Yazar: 12:40 pm Haberler

Adriana Smith: Beyin ölümünden sonra gelen prematüre doğum

Etik bir kırılma

Adriana Smith’in beyin ölümü sonrası yaşatılan bedeni, Amerika’daki kürtaj yasalarının gölgesinde prematüre bir doğuma sahne oldu. Georgia’da beyin ölümü gerçekleşmiş bir kadının yaşam desteğine alınarak bebeğini dünyaya getirmesi, tıp dünyasında etik bir kırılma yarattı. Bu olay, beyin ölümü sonrası hamilelik, kürtaj yasası ve yaşam hakkı üzerine yankı uyandıran bir tartışma başlattı.

Beyin ölümünden 3 ay sonra gelen bir doğum

Amerika Birleşik Devletleri’nin Georgia eyaletinde yaşayan 31 yaşındaki hemşire Adriana Smith, Şubat 2025’te hamileliğinin henüz 9. haftasındayken beyin kanaması geçirdi. Hastaneye kaldırıldıktan sonra doktorların yaptığı tetkiklerle beyin ölümü gerçekleştiği ilan edildi. Normal şartlarda bu noktada yaşam desteği kesilir, beden toprağa verilir. Ancak bu olayda işler böyle işlemedi.

Adriana’nın bedeninde gelişen fetüsün kalp atışı tespit edildiği için, Smith’in cansız bedeni yaklaşık 3 ay boyunca yaşam destek cihazlarına bağlı tutuldu. Amaç, prematüre de olsa bir doğum gerçekleştirmekti ve sonunda, 13 Haziran 2025’te “Chance” adı verilen bebek sezaryenle dünyaya geldi.

Yaşamı bitmiş bir beden, devlet tarafından yaşatıldı

Bu sıra dışı olayın arkasında Georgia eyaletinin 2019’da çıkardığı “LIFE Act” adlı yasa bulunuyor. Yasa, fetüste kalp atışı tespit edildikten sonra kürtaja büyük ölçüde yasak getiriyor. Ancak beyin ölümü gibi olağandışı durumlar için açık bir düzenleme içermiyor. Adriana Smith’in ailesi ve tıbbi ekibi, bu gri alanda karar vermek zorunda kaldı. Eğer yaşam desteği kesilirse, hayatta olmayan bir kadının rahmindeki fetüs de yaşamını yitirecekti. Eğer devam edilirse, yasal baskıdan kaçınılacak ama ölü bir bedenin aylarca yaşatılması gibi derin bir etik sorunun içine girilecekti. Doktorlar, yasal olarak risk almamak adına yaşam desteğini devam ettirdi. Böylece, tıbben ölmüş bir kadının rahminde bir fetüs büyütüldü.

“Chance” adı verilen bebek 27 haftalık doğdu

13 Haziran’da doğan Chance adlı bebek, yaklaşık 27 haftalık yani 6,5 aylık olarak dünyaya geldi. Yaklaşık 860 gram ağırlığında olan bebek, ağır prematüre kabul ediliyor ve hâlâ yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyor. Prematüre bebeklerde özellikle solunum yetmezliği, beyin kanaması, görme bozuklukları, nörolojik gelişim sorunları gibi ciddi riskler bulunuyor. Smith ailesi, bu süreçte bebeğin yaşamasını “Adriana’dan kalan bir parça” olarak görüp destekliyor.

Adriana Smith evli değildi ve resmî olarak bir partneri bulunmuyordu. Bebeğin babası hakkında kamuya açıklanmış net bir bilgi yok. Hamilelik planlı mıydı, kendisi çocuğu istiyor muydu — buna dair doğrudan bir belge ya da açıklama bulunmuyor. Ancak ailesi, beyin ölümü gerçekleştiğinde bile bebeğin doğmasını istediklerini, bunun için dua ettiklerini açıkladı. Ama şunu da düşünmek gerekir: adriana yaşasaydı, bedeninin 3 ay boyunca bir tür biyolojik kapsül gibi kullanılmasını ister miydi?

Görsel kaynağı: theatlantavoice.com

Bedenin sahibi kim? kadın mı, devlet mi?

Bu vakada ortaya çıkan temel tartışma, bir kadının öldükten sonra bedeninin devletin kontrolüne girip girmeyeceğiyle ilgili. Georgia Başsavcılığı, doktorların yaşam desteğine mecbur olmadığını savunsa da, hastane yönetimi başka türlü düşünmedi. Yasada yer almayan bir boşluk, ölü bir kadının aylarca yaşam desteğine bağlanmasına neden oldu. Yani yasa boşluğuyla beden politikası birbirine karıştı. Ve tüm bu süreçte, Adriana’nın kendi iradesi bir kez bile sorulamadı.

Irksal adaletsizlik mi var?

Adriana Smith, bir siyah kadındı ve ABD’de, özellikle siyah kadınların doğum sırasında ölüm oranlarının beyaz kadınlara kıyasla 3 kat daha yüksek olduğu defalarca belgelenmiş durumda. Bu nedenle bazı hak savunucuları, bu vakayı sadece bir etik kriz değil, aynı zamanda bir ırksal adalet meselesi olarak da değerlendiriyor. “Eğer beyaz, zengin bir kadın olsaydı, bedeni bu şekilde aylarca makinelerde tutulur muydu?” diye soran aktivistler, olayın sınıfsal ve ırksal boyutlarına da dikkat çekiyor.

Aile tepkili, toplum ikiye bölünmüş durumda

Smith ailesi, bebeğe sahip çıkmak istediklerini, bu çocuğun yaşamasının onlar için bir teselli olduğunu söylüyor. Chance bebek için başlatılan GoFundMe kampanyasında şu ana kadar 460 bin dolardan fazla bağış toplandı.

Ancak kamuoyu ikiye bölünmüş durumda: Bir kesim bu doğumu, “yaşam hakkının galibiyeti” olarak görüyor. Diğer kesim ise, “ölü bir bedenin rızası olmadan kullanılmasını” bir çeşit tıbbi gasp olarak tanımlıyor.

Tıbbın sınırı sadece neyin yapılabilirliği değil, neyin yapılmamasının da gerektiğidir. Adriana Smith vakası, teknolojinin ilerlediği ama ahlaki pusulanın yavaşladığı bir dönemin ürünü gibi duruyor.

Kaynak

people.com

en.wikipedia.org

theatlantavoice.com

nypost.com

gofundme.com

Visited 25 times, 1 visit(s) today
Close