Geçtiğimiz yıl, 4 Ekim günü Semih Çelik tarafından erkek şiddetiyle yaşam hakları ellerinden alınan Ayşenur H. ve İkbal U.’yu anarak başlamak istiyorum. Onlar yalnızca erkek şiddetine maruz kalan iki kadın değil; dijital dünyanın karanlık köşelerinde büyüyen, forumlarda, sohbet odalarında ve sosyal medya gruplarında beslenen kadın düşmanlığının (mizojini) acı simgeleridir.
Dijitalde nefret, ekran ışığında serpilip gerçek hayata taşınıyor. İncel toplulukları ve ‘erkeklik’ krizini şiddetle çözmeyi hedefleyen zihniyetler, Discord, Signal ve Telegram gibi anlık iletişim platformlarında kolayca buluşuyor. Burada üretilen nefret söylemleri, küçümseyici dil ve tehditler, çoğu zaman sanal sınırları aşıp ölümcül şiddete dönüşüyor.
Ayşenur ve İkbal’in erkek şiddeti sonucu yaşam haklarının ellerinden alınmasından sonra Discord’un bu tür toplulukları kapatma ve zararlı içerikleri kaldırma konusunda yetersiz kaldığı eleştirileri gündeme geldi. Devlet, platforma erişim engeli getirdi; ancak bu adım kamuoyunda tartışma yarattı. Bir kesim, sorunun platformun kendisinde değil, nefret saçan kişilerin tespit edilip cezalandırılmasında olduğunu vurguladı.
Mizojini nedir?
Mizojini (kadın düşmanlığı), kadınlara yönelik düşmanlık veya antipati anlamına gelir ve Yunanca ‘misos’ (nefret) ile ‘gynē’ (kadın) kelimelerinden türemiştir. Feminist kuramlar, bu durumu yalnızca bireysel bir tutum olarak değil, kadınları toplumda alt konumlara iten ve karar alma mekanizmalarından dışlayan yapısal bir ideoloji olarak ele alır.
Dijital ortamda mizojini; sosyal medya yorumlarında, video sohbet uygulamalarında, oyunlardaki sesli sohbetlerde görülür. Kadın kullanıcılar, yalnızca varlıkları nedeniyle hakarete, cinsel içerikli mesajlara ve aşağılayıcı ifadelere maruz kalır. Bu dil, sıradan bir şaka değil; kadınların çevrim içi alanlardan uzaklaştırılmasına yol açan sistematik bir baskı aracıdır.
Dijital şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin dijital ortamlara taşınmış yeni bir biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, cinsiyetler arasındaki güç eşitsizliğini sanal dünyada yeniden üretmektedir. Kadınlar, dijital şiddeti sadece cinsiyetçi söylemler ve siber zorbalık gibi eylemlerle değil, bununla birlikte cinsel taciz ve mahremiyetin ihlal edilmesi gibi çeşitli biçimlerde deneyimlemektedir. Bu tür saldırılar, dijital dünyanın “gerçek dışı” olduğu algısının aksine, kadınların çevrimiçi varlıklarını hedef alan sistematik bir baskı aracı haline gelmektedir.
Bu şiddetin sonuçları ise fiziksel dünyanın ötesine geçerek psikolojik ve sosyal etkiler yaratmaktadır. Dijital şiddete maruz kalan kadınlarda kaygı, depresyon, sosyal geri çekilme ve özgüven kaybı gibi ciddi sorunlar gözlemlenmektedir. Öte yandan, şiddet çoğunlukla “sanal” olarak algılandığı için mağdurlar, yaşadıkları deneyimlerden dolayı yeterli desteği bulmakta zorlanmakta ve hatta suçlanabilmektedir. Bu durum, şiddetin normalleşmesine ve faillerin eylemlerinin meşrulaştırılmasına zemin hazırlamaktadır.
Semih Çelik örneği, Discord ve erişim engeli
Soruşturma dosyalarına göre, Semih Çelik saldırıdan önce birden fazla Discord sunucusuna üyeydi. Bu sunucularda kadın düşmanlığı, şiddet övgüsü ve cinsel saldırı fantezileri içeren konuşmalar yapıldığı tespit edildi. Discord, saldırıdan sonra bazı grupları kapatsa da Türkiye’ye sunduğu bilgi sınırlı kaldı. Yetkililerin kimlik ve IP bilgisi talepleri, “veri gizliliği” gerekçesiyle kısıtlı yanıtlandı.
Türkiye, bu sınırlı iş birliği ve kapatma sürecindeki gecikme nedeniyle Discord’a erişim engeli getirdi. Karar, nefretin üretildiği alanın tamamen kapatılması gerektiğini savunanlarla, asıl sorunun suçluların cezalandırılmaması olduğunu söyleyenler arasında tartışma yarattı.

Görsel Kaynağı: goodhealthpsych.com
İnceller ve Kadın Düşmanlığı
“İstemsiz bekarlar” anlamına gelen “incel” toplulukları, özellikle kadınlara yönelik düşmanca tutumlarıyla dikkat çeker. Bu gruplar kadınların kendilerini reddetmesini kişisel bir hakaret olarak algılar ve bu nedenle kadınlara karşı kin ve nefret besler. İncel forumları, dijital mizojininin organize hâle geldiği, tehlikeli fikirlerin yayıldığı yerlerdir.
