Yazılan bu yazı tam da hayatın içinden. Link üzerinden videoya ulaşabilir ve insanların deneyimlerini bizzat okuyabilirsiniz. Ben sadece birkaçını siz okurlarıma buradan paylaşmak istiyorum. “Babam bekle gelicem diyip dışarı sigara içmeye çıkmıştı, hastalıktan ölüyordum resmen, hastanenin dışında acıdan ağladığımı hatırlıyorum…” , “Küçükken babam beni hastaneye götürmüştü, doğum tarihimi sormuşlardı ve 17.09.1965 dedi. Kadın şok geçirdi, babam kendi doğum tarihini söylemiş!” “Bir keresinde bir adamın apaçık sekilde ateşler içinde hastalıktan kırılan kızını tek başına bırakıp gittiğini görmüştüm. Kızı terk etti diye panik olup başında bekledik doktor bir ilgilensin sonra polisi ararız diye düşündük, 1, 1,5 saat sonra baba geri döndü. Bunalmış ve yemeğe gitmiş. Tek başına. Çocuğa bir şişe su bile almamıştı.”

Günümüzde ebeveynlik rolleri hızla kabuk değiştiriyor. Ancak sosyal mecralarda ve hastane koridorlarında karşımıza çıkan bazı tanıklıklar, zihniyet değişiminin her zaman teknoloji kadar hızlı ilerlemediğini gösteriyor. Bir çocuğun acil servise babasıyla gelip, tüm hayati soruların (alerjisi var mı, kaç kilo, hangi ilaçları kullanıyor?) cevabı için annenin aranması, sadece sosyal medyada paylaşılan birer anı değil; derin bir toplumsal sorunun yansımasıdır.
Babalık kavramı, uzun yıllar boyunca “ailenin geçimini sağlayan kişi” sınırlarına hapsedildi. Bu dar bakış açısı, babayı çocuğun dünyasında bir figüran, anneyi ise her şeyi bilen tek otorite haline getirdi. Oysa bir çocuğun dünyasında babanın rolü, akşam eve ekmek getirmekten çok daha fazlasını kapsar. Çocuğun gelişimine dahil olmayan, onun sağlık geçmişini bilmeyen veya en temel ihtiyaçlarından habersiz olan bir baba, aslında kendi çocuğunun hayatına misafir kalmış demektir.
Sorumluluk paylaşımı mı yardım etmek mi?
Sıkça duyduğumuz “Eşime çocuk bakımında yardım ediyorum” cümlesi, aslında sorunun kökenini özetliyor. Babalık bir “yardım” müessesesi değil, doğrudan bir sorumluluk alanıdır. Çocuk ortak bir kararla dünyaya geliyorsa; onun ateşini takip etmek, okul numarasını bilmek ya da hangi gıdaya alerjisi olduğunu ezberlemek de ortak bir görevdir.
İnsanların paylaştığı deneyimlerde karşılaştığımız; yemeğe gittiği için çocuğunu hastanede yalnız bırakan veya çocuğunun doğum tarihini karıştırıp kendi doğum tarihini söyleyen baba figürleri, bize ilgisizliğin nasıl kanıksandığını gösteriyor. Bu tablo, sadece annenin yükünü artırmakla kalmıyor, babanın çocukla kurabileceği o eşsiz bağı da henüz yolun başında zedeliyor. Bir baba, çocuğunun hayatındaki detaylara ne kadar hakimse, çocukla kurduğu bağ o kadar gerçek ve sağlam olur.

Görsel kaynak: madalyonklinik.com
Bilinçli babalık: Geleceği inşa etmek
Bilinçli babalık, çocuğun sadece maddi değil, manevi ve fiziksel her anında bilinçli bir şekilde var olmayı gerektirir. Bugün “çok yoğun çalışıyorum” bahanesinin arkasına sığınan babalar, aslında çocuklarının gelecekteki hatıralarından feragat ediyorlar. Çocuğunun kilosunu, boyunu veya en sevdiği oyuncağı bilmek sadece on dakikalık bir dikkattir; ancak bu dikkat, çocuğun gözünde babasını güvenilir bir liman yapar.
Bilinçli bir baba, acil serviste doktorun karşısına çıktığında “annesi bilir” demez; çünkü o çocuk sadece annesinin değil, her iki ebeveyninin de ortak hayatıdır. Kadınların hem iş hayatında hem de evde bu denli aktif olduğu bir çağda, erkeklerin çocuk bakımını “ikinci plan” veya “kadın işi” olarak görmesi artık kabul edilebilir bir durum değildir.
Sonuç olarak; iyi bir ebeveyn olmak için sadece sevmek yetmez, bilmek ve hayatın içinde bizzat yer almak gerekir. Çocuklar, kendileriyle ilgili en küçük detayı bile önemseyen, onlara gerçekten vakit ayıran ve sorumluluk alan ebeveynlerle sağlıklı bir karakter geliştirirler. Babalığı, uzaktan izlenen bir süreç olmaktan çıkarıp; hayatın tam merkezine, o ateş ölçerlerin başına ve okul sıralarına taşıma vakti çoktan geldi.
Kaynakça:
AÇEV. (2017). Türkiye’de İlgili Babalık ve Belirleyicileri Araştırması. Anne Çocuk Eğitim Vakfı Yayınları.















