Yazar: 6:44 pm İnceleme-Eleştiri

Juliet Mitchell’in Derin Felsefi Bakış Açısı: Psikanaliz ve Feminizm

Toplumsal Cinsiyet ile ilgili herhangi bir sorunu ele alırken, geçmişte bu konulara nasıl bakıldığını ve neler düşünülüp yazıldığını entelektüel açıdan ve özellikle dünyayı, geçmişi bilmek açısından çok önemli. Bugün Juliet Mitchell’e ait olan Psikanaliz ve Feminizm kitabının en çarpıcı bölümü olan Kadının Dünyası’nı öğrenip anlamaya çalışacağız. 

Mitchell, 1974 yılı bu kitabında toplumsal cinsiyete dair eleştirel bir bakış açısıyla kadının toplumsal duruşunu, rollerini, psikanalizin kadına bakış açısını ve deneyimini nasıl ele aldığını inceliyor. Bu yola Freud’un psikanaliz teorisinden çıkar ve kadının aile, toplum, cinsellik bağlamındaki durumunu analiz eder. Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin aslında kadının bireysel hayatında nasıl zorluklar oluşturduğunu, kadının bu zorluklar karşısındaki mücadelesini, bunların kadının dünyasını nasıl şekillendirdiğini ve tüm bunların kadın üzerindeki baskıcı etkilerini sert bir dille tartışıyor.

Toplumda kadının bastırılmış konumunun, psikolojik ve kültürel kodlarla pekiştirildiğini ifade ederken ve aynı zamanda kadının birey, eş ve anne olarak betimlenme süreçlerini sorgulayıp psikanalitik bakış açısının feminizme nasıl bir etki sunduğunu ele alıyor.

Mitchell bu kitapta, kadının içinde bulunduğu psikolojik durumun yaşadığımız ve öğrendiğimiz toplumsal gerçekliklerden ayrı değerlendirilemeyeceğini ve düşünülemeyeceğini savunur. Kadınlara ‘‘öteki’’ olarak bakılması, onların bireysel özgürlüklerini, öznel deneyimlerini ve biricik varoluşlarını sınırlandırmaktadır. Dolayısıyla, kadınların özgürleşmesinin sadece sosyal yapılarla veya ekonomiyle değil, aynı zamanda bilinçdışının dönüşümüyle mümkün olduğunu söyler. 

Feminist hareketin büyük bir bölümü Freud’u düşman olarak görür çünkü psikanalizin, kadınların aşağı olduğunu ve gerçek kadınlığa ancak eş ve anne olarak erişebileceklerini iddia ettiğine inanırlar. Dolayısıyla Mitchell’in feminist düşünceye nasıl zenginlik kattığını gösteriyor bu örnek. İçinde yaşadığımız toplumdaki cinsiyet rollerinin sadece dış etkenler tarafından değil, aynı zamanda bilinçdışı arzular ve zihinsel süreçler tarafından da etki bıraktığını söylemesi oldukça derin, zengin bir bakış açısı sunuyor ve tabii bu bakış açısını eleştirel bir gözle sunuyor. 

Mitchell’in teorisi günümüzde de geçerli olabilir çünkü modern dünyada kadınların deneyim zenginliğine erişilmesi istenmiyor. Buradan şunu anlayabiliriz; modern dünyada kadınların deneyimleri hala psikolojik ve toplumsal sınırlarla şekilleniyor. Dolayısıyla, özgürleşme sadece yasal ve ekonomik dönüşümlerle değil, düşünsel devrimlerle de sağlanması gerektiği günümüz feminist mücadelenin ses getirmeye çalıştığı bir konu.

Visited 46 times, 1 visit(s) today
Close