Yazar: 9:01 am Köşe Yazıları

Tekstilde ucuz işçilik ve kadınlar

“7’den 70’e kargo ücretsiz gelsin” diye hunharca alışveriş yapılan o ucuz uygulamalar, aslında bir kadının ve çocuğun emeğini istismar ediyor. Eğer bir şeyin fiyatı ucuzsa mutlaka birileri bunun bedelini ödüyordur. Ne yazık ki bu bedeli ödeyenler genellikle kadınlar ve çocuklar oluyor.

Gardırobumuzdaki tişörtler, kazaklar, montlar çoğunlukla Çin, Bangladeş veya Vietnam etiketini taşıyor. Ancak o etiketler bize yalnızca üretim yerini söylüyor; perde arkasında ise ucuz işçilikle yaşam mücadelesi veren kadınlardan ve çocuklardan bahsedilmiyor.

Eğer bir şey ucuzsa, birileri bedelini ödüyordur

Ucuz işçilik denilince akla ilk gelen sektörlerden biri tekstildir. Bangladeş’te tekstil işçilerinin yaklaşık %80’i kadındır. Vietnam ve Çin’de de tablo farklı değil: Genç kadınlar düşük ücretlerle uzun saatler çalıştırılıyor.

Bangladeş’te bir tekstil işçisi ayda ortalama 100-120 dolar kazanıyor. Avrupa’da bu paraya bir gömlek alınabilirken, o gömleği diken kadın tüm ay boyunca bu ücretle geçinmeye çalışıyor.

Yasal ücretin bile altında günde 12-14 saat çalışan kadınlar; hijyenik olmayan, güvenliksiz atölyelerde mesai yapıyor. Tuvalet ihtiyaçları sınırlandırılıyor, regl döneminde ped alacak paraları dahi olmuyor. Sendikal faaliyetlere katıldıklarında tehdit ediliyor, hamile kaldıklarında işten çıkarılıyorlar.

Görsel Kaynağı: bulten.mmoizmir.org

Bu bedeli kim ödüyor?

Patronlar için kadın işçiler “daha az sorun çıkaran” ve “daha ucuza çalıştırılabilen” bir kitle olarak görülüyor. Bu yaklaşım, kadın emeğinin sistematik olarak değersizleştirilmesine yol açıyor. Erkek işçiler haklarını savunup ses çıkarabildiğinde “mücadele” sayılırken; kadınların aynı hakkı savunması çoğu zaman işsiz kalmalarıyla sonuçlanıyor.

Bangladeş’teki Rana Plaza felaketi

2013’te Bangladeş’te yaşanan Rana Plaza faciası, bu sistemin ne kadar acımasız olduğunu gözler önüne serdi. Çatlakları önceden fark edilen bina boşaltılmadı, üretim durmadı. Sonuçta bina çöktü ve 1.134 işçi hayatını kaybetti. Çoğu genç kadındı.

O binanın duvarları gibi işçilerin hakları, özgürlükleri ve yaşamları da göçüp gitti. Ama bu trajedi, “ücretsiz kargo” barajını aşmaya çalışan tüketicilere pek ulaşmadı.

Rana Plaza faciasında oğlunu kaybeden Siddique’in annesi Shahorbanu.

Görsel Kaynağı: theguardian.com

Türkiye’de durum ne?

Türkiye’deki tedarikçi fabrikalarda gizli çekimler yapan Panorama ekibi, Marks and Spencer ve internet satış mağazası Asos tarafından satılan kıyafetlerin üretiminde çocukların çalıştırıldığını tespit etti. Ayrıca, mültecilerin Zara ve Mango’nun kot pantalon üretiminde de kayıt dışı olarak çalıştırıldığı belirlendi.

Markaların tamamı, tedarik zincirlerini dikkatli bir şekilde takip ettiklerini ve mülteci ya da çocukların suistimal edilmesine izin vermediklerini söylüyor.

Ve her şeyden habersiz çocuklar…

UNICEF’e göre dünyada yaklaşık 54 milyon çocuk işçi var. Bu çocukların önemli bir kısmı tekstil tedarik zincirinin en altında çalışıyor. Pamuk topluyor, düğme dikiyor, ağır yükleri küçük