Yazar: 3:42 pm Toplumsal Cinsiyet Sözlüğü

Cam tavanları kırmak

Birçok kadın, kariyer basamaklarını tırmanırken, üst basamaklara yaklaştıklarında belki bir bariyer kadar belirgin olmayan, ama onun kadar etkili, “görünmez” engellerle karşı karşıya kalıyorlar. Gelişen ve değişen dünya düzeninde dahi, neden hala yüksek mevkilerdeki kadın sayısı bu denli az? Kadınlar yeterince yetkin olmadığı için mi? Belki de, kadınların yeterliliğinden çok, onlara ne gözle baktığımızı sorgulamamız gerekir. Belki bu durum, “kadın başına” inancının bir yansımasıdır. Toplumsal cinsiyet rollerinin, iş gücündeki erkek egemenliğinin ve “erkek işi” algılarının bir tesiri.

Bu ve bunlar gibi binlerce yerleşmiş algı, kadınların iş hayatında karşılaştığı, hedefe doğru giden basamakları tırmanırken çarpıp tökezlediği “cam tavanları” oluşturuyor. Cam tavanlar; bazen görmediğimiz, fark edemediğimiz ya da çoğu zaman dile getiremediklerimizdir. Belki de bu yüzden bu terim, iş dünyasında ve toplumsal hayatın her alanında kadınları sınırlamakta geri kalmayan, görünmeyen bariyerleri oldukça doğru yansıtıyor.

Daha terimsel bir ifadeyle, ne demek bu “cam tavan”? 

Cam tavan sendromu, kadınların (veya azınlık grupların) iş dünyasında ve profesyonel alanlarda üst düzey pozisyonlara yükselmesini engelleyen, açıkça görülmeyen durumları nitelendirmek için kullanılan bir kavramdır. Bu kavram, özellikle kadınların kariyer yükselişine engel olan önyargı ve ayrımcılığı kapsar.

Terimin tarihteki yeri

Cam tavan terimi ilk olarak 1970’li yıllarda, ABD’de, kadınların iş gücündeki pozisyonları ile ilgili yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktı. Terim ilk kez, 1978’de Wall Street Journal gazetesinin yazarları Carol Hymowitz ve Timothy D. Schellhardt tarafından kullanıldı. Hymowitz ve Schellhardt;  kadınların profesyonel hayatta, eğitimi ve deneyimi ne olursa olsun, üst kademelere gelmelerinin bir hayli zor olduğuna dikkat çektiler.

Kadınların yönetici pozisyonlarına gelmesinin, bir şekilde sistem tarafından engellendiği gerçeği, hızla bir kavram haline geldi, günümüze kadar da devamlılığını sürdürdü. Cam tavanlar; o zamandan beri, sadece kadınları değil toplumun tüm bireylerini doğrudan etkileyen bir olgu. Çünkü hak eden bir kadının üst seviyelere ulaşamaması, sadece o kadının değil, bütün toplumun gelişimi önünde bir engel niteliğinde.

Bir başka deyişle cam tavanlar, birçok kadının kariyer yolunda her gün karşılaştığı, bazen fark ettiği ama çoğu zaman sessizce kabullendiği bariyerlerdir. Bariyerlerin gerisinde, kadın olmak; bazen iki kat daha fazla çaba sarf etmektir. Yetkin olduğu halde yetememek, sürekli kendi varlığını kanıtlamaya, “camları kırmaya” mecbur kalmaktır.

Cam tavanları nasıl kırarız?

Her şey önce farkındalıkla başlar. Cam tavanları kırmak, toplumun ortak çabasıyla mümkün, ancak bu çaba tüm insanları kapsamalı. Çünkü mesele, sadece kadınların değil, hepimizin meselesi. Kadınların iş gücünde eşit fırsatlara sahip olmaları gerektiğini savunmak, sadece bir hak arayışı değil, toplumsal ilerlemenin önünü açacak bir gerekliliktir. Kişilerin yanı sıra, kurumların da bu konuda bilinçlenmesi ve gereken değişime yön vermesi şart. Gerçek bir değişim ve dönüşüm; yöneticilerin, ekonominin ve sosyal yapının gelişebilmesi için kadınların güçlendirilmesinin gerekliliği anlaşıldığı zaman mümkündür. Bu, sadece kadınların değil, tüm toplumun kalkınmasını sağlayacak bir adım olacaktır.

“Kadınlar için camdan tavanlar her ülkede her sektörde vardır, ancak tamamen içinden geçilemez değildir. Yeterli sayıda kadın tam bir cesaret, azim ve yetenekle erkek şovenizmi, aile baskısı ve şirketlerdeki politik mücadelelerden oluşan yolda dövüşerek yollarını açarlar ve en tepeye ulaşabilirler.”

Alıntı : AILES, R. & Kraushar, J. (2000). Mesaj Sizsiniz, Güçlü Bir İletişimci Olmanın Yolları, (Çeviri:Alev Önder), Sistem Yayıncılık:İstanbul.

Visited 48 times, 1 visit(s) today
Close