Rekabetçi bilgisayar oyunları çağımızın spor türlerinden birisi. Bunun ön kabulüyle başlayalım. Çoğu zaman oynaması ücretsiz olup, oyun içi kozmetik alışverişlerle çarklarını döndüren ve genellikle beş kişilik takımlarla verdiğiniz bir ölüm kalım savaşı. Tonla sponsor alan e-spor takımları ve büyük ilgilerle izlenen şampiyonluk turnuvaları… Erkekler için ilgi, şan ve para kazanmanın 21. yüzyıl yolu. Bir de bu kariyer ve beraberinde gelen lüksü önemsemeden yine de bu “sporu” yapan milyonlarca oyuncu var. Tahmin edebileceğiniz üzere neredeyse her alanda olduğu gibi bu alanda da egemen olan erkekler ve onların toksik masküleniteleri.
Kadınlar, bilgisayarlarının başında kim olduklarını bile bilmedikleri takım arkadaşlarından tacize varan söylemler duymaya ve bütün bunlara rağmen keyifli vakit geçirmeye çalışmaya devam ediyor. Her şeyden önce bir “kadın olduğunu gizleme” baskısı var çünkü biliyoruz ki oyundaki kullanıcı adlarımız, oynamak için seçtiğimiz karakterlerle birleşince takım arkadaşlarımız ya lubunya ya da kadın olduğumuzu düşünecek. Yakalanırsak da biteriz! Allah korusun kötü bir oyun geçirmeyelim yoksa mağlubiyetin tek suçlusu koca takımda biz oluruz.

Görsel kaynak: ddragon.leagueoflegends.com
Takımda kız var iptal edin maçı!
Diyelim şansımız yaver gitti ve erkek takım arkadaşlarımızı şaşırtacak kadar iyi bir performans gösterdik. Bu sefer de “obez ve hayatsız” kız stereotipiyiz. Nasıl yani? Hem onun alanında ondan daha iyiyiz hem de hala “arzulanabilir” bir yüzümüz mü var? Yok öyle bir dünya! Yüzümüzü bile görmedikleri bir platformda bile kendi şekilci güzellik algıları üzerinden bizi hakir görmenin bir yolunu muhakkak bulurlar. Bu bahsettiğim rekabetçi oyunların bazılarıysa oyunun gerekçesi olarak takım arkadaşlarının birbirleriyle sesli konuşmasına izin veriyor. Bu “sesli iletişim” mantığı son derece önemli bir etken çünkü takım arkadaşından alacağın tek bir bilgi kırıntısı bile maçın seyrini değiştirebilir. Hem açık iletişimden kim, ne zaman zarar görmüş ki?Kadınsan iletişimden bile bir şekilde zarar görüyorsun. Tek başına veya arkadaşlarınla kafa dağıtmak için bir saatini ayırdığın o oyunda mikrofonun açıldığı an, takım arkadaşlarının kafa dağıtma aracına dönüşüyorsun. İlk tepkiler genelde şöyle oluyor:
“Kız var takımda. Off! İptal et maçı!”
“Çocuk musun yoksa çirkin sesli bir kız mısın?”
“Sevgilin var mı?”
Bunların bir yaş sınırı da yok. 11-12 yaşlındaki çocuklar bile size küfredecek cüreti bulabiliyor. Sizi, kendine denk bir takım arkadaşı olarak görecek birini bulmak o kadar zor ki… Peki çözüm ne? İlla her oyuna girdiğimizde, tüm takım lubunyalar ve kadınlardan mı oluşmak zorunda? Yoksa bu oyunları denetleyenler ellerini taşın altına koyacak mı? Oyun içinde aldığım mesajları suç duyurusunda bulunmak için yeterli mi?Sadece oyun oynamak istiyorum. Rahat bırakın kardeşim!
Yazarın kişisel deneyimlerine dayanılarak oluşturulmuştur.















