Yazar: 5:46 pm Köşe Yazıları

Komedi kadınların elinde: Mükemmel eşten kusurlu kahramana

Komedi, kusursuz kadınları değil, kusurlarıyla güldüren gerçek karakterleri sahneye taşıyor.

Televizyon komedisinin uzun yıllardır dayandığı temel bir formül vardır: Sevimli ama sakar bir erkek başrol ve onun hayatını dengeleyen, mantığın sesi olan, neredeyse kusursuz bir kadın. Bu yapı o kadar yaygındır ki, medya eleştirmenleri tarafından “Sitcom Eşi” (The Sitcom Wife) olarak adlandırılan bu rol, genellikle erkek kahramanın hikayesine hizmet eden ve onu “sevilebilir” kılan bir araç olarak görülür (Jones, 2021). Ancak son yirmi yılda, özellikle kadınların yazar, yapımcı ve başrol olarak öne çıkmasıyla komedinin kimyası kökten değişmektedir. Erkeklerin yazdığı senaryolardaki o “yol gösterici melek” imajı, yerini kadınların kaleminden çıkan “kusurlu, dağınık ve sonuna kadar gerçek” karakterlere bırakmaktadır. Bu, basit bir rol değişiminden öte, kimin hikayesinin anlatıldığı ve neye güldüğümüzü yeniden tanımlayan kültürel bir devrimdir.

Geleneksel kalıp: Erkeğin komedisindeki “Düz duvar”

Geleneksel erkek egemen komedide kadın karakter, mizahın kaynağı değil, genellikle mizaha zemin hazırlayan “düz duvar” (straight man) işlevi görür. Onun aklı başında ve düzenli hali, erkeğin savrukluklarını ve çocuksu enerjisini daha komik kılar. Bu karakterler, erkeğin tüm hatalarına rağmen seyirci nezdinde sempatik kalmasını sağlayan bir denge unsurudur. Bu durum, 1950’lerden beri Amerikan sitcomlarının temelini oluşturan ve kadını ev içi alana sabitleyen toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansımasıdır. Kadın, erkeğin kamusal alandaki maceralarından döndüğü güvenli liman ve düzenin koruyucusudur. Everybody Loves Raymond veya King of Queens gibi uluslararası örneklerden, Türkiye’deki birçok klasik aile komedisine kadar bu kalıbın izlerini sürmek mümkündür.

Sınırları yıkan kadınlar: “Unruly Woman” arketipinin yükselişi

Kadın senaristler ve yaratıcılar kendi hikayelerini anlatmaya başladığında, medya teorisyeni Kathleen Rowe Karlyn’in (1995) “sınır tanımayan/başına buyruk kadın” (the unruly woman) olarak tanımladığı arketip sahneye çıktı. Karlyn’e göre bu kadın, toplumsal beklentilere, beden politikalarına ve sessizliğe kahkahasıyla, konuşkanlığıyla ve “aşırı” kabul edilen davranışlarıyla meydan okur. Bu karakterler, artık bir erkeğin hayatındaki figüranlar değil, kendi hayatlarının karmaşık ve komik kahramanlarıdır.

Bu akımın küresel çaptaki en parlak örneği, Phoebe Waller-Bridge’in yarattığı Fleabag karakteridir. Fleabag, sadece kusurlu olmakla kalmaz, aynı zamanda dördüncü duvarı yıkarak izleyiciyle doğrudan bir suç ortaklığı kurar. Bu strateji, feminist medya eleştirmenleri tarafından, geleneksel “eril bakışı” (male gaze) kıran ve anlatının kontrolünü tamamen kadın karaktere veren devrimci bir hamle olarak yorumlanmıştır (Smith, 2019). Benzer şekilde, Lena Dunham’ın Girls veya Broad City dizileri, kadınların gençlik, cinsellik, kariyer ve arkadaşlık deneyimlerini filtrelemeden, tüm dağınıklığıyla sunarak yeni bir komedi dili yaratmıştır.

Türkiye’de ise bu değişimin öncüsü olarak Gülse Birsel öne çıkmaktadır. Birsel, yarattığı dizilerde, geleneksel “anne” veya “eş” rollerinin çok ötesinde, kendi nev-i şahsına münhasır, kariyer hedefleri olan, takıntılı, nevrotik ve son derece komik kadın karakterlerden oluşan bir evren kurmuştur. Akademik çalışmalarda Birsel’in eserleri, Türkiye’deki kadın komedi yazarlığının dönüm noktası olarak kabul edilmekte ve yerleşik kalıpları yıkan bir “karşı-anlatı” oluşturduğu belirtilmektedir (Kaya, 2020). Sinemada ise Gupse Özay’ın yarattığı Deliha gibi karakterler, Karlyn’in (1995) “sınır tanımayan kadın” tanımına tam olarak uyan, fiziksel komediden ve “kadınsı” kabul edilmeyen davranışlardan çekinmeyen figürler olarak kitlelerle buluşmuştur.

Sonuç: Temsiliyetin kahkahası herkesi özgürleştirir

Erkek egemen komedideki “mükemmel kadın”dan, kadınların yazdığı komedideki “kusurlu kahraman”a uzanan bu yolculuk, basit bir trend değildir. Bu, kimin hikaye anlatma gücüne sahip olduğunun ve bu gücün kültürü nasıl şekillendirdiğinin kanıtıdır. Kadınların kendi deneyimlerini, kendi sesleriyle ve kendi mizah anlayışlarıyla anlatması, sadece kadın izleyiciler için bir ayna tutmakla kalmamış, aynı zamanda komedinin sınırlarını da genişletmiştir.

Bu yeni komedi dili, kadınların sadece bir şakaya gülen güzel yüzler değil, aynı zamanda o şakayı yapan zeki beyinler ve o şakanın trajikomik öznesi olabileceğini göstermiştir. Mükemmellik baskısını yıkan bu karakterler, ekranda daha önce görülmemiş bir dürüstlük ve çeşitlilik sunarak, aslında herkes için daha zengin, daha gerçek ve daha komik bir dünya yaratmaktadır.

Kaynakça:

Jones, A. (2021)The Sitcom Wife: A Thankless, Necessary Role. Pop Culture Quarterly, 14(2), 88-104.

Karlyn, K. R. (1995)The Unruly Woman: Gender and the Genres of Laughter. University of Texas Press.

Kaya, E. (2020)Türk Dizilerinde Değişen Kadın Temsili ve Gülse Birsel Fenomeni. Kültür ve İletişim Dergisi, 23(2), 45-68.

Smith, J. (2019)Breaking the Gaze: The Feminist Fourth Wall in Fleabag. Feminist Media Studies, 19(6), 811-825.

Visited 45 times, 1 visit(s) today
Close