Cinsiyetçilik hayatın her alanında kendine yer bulan bir olgu ve bilimle iç içe olan tıp dünyası da bu konuda bir istisna değil. Üstelik tıpta cinsiyetçilik tek bir noktada değil, çok farklı düzeylerde karşımıza çıkıyor: Doktorların kadın hastaların şikâyetlerini küçümsemesinden, kadın hastalıkları araştırmalarına yeterince bütçe ayrılmamasına kadar geniş bir yelpazede etkili oluyor. Gelin, tarihsel olaylar ve araştırmalar üzerinden bu sorunu inceleyelim.
Tıpta cinsiyetçiliğin tarihsel kökeni
Bugünkü cinsiyetçi uygulamaların kökeni, tıbbın henüz kanıta dayalı bir bilim dalı olmadığı dönemlere uzanıyor. Kadınların ne olduklarından çok ne olmaları gerektiğine odaklanan tıbbi fikirlerin yansımaları günümüzde bile karşımıza çıkmaktadır.
MÖ 3. yüzyılda Aristotales’in “Hayvanların Üremesi” adlı eserinde “Dişi, doğası gereği eksik bir erkektir.” cümlesini kurmasından 1546 sene sonra yazılan ve modern anatominin temeli sayılan Andreas Vesalius’un “İnsan Bedeninin Yapısı Üzerine” adlı eserinde çizimlerin neredeyse tamamı erkek bedenine aitti. Kadın bedenine dair çizimler çoğunlukla üreme organlarıyla sınırlıydı. Aradan geçen zamanın kadınların sadece üreme organlarının işlevlerinden dolayı özelleşen erkeğin bir varyasyonu olan canlılar olduğu fikrinden uzaklaştırmadığı apaçık ortadaydı ve tıp bilimi bu temellerden yola çıkarak ilerledi. Kadınlar eksik, erkekler değildi ama kadınlar hakkında gerçekler bilimsel kitaplarda eksik bırakıldı ve bu eksikliklerin telafisi konusunda adımlar çok yakın zamanlara kadar atılmadı.
Histeri: Tıp tarihinde bir utanç
Kadınların sadece üreme organlarıyla farklılaştığı ve onlardan ibaret canlılar olduğu fikri, tıp tarihi boyunca kadınları çeşitli şekillerde mağdur etti ve belki de bunun en çarpıcı örneklerinden bir tanesi de “histeri” hastalığının icat edilişidir. 18. ve 19. yüzyıllarda popülerleşen histeri tanısı, kadınların bayılma nöbetlerinden cinsel isteksizliklerine, baş ağrısından fazla konuşmalarına kadar neredeyse tüm şikâyetlerini açıklamak için kullanıldı.
Kadınların yaşadığı ağrı ve ruhsal sorunlar araştırılmak yerine “histerik” damgası vurularak psikolojik bir bozukluk olarak etiketlendi. Bu yaklaşım, kadınların tedavisiz bırakılmasına, hatta akıl hastanelerine kapatılmasına zemin hazırladı. Bugün histeri tanısı kullanılmasa da, kadınların yaşadıklarının stres veya anksiyete diye geçiştirilmesi bu zihniyetin modern bir uzantısı olarak karşımıza çıkıyor.

Klinik araştırmalarda dışlanma
Günümüzde histeri gibi gerçek dışı tanılarla kadınlara ayrımcılık yapma girişimleri devam etmese de ayrımcılık farklı şekillerde tıp dünyasında kendine yer bulmaya devam ediyor. Bu konuda kadınları etkileyen en büyük konu; klinik araştırmalarda kadınların kullanılmamasıdır.
Aristotales’ten beri devam eden erkeklerin norm olduğu algısı nedeniyle oldukça yakın bir tarihe, 1993’e kadar kadınlar nadiren klinik araştırmalarda kullanılıyorlardı. Biyolojik cinsiyet, hastalıkların ortaya çıkış şeklini ve ilaçların ve tıbbi cihazların etkinliğini etkileyebilecek fizyolojik, metabolik, hormonal ve hatta hücresel farklılıklarda rol oynayabildiği için araştırmalardaki bu eksiklikler kadınların ilaçların yan etkilerini erkeklere göre iki kat daha fazla yaşaması gibi birçok olumsuz duruma sebep oluyor.
Kadın hastalıkları araştırmalarında da benzer bir ihmal söz konusu. Kadın hastalıklarına klinik araştırmalarda öncelik verilmemesi hatta bu hastalıkları erkek perspektifinden araştırılması da yüzyıllardır tıptan hastalıkları için bir çare bekleyen kadın hastalar için büyük bir hayal kırıklığı.
Örneğin rahim duvarının rahim dışındaki dokularda büyümesinden kaynaklanan ve semptomlarını hafifletmek dışında bir tedavi sunulmayan endometriozis hastalığı hakkında yapılan araştırmalar kısıtlı ve kadınlarla dalga geçer nitelikte.
Endometriozisli kadınların hastalıklarının erkek partnerlerine etkileri hatta endometriozsli kadın hastaların çekicilikleri gibi sağduyudan uzak ve trajikomik araştırmalar bulmak mümkünken gerçek bir çözüm önerisiyle gelecek kadın hastalıkları araştırmalarına, neden dünyanın birçok ülkesinde daha az bütçe ayrıldığına dair bir yanıt alamıyoruz.
Şikâyetleri küçümsenen kadın hastalar
Kadınların şikâyetleri, erkek hastalarınkine kıyasla daha sık görmezden geliniyor veya hafife alınıyor. Araştırmalar, acil serviste kadınların aynı şiddetteki ağrıları için daha uzun süre bekletildiğini ve daha az ağrı kesici verildiğini ortaya koyuyor. Adet ağrısı, pelvik ağrı veya kronik yorgunluk gibi semptomlar normal sayılarak kadının kendi bedeninde hissettiği acının gerçekliği sorgulanıyor. Bu durum kadınları hem tedavisiz bırakıyor hem de kendilerini suçlu hissetmelerine yol açıyor.
Ayrımcılıkla karşılaşan kadın doktorlar
Tıp dünyasında sadece kadın hastalar değil aynı zamanda tıp biliminde etkin rol oynayan kadın doktorlar da ayrımcılığa uğruyorlar. Guardian’ın haberine göre, İngiltere’de kadın doktorların %90’ı kariyerleri boyunca en az bir kez cinsiyetçiliğe maruz kaldığını belirtiyor. Bu ayrımcılık istenmeyen fiziksel temas, fırsatlardan mahrum bırakılma ve toplantılarda uygunsuz talepler şeklinde kadın doktorların karşısına çıkıyor.
Daha adil bir tıp mümkün
Tıp tarihi boyunca kadınların bedenleri eksik incelendi, şikâyetleri küçümsendi ve sağlık ihtiyaçları ikinci plana itildi. Ancak bu durum değişebilir. Kadınların klinik araştırmalara eşit oranda dahil edilmesi, tıp eğitiminde cinsiyet duyarlı bir müfredatın benimsenmesi ve kadın hastalıklarına daha fazla bütçe ayrılması bu değişimin ilk adımları olabilir. Kadınların yaşadığı acının gerçekliğini kabul eden, onların bedenlerini “norm dışı” değil “normun bir parçası” olarak gören bir sağlık sistemi mümkün. Cinsiyetçilikten arındırılmış bir tıp, sadece kadınlar için değil herkes için daha sağlıklı bir geleceğin kapısını aralayacaktır.
Kaynakça:
Cleghorn Elinor. (2021 June 17 05:46). Medical Myths About Gender Roles Go Back to Ancient Greece – Women Are Still Paying the Price Today. https://time.com/6074224/gender-medicine-history/
Cohut Maria. (2020 October 13). The controversy of ‘female hysteria’. https://www.medicalnewstoday.com/articles/the-controversy-of-female-hysteria
PubMed. (2013 January). Attractiveness of women with rectovaginal endometriosis: a case-control study. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22985951/
Smith Kerri. (2023 May 3). Women’s health research lacks funding – these charts show how. In Nature. https://www.nature.com/immersive/d41586-023-01475-2/index.html
Campbell Denis. (2021 August 26 Thu.) More than 90% of female doctors have faced sexism at work, finds BMA. In The Guardian. https://www.theguardian.com/society/2021/aug/26/more-than-90-per-cent-female-doctors-have-faced-sexism-at-work-finds-bma
Northwell Health. Gaslighting in women’s health: No, it’s not just in your head. https://www.northwell.edu/katz-institute-for-womens-health/articles/gaslighting-in-womens-health














