bir adım daha yaklaştırıyor.
Nara Smith’in neyi empoze ettiğini anlamadan önce yemek videoları o kadar ilgimi çekiyordu ki izlemeden geçemiyordum. Artık gördüğüm her trad-wife influencer’larını engelliyorum. Belki birilerinin önüne düşmesine engel olurum, beğenim keşfete çıkmasını sağlamaz diye.
Ancak bu tutum tek başına yeterli değil, hala çoğu genç kız bu insanları estetik bulduğu için takip ediyor; neyin içine çekildiklerini bilmeden… Bunun önüne geçmek maalesef o videoları engellemekten değil, bu satırları yazmamın asıl amacı olan insanları özellikle genç kızlarımızı bilinçlendirmekten geçiyor.
Kaynakça:
Brown Lauren.(28. 10.2015). ‘Geleneksel Eş’ Nedir ve Evde Oturan Annelerden Farkı Nedir? In Parents.
Sak Sude Ilgın. (17.04.2024). Trad Wife hareketi beraberinde tartışmaları getiriyor. In Marie Claire
Görsel kaynak: msmagazine.com















