Yazar: 2:59 pm İnceleme-Eleştiri

Anadolu kadınlarına yüklenen annelik görevleri

Anadolu toplumunda annelik yalnızca biyolojik bir rol değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel sorumluluk olarak görülür. Kadınlardan beklenen annelik performansı çoğu zaman fedakârlık, sabır ve sınırsız bakım üzerinden tanımlanır. Buna karşılık baba figürü ise çoğunlukla otorite, geçim sağlayıcılık ve mesafe ile ilişkilendirilir. Bu geleneksel rol dağılımı hem kadınların toplumsal konumunu hem de aile içi ilişkileri şekillendiren önemli bir kültürel kalıp üretir.

Kadının annelik rolüne indirgenmesi

Anadolu’nun pek çok bölgesinde kadın kimliği annelik üzerinden meşrulaştırılır. Bir kadının iyi kadın olarak görülmesi çoğu zaman iyi bir anne olmasıyla ölçülür. Bu durum kadınların bireysel kimliklerini, mesleki hedeflerini ve toplumsal katılımlarını ikinci plana itebilir. Sosyologlar bu durumu kutsallaştırılmış annelik olarak tanımlar.

Görsel kaynak: tr.pinterest.com

Kutsallaştırılmış annelik anlayışı kadını yüceltirken aynı anda onu görünmez bir sorumluluk ağına da hapseder. Kadın, çocuk bakımından eğitime, ev içi duygusal emeğin yönetiminden akrabalık ilişkilerinin dengeli bir şekilde sürdürmesine kadar geniş bir yük taşır (Kandiyoti, 1988). Baba algısı ise bu yükün paylaşılmasından çok otorite ile ilişkilendirilir.

Geleneksel Anadolu ailesinde baba çoğunlukla evin reisi olarak tanımlanır. Ekonomik sorumluluğun büyük kısmını üstlenmesi baba rolünün merkezinde yer alır. Ancak çocukların günlük bakımına, duygusal gelişimine veya eğitim süreçlerine aktif katılımı çoğu zaman sınırlıdır. Bu durum babalığın duygusal yönünün geri planda kalmasına neden olur. Araştırmalar Türkiye’de babaların çocuklarıyla geçirdiği zamanın annelere kıyasla oldukça düşük olduğunu göstermektedir (Kağıtçıbaşı, 2010).

Mesafeli baba beklentisi

Rollerin dağılımı sadece kadınları değil erkekleri de sınırlar. Erkeklerden güçlü, mesafeli ve otoriter olmaları beklenir. Bu beklenti babaların çocuklarıyla daha eşitlikçi ve duygusal bir ilişki kurmalarını zorlaştırabilir. Aynı zamanda erkeklerin bakım emeğine katılımını da kültürel olarak değersizleştirir. Oysa modern aile araştırmaları çocuk gelişiminde aktif babalığın önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır (Lamb, 2010).

Anadolu’da anneliğe aşırı sorumluluk yüklenmesi kadınların görünmeyen emeğini normalleştirirken, babalığın sınırlı bir rol olarak kalmasına neden olur. Bu kültürel düzen aslında tarihsel ve ekonomik koşulların ürünü olsa da günümüz toplumunda sorgulanmaya başlamıştır. Eğitim düzeyinin artması, kadınların iş hayatına katılımı ve kentleşme gibi faktörler aile içindeki rollerin yeniden tartışılmasına yol açmaktadır.

Görsel kaynak: typelish.com

Anneliğin kutsallaştırılması kadınları güçlendirmekten çok onları tek bir kimliğe indirgeme riski taşır. Aynı şekilde babalığın yalnızca otorite ve ekonomik sorumlulukla tanımlanması da erkeklerin aile içindeki duygusal varlığını sınırlar. Daha dengeli bir aile yapısı için bakım emeğinin paylaşılması, babalığın yeniden tanımlanması ve anneliğin tek başına fedakârlık ideolojisine indirgenmemesi gerekir.

Anadolu toplumunda annelik ve babalık rolleri köklü kültürel kalıplar tarafından şekillendirilmiştir. Ancak bu kalıpların değişmez olmadığı açıktır. Toplumsal dönüşüm, aile içindeki sorumlulukların daha eşitlikçi biçimde paylaşılmasını mümkün kılabilir. Bu değişim hem kadınların toplumsal konumunu güçlendirecek hem de babalığın daha aktif ve duygusal bir rol olarak yeniden inşa edilmesine katkı sağlayacaktır.

Kaynakça:

Kandiyoti, D. (1988). Bargaining with patriarchy. Gender & Society, 2(3), 274–290.

Kağıtçıbaşı, Ç. (2010). Benlik, aile ve insan gelişimi: Kültürel psikoloji. Koç Üniversitesi Yayınları.

Lamb, M. E. (2010). The role of the father in child development (5th ed.). Wiley.

Görsel kapak: seriyyedergisi.com

Visited 35 times, 1 visit(s) today
Close