Yazar: 7:33 pm Köşe Yazıları 2 Yorum

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart neden ve nasıl ortaya çıktı?

Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası bir gün olarak tanımlanan ve kabul edilen Dünya Kadınlar Günü, her sene 8 Mart’ta kutlanıyor. Kadınların insan hakları doğrultusunda emek ve sınıf mücadelesi için sokağa çıkıp hak ve adalet arama serüveninin ilk tohumları sanayileşmenin hız kazandığı dönemlerde atılıyor.

Dünyada hızlanan sanayileşme, kadınlar ve erkekler için zorlayıcı hayat koşulları sunuyordu. Fazla çalışma saatleri ve düşük ücretler bireyleri hem yoruyor hem de hayattan koparıyordu. Özellikle tekstil, konfeksiyon, tütün ve gıda fabrikalarında kadın işçi sayısı çok daha fazlaydı. Ancak işçiler daha uzun çalışma saatleri olmasına rağmen (12, 16 saat) düşük ücret alıyor, sendikal haklardan büyük ölçüde dışlanıyor ve emeklerinin karşılığı çok yetersiz kalıyordu.

Görsel Kaynağı: birgun.net

İlk kurumsal adım

Zorlayıcı koşullar, kadınların kitlesel protestolar düzenlemesine vesile oldu ve Socialist Party of America, 28 Şubat 1909’da ABD’de kadın işçilerin ayaklanmalarını desteklemek amacıyla ilk kez Ulusal Kadınlar Günü (National Woman’s Day) etkinliği düzenledi. Sosyalist partinin amacı; kadın işçilerin örgütlenmesini teşvik etmek, oy hakkı taleplerini güçlendirmek ve çalışma koşullarını daha insani hale getirip kamuoyuna taşımaktı. Dolayısıyla Socialist Party of America’nın düzenlediği etkinlik, modern Dünya Kadınlar Günü’nün ilk kurumsal adımı olarak kabul edilebilir.

Dünya Kadınlar Günü’nün fikirsel kuruluş zamanı

Bir dönüm noktası olarak; Danimarka’nın Kopenhag kentinde 1910’da Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı düzenlendi. Dönemin güçlü Alman Marksist teorisyeni ve aktivisti Clara Zetkin, ‘kadınların oy hakkı ve eşit yurttaşlık taleplerini görünür kılmak için her yıl uluslararası bir kadınlar günü düzenlenme’ önerisi sundu. 17 Ülkeden yaklaşık 100 kadın delege öneriyi oybirliğiyle kabul etti ve uluslararasılaşma fikri Avrupa’ya çivilendi. Fikrin amacı tamamen siyasiydi: Kadınların demokratik haklarını kazanması.

1911 yılında Almanya, Avusturya, İsviçre ve Danimarka ilk kitlesel etkinliklerini gerçekleştirdi ve milyonlarca kişi mitinglere katıldı. Uluslararası kutlamalara dönüşen etkinliklerin başlıca talepleri her seferinde açıkça belirtiliyordu: Kadınlara oy hakkı, kamu görevlerine erişim, mesleki eğitim ve işyerinde ayrımcılığın kaldırılması… Zamanla bu talepler ve uluslararasılaştırma fikirleri, dünyaya yayıldı.

Görsel Kaynağı: revolutionsnewsstand.com

Triangle Shirtwaist yangını: İşçi hakları ve kadın emeği için dönüm noktası

1911 Triangle Shirtwaist fabrikası yangını, işçi hakları ve özellikle kadın emeğinin korunması konusunda modern iş güvenliği yasalarının ortaya çıkmasında dönüm noktası kabul edilen bir felakettir. Olay, ABD’de sanayi üretiminin hızla büyüdüğü fakat iş güvenliği düzenlemelerinin neredeyse hiç olmadığı bir dönemde meydana geldi. Yangın, 25 Mart 1911’de ABD’nin New York City kentinde bulunan Triangle Shirtwaist Factory adlı tekstil fabrikasında çıktı.

Yangının çıkmasının muhtemel nedeni kumaş atıklarına bağlandı. Kumaş atıkları çok hızlı alev aldığı için yangın birkaç dakika içinde tüm katı sardı. Yangın merdiveni yetersizliği ve darlığı, çanta kontrolü yüzünden bazı kapıların kilitli olması, itfaiyenin merdivenlerinin maximum 6. kata kadar ulaşması gibi önlemsiz eylemler yüzünden yangında 146 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin çoğu genç kadın işçilerdi ve yaşları 14-23 arasındaydı.

