Yazar: 10:30 am İnceleme-Eleştiri

Annie Ernaux ve görünmeyen yara: Yasadışı kürtajın sessizliği

İncelemede, Annie Ernaux’nun daha önce ‘Kürtaj’ adıyla yayımlanan ve günümüzde Can Yayınları tarafından ‘Olay’ ismiyle okura sunulan eseri kaynak alınmıştır.

Edebiyat, çoğu zaman yaşanmışlıkların üzerine estetik bir tül örterek gerçeği yumuşatır; okuru rahatsız etmeyecek bir mesafede durur. Ancak 2022 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Annie Ernaux, “Kürtaj” (L’Événement) kitabında bu tülü vahşi bir dürüstlükle yırtıp atar. Ernaux’nun bu metni, sadece 1960’ların Fransası’nda geçen yasadışı bir operasyonun kaydı değildir; o, bedenin, yasaların ve sınıf hiyerarşisinin çarpıştığı bir toplumsal belleğin kaydıdır.

Geçmişin hayaleti ve adil yasanın paradoksu

Annie Ernaux, yazma eylemine “bu artık geçmişte kaldı” diyen toplumsal sese itiraz ederek başlar. Burada sanatın hafıza kurucu rolü devreye girer: Adil yasaların paradoksu, geçmişin mağdurlarını “artık sorun çözüldü” denilerek sessizliğe itmesidir. Ernaux ise kürtaj üzerindeki yasal yasak kalktığı an, bu deneyime klişelerden arınmış bir “edebi gerçeklik” ile bakma hakkını kendinde bulur. Yazmak, onun için sadece bir anıyı tazelemek değil, bedenin hafızasındaki o görünmeyen yarayı kolektif belleğe kazımaktır. Artık yasakların ağırlığı yokken, bu unutulmaz olayla politik ezberlerin ötesinde, çıplak bir dürüstlükle yüzleşir.

Maskelenmiş bir trajedi: Kirli çamaşırlar ve sessiz İiaat

Kültür ve insan ilişkisinde mekânın ve sosyal rollerin önemi büyüktür. Annie Ernaux’nun ailesinin yanına gittiğinde büründüğü zorunlu maske, bu ilişkinin en acı örneğidir. Cinselliği utançla eş tutan bir anne figürü karşısında yazar; hamileliğini gizlemek için sıradanlık oyununu kusursuzca oynar. Eve kirli çamaşırlarını götürmesi, mutfakta gülümsemesi ve aydınlık bir ifade takınması; bir kadının bedeni toplumsal bir “bozgun” alanı haline gelmişken bile, bu ağır yükü bir valiz dolusu kirli çamaşırın ardına saklamasını anlatır. Ailelerin “çocuklarımızı bir bakışta anlarız” yanılgısı, bir kadının en savunmasız anında yaşadığı bu mutlak yalnızlıkla sarsılır.

Görsel kaynak: instagram.com

Sınıfsal bir ifşa ve dilin şiddeti

Annie Ernaux, analizinde şiddeti sadece fiziksel bir müdahale olarak değil, dilde gizli bir hiyerarşi olarak ele alır. Bir doktorun “Musluk tamircisi değilim ben!” diye haykırması, tıbbi bir reddedişten ziyade sınıfsal bir sınır çizgisidir. Bu cümle, egemen olanın, “kimliği belirsiz” olarak gördüğü ezilen üzerindeki mutlak otoritesini simgeler.

Eğer yazar sınıfsal kimliğini (üniversite öğrencisi oluşunu) daha önce beyan etseydi, muamele değişecekti. Bu durum, dünyayı doktorlarla işçileri ve kürtaj yaptıran kadınları “egemenler ve ezilenler” olarak birbirinden sertçe ayıran bir düzene işaret eder. Öyle ki, hastane koridorlarında kürtaj yaptıran bir kadınla, evli olmayan yoksul bir annenin aynı aşağılayıcı kefeye konması, sistemin ahlaki hiyerarşisinin ispatıdır.

Kadınlar zinciri ve yazının hakikati

Kürtajın gerçekleştiği o karanlık oda, aradan geçen yıllar içinde ne kadar değişmiş, ne kadar sıradan bir yer haline gelmiş olursa olsun; Ernaux için orası, isimsiz kadınların anılarını saklayan bir “bellek mekânı”dır. Yazar, bu süreç boyunca kendisini “üstünden kuşakların geçtiği bir kadınlar zincirinin” parçası olarak konumlandırır.

Zincir, resmî tarihte yazmayan ama bedenlerden geçen; annelerin, kızların ve yoksul kadınların sessiz ortaklığıdır. Ernaux, yaşadığı acıyı “israf edilmiş bir bağış” olarak görmeyi reddeder. Kendi bedeninde filizlenen o “toplumsal bozgunu” ifşa etmek için örgü şişlerinin soğukluğundan, dilin sustuğu o derin yalnızlığa kadar her şeyi kelimelere döker.

Bir adalet nöbeti olarak yazı

Kürtaj, bir suçluluk anlatısı değil, sanatın gerçeği belgeleme gücüdür. Annie Ernaux, bedensel bir tecrübeyi yazıya, yani kavranabilir ve evrensel bir hakikate dönüştürürken, erkek egemen sistemin kadın bedeni üzerindeki mülkiyet iddiasını sarsar. Yazmak, sadece bir hatırlama biçimi değil, tarihin susturduğu kadınlar adına tutulmuş bir estetik adalet nöbetidir. Vücudu, duyguları ve düşünceleri yazıya dönüştüğünde, yazarın varoluşu başkalarının yaşamlarında eriyerek ölümsüzleşir.

Kaynakça:

Ernaux, A. (2023). Olay. (Çev. S. İ. Boratav). İstanbul: Can Yayınları. (Not: Eserin orijinal adı L’Événement’dır ve Türkiye’de daha önce ‘Kürtaj’ adıyla da yayımlanmıştır.)

Görsel kapak: openlibrary.org

Visited 61 times, 1 visit(s) today
Close