Geçtiğimiz günlerde, Sabrina Carpenter “Man’s Best Friend” adlı yeni albümü için yayınladığı kapağı, kadınların medyada metalaştırılmasının güncel bir örneği olarak dikkat çekti.
Albüm kapağında, siyah mini elbisesi ve topuklu ayakkabılarıyla dizlerinin üzerinde poz veren Sabrina Carpenter görülmekte. Bir erkek tarafından saçlarından tutuluyor olması ve bu görsel, sosyal medyada geniş çaplı bir tartışmayı beraberinde getirdi. Görsel, kadın bedeninin kontrol altına alınması, nesneleştirilmesi ve erkeğin egemenliğine sunulması gibi çağrışımlarla tepki topladı. Kimi çevreler ise bu kompozisyonu “sanatsal bir ifade biçimi” olarak ele aldı. Peki bu sadece erkek egemen sistemi eleştirmek için yapılmış ironik bir tercih mi yoksa kadın bedeni temsilinin kontrolü hala başkalarının elinde mi?
Erkek bakışı ve kadının nesneleştirilmesi
Sabrina Carpenter örneği, medyanın “modern ve özgür” maskesi altında eski temsilleri yeniden üretmesinin güncel bir versiyonudur. Bu görselleri tüketirken “kimin bakışı için üretiliyor, neyi normalleştiriyor, kimi susturuyor?” sorularını sormak bir gereklilik oluyor. İşte bu noktada “male gaze” kavramından söz etmek gerekiyor. Kadınlar, erkek izleyiciye hitap eden şekilde “evcil fantezi objesi” olarak konumlandırılıyor. Bu durum kadını izlenen, arzulanan hatta sahip olunabilecek bir “eşya” gibi gösteriyor. Kapak fotoğrafı ve albüm ismi olan “Erkeğin en iyi arkadaşı” ifadesi sadece ironi olarak görünse de aslında varolan güç ilişkilerin pekiştirme ile dikkat çekiyor.

Kaynak: cosmopolitan.com
Benzer temsiller “sanat” veya “güçlenme” adı altında da meşrulaştırılıyor. Kapitalist patriyarkanın kadının kendisini “özgürleştirme” ihtiyacını ticari bir forma sokması, bu özgürleşmeyi denetim altında tutar. Dizlerinin üzerinde saçlarından tutulan kadın, bunu kendi isteğiyle yaptığının düşünülmesini istiyor gibi görünmekte. Ancak bu, süregelen sisteme boyun eğmenin süslü bir ambalajda sunulmasından ibarettir aslında.
Sabrina Carpenter albümünün adı da bu tartışmaları körükler nitelikte: Man’s Best Friend (Erkeğin En İyi Arkadaşı). Bu ifade, kadını adeta evcil bir varlık gibi sunarak onun erkekle ilişkisini sahiplik ve sadakat ekseninde tanımlıyor. Üstelik albüm tanıtım materyallerinde bir köpeğin boynuna takılan tasmanın üzerinde de bu isim yer alıyor. Eleştirmenlere göre bu detay, kadının tıpkı bir evcil hayvan gibi “süslenmiş, kontrol edilmiş ve itaatkâr” bir biçimde var olmasını pekiştiriyor.
Pazarlamada kadın bedeninin estetikle sunulan tutsaklığı
Benzer tartışmalar, son dönemde Sydney Sweeney’nin sabun lansmanı etrafında da gündeme geldi. Sweeney, Dr. Squatch adlı kişisel bakım markasıyla iş birliği yaparak sınırlı sayıda “banyo suyundan yapılmış sabun” üretti. Ürün, yalnızca 5.000 adetle sınırlı olarak satışa çıktı. Ayrıca “otantiklik sertifikası” ile sunuldu. Sweeney, bu fikrin kendi önerisi olduğunu ve “hayranların taleplerine mizahi bir yanıt” verdiğini belirtti. Bu girişim, kadın bedeninin pazarlama stratejisi içinde nasıl metalaştırıldığını gözler önüne serdi. Kadının fiziksel varlığı, gerçek anlamda bir “ürün” olarak sunuldu.

Kaynak: radiowave.com
Sweeney’nin Dr. Squatch duş suyu sabunları ve Carpenter’ın albüm kapağı gibi pazarlama hamleleri, kadın bedeninin bir tür “ambalajlanmış ürün” gibi kullanıldığı temsilleri artırıyor.
Evcil ve satılabilir: Sabrina Carpenter ve kadının medyadaki kimliği
Toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden bakıldığında, bu temsillerin yalnızca birer “sanatsal tercih” olarak değerlendirilmesi yetersiz kalıyor. Kadınların estetik nesneler haline getirilmesi, onları hem bireysel kimliklerinden uzaklaştırıyor hem de erkek bakışı – üzerinden şekillenen bir medya düzenini besliyor. Bu da kadınların toplumdaki konumunu zayıflatıyor, özgürlük alanlarını daraltıyor. Kadın hakları kuruluşları ve feminist medya eleştirmenleri, bu tür temsillerin yalnızca sembolik değil, toplumsal sonuçları da olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle genç kızların bu imgelerle büyümesi, onlara “nasıl görünmeleri gerektiği” yönünde güçlü ama tehlikeli mesajlar gönderiyor. Bu örnekler bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor.
Kadın bedeni hâlâ bir pazarlama aracı, bir satış unsuru, bir “ürün” olarak dolaşıma sokuluyor. İster müzik albümü kapağında, ister sabun ambalajında, isterse sosyal medya akışında olsun… Kadınlar hâlâ estetikle kaplanmış bir itaat ve arzunun nesnesi olarak temsil ediliyor. Kadınların “tatlı”, “evcil” ya da “şehvetli” görsellerle tanımlandığı bir dünyada, gerçek özgürlük yalnızca görüntüyü değil, bakışı da değiştirmekle mümkün olabilir.
Kaynakça:
Glamour. (2024, May 15). Here’s why Sabrina Carpenter’s album art is being compared to
Sydney Sweeney’s bathwater soap. Glamour.
Kiefer, H. (2024, May 15). Sydney Sweeney’s “Bathwater Bliss” soap sparks conversation on celebrity marketing and objectification. Rolling Stone.
Mulvey, L. (1975). Visual Pleasure and Narrative Cinema. Screen, 16(3), 6–18.