İncel ideolojisine sahip kişiler sadece dijital nefret söylemleriyle sınırlı kalmamakta, zaman zaman bu söylemlerini fiziksel şiddet ve cinayete kadar vardırabilmektedir. Semih Çelik isimli şahsın gerçekleştirdiği kadın cinayetleri, bu tehlikeli zihniyetin somut örneklerinden biridir. Ayşenur H. ve İkbal U. adlı iki kadının hayatını kaybettiği bu olayda, failin dijital ortamlarda radikalleştiği ve kadına yönelik nefreti körükleyen çevrimiçi gruplarla etkileşimde olduğu ortaya çıkmıştır.
Bu bağlamda, Discord gibi platformlar da ciddi şekilde eleştirilmektedir. Çeşitli kapalı sunucularda kadın düşmanlığı yapan, şiddeti yücelten ve suça teşvik eden içeriklerin paylaşılması, bu platformların denetim konusunda ne kadar yetersiz kaldığını göstermektedir. Discord uygulamasının bu tarz toksik toplulukların oluşmasını engellemek için daha etkin politika ve denetim mekanizmaları geliştirmesi gerekmektedir.
Dijital mizojini Discord’la sınırlı değil!
YouTube’da gazeteci Özlem Gürses, canlı yayın sırasında sohbet bölümünde ardı ardına gelen cinsiyetçi hakaretlere maruz kaldı. Açtığı hakaret davalarının birçoğuna da takipsizlik kararı çıktığını söyleyen Gürses, Türkiye’de hukukun geldiği durumdan yakındı. Twitter/X’te, yayıncı Sıla Ertaş’ın Kick’te yayın yaparken bedenine yönelik alaycı yorumlar sonrası gözyaşlarını tutmakta zorlanması alay konusu oldu. Video çeşitli gönderilerde “bizim alınganlık” gibi küçümseyici başlıklarla ‘meme’ malzemesi haline getirildi.
Çok oyunculu çevrim içi oyunlarda kadın oyuncular, yalnızca cinsiyetleri nedeniyle “kötü oynadıkları” iddiasıyla hakarete uğruyor. Takım başarısızlığı hemen kadın oyunculara yükleniyor; bu da aşağılama kültürünü pekiştiriyor.

Görsel Kaynağı: goodhealthpsych.com
Birçok ülkede dijital şiddete karşı özel yasalar çıkarılmaya başlandı. Türkiye’de 6284 sayılı yasa, dijital şiddeti de kapsayacak şekilde yorumlanabiliyor. Ancak uygulamada hâlâ ciddi eksikler var. Hukuki süreçlerin hızlandırılması, kolluk kuvvetlerinin dijital şiddet konusunda eğitilmesi ve mağdur destek hatlarının kurulması önemli adımlardır.
Ne yazık ki çoğu platform şiddet, taciz ve nefret söylemlerine karşı yeterli refleksi gösteremiyor. Bildirimler uzun sürede inceleniyor ya da görmezden geliniyor. Otomatik filtreleme sistemleri yetersiz kalabiliyor. Kadınların kendilerini güvende hissedebileceği dijital ortamların yaratılması için daha ciddi denetim mekanizmaları şart.
Sanal mizojiniye karşı ne yapmalı?
Mücadele yalnızca kadınların sorumluluğuna bırakılamaz. Toplumun tüm bireyleri, platformların nefret söylemine karşı net kurallar koyması, şikâyet mekanizmalarının hızlı işlemesi ve hukuki yaptırımların caydırıcı olması için baskı yapmalıdır. Dijital medya okuryazarlığı, teknoloji bilgisi kadar etik, eşitlik ve saygıyı da kapsamalıdır.
Kadınlar açısından ise geri çekilmek yerine dayanışma ağları kurmak, tacizi görünür kılmak ve hukuki yolları işletmek önemlidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin küçük yaşta verilmesi, ileride daha kapsayıcı bir dijital kültürün oluşmasını sağlar.
Bu zorlu süreçte en büyük engellerden biri ise hukuki alanda yaşanmaktadır. Mevcut yasal düzenlemeler, dijital şiddetin karmaşık doğasına tam olarak yanıt veremediği için hukuki süreçler yavaş işlemektedir. Bu durum, faillerin cezasız kalmasına yol açarak dijital şiddeti körüklemekte ve mağdurların adalet arayışını zorlaştırmaktadır.
Mücadele, tüm toplumun sorumluluğudur
Sanal mizojini, dijital dünyanın değil, toplumsal zihniyetin bir yansımasıdır. Çözüm, hem çevrim içi platform kurallarında hem de gerçek hayattaki değer sisteminde aranmalıdır. Daha eşitlikçi bir internet kültürü, bilinçli tercihler ve kolektif bir duruşla mümkündür. Sessizlik şiddeti güçlendirir. Bu nedenle, daha eşitlikçi bir internet kültürü için ses çıkarmak, farkındalık yaratmak ve kolektif bir duruş sergilemek, değişimin en temel adımlarıdır. Bu mücadele, dijital dünyanın değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.
Kaynak
Discord’a neden erişim engeli getirildi?
İncel nedir? Türkiye’de incel toplulukları nasıl örgütleniyor? Ebeveynlere hangi görevler düşüyor?
Dijital Şiddet ve Sosyal Medya Üzerine Bibliyometrik Bir Araştırma Melis KARAKUŞ*
Kapak Görseli: sec-ed.co.uk