Triangle Shirtwaist yangını

Görsel Kaynağı: catlakzemin.com

ABD tarihindeki en ölümcül sanayi felaketlerinden biri olan olay, büyük bir kamuoyu tepkisine yol açtı. Bu yüzden de sürekli gündemde işçilerin çalışma koşulları, güvenlikleri, hakları konuşuldu. Her ne kadar Dünya Kadınlar Günü’nün doğrudan başlangıcı olmasa da 8 Mart’ın politik anlamının güçlenmesinde çok kritik rol oynadı. Çünkü olay sonrasında kadın işçilerin çalışma koşulları dünya gündemine taşındı, kadın emeği ve işçi hakları tartışması güçlendirildi ve kadın hareketi ile işçi hareketi arasındaki bağı görünür hâle getirdi.

8 Mart tarihinin asıl ortaya çıkışı: Rusya Devrimi (1917)

Her sene hem coşkuyla hem de hüzünle kutlanan 8 Mart’ın tarihinin belirlenmesi Rusya’daki bir kadın grevine dayanır. 1917 tarihinde Rusya’da kadın tekstil işçileri, 1. Dünya Savaşı kıtlığı, açlık, ağır çalışma koşulları gibi nedenlerden ötürü “ekmek ve barış” sloganıyla greve başladı. Böylelikle kitlesel protestolar yayıldı, çarlık rejimi çöktü ve geçici hükümet kadınlara oy hakkı verdi. Julian takvimine göre 23 Şubat olan bu gün, Gregoryen takvimde 8 Mart’a denk geldi. Böylece tarih kalıcı hâle geldi.

Uzun yıllar boyunca Dünya Kadınlar Günü, Sovyetler Birliği ve sosyalist ülkelerde resmi bayram olarak kutlandı. Ancak Batı Avrupa ve ABD’de bu gün “sol ideolojiyle bağlantılı” görülerek sınırlı kaldı. Dolayısıyla küresel yaygınlığı gecikti.

8 Mart 1917’de, Birinci Dünya Savaşının getirdiği yoksunluğa karşı kadınların ‘ekmek ve barış’ talebiyle meydanlara çıkması.

Görsel Kaynağı: amerikabulteni.com

İkinci Dalga Feminizm etkisi

1960’larda kadınların eğitim ve iş gücüne katılımı arttı, doğum kontrolü ve medeni hak tartışmaları büyüdü böylece feminist hareket yeniden güç kazandı. Dünya Kadınlar Günü bu dönemde ideolojik sınırları aşarak daha geniş bir eşitlik mücadelesine dönüştü. 70’lerde kritik bir aşama gerçekleşti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977’de üye ülkelere 8 Mart’ı kadın hakları ve dünya barışı günü olarak tanıma çağrısı yaptı. Böylelikle Dünya Kadınlar Günü, işçi hareketi kökeninden çıkarak evrensel insan hakları günü statüsü kazandı.

Başlangıçta Dünya Kadınlar Günü; ekonomik eşitlik, siyasal haklar ve toplumsal tanınma temelli mücadele olsa da zamanla kadınların kültürel ve sistematik olarak da ötekileştirilmesi sonucunda kapsam iyice genişledi. Değişimin ve dönüşümün daha da zor olduğu kültürel ve toplumsal meselelerden ötürü toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetle mücadele, eğitim ve fırsat eşitliği, siyasi temsil ve bakım emeğinin görünürlüğü artık daha çok merkezde.

Her ne kadar geçmişe göre kadınların hakları ve mücadelesi daha görünür kılınsa da günümüz toplumunda ve dünyasında kadına şiddet azalmıyor hatta kadınların kamusal hayatta artık daha çok var olması, erkek himayesinden çıkıp bireysel özgürlüğüne erişmesi, kendi kararıyla boşanmak istemesi gibi durumlar, ataerkil düzeni daha çok rahatsız ediyor. Çünkü kadın, ataerki için kontrol edilmesi gereken, kontrol edilmezse de felaketler doğuracak potansiyele sahip bir varlık. Bu ve buna benzer bakış açıları da kadınlara büyük bir nefret doğurup ötekileştirilmesini normalleştiriyor.

Farklılıkların biyolojik yollarla kaldığı, hakların herkes için geçerli ve dengede olması gerektiği nice günlere… Çünkü tüm bu mücadeleler, dikkat çekme çabası değil; hakları aramakla ilgili.

Kaynakça:

Encyclopaedia Britannica. (2026, March 8). International Women’s Day.

JSTOR Daily. (2019, March 8). The socialist origins of International Women’s Day.

Visited 51 times, 1 visit(s) today
Close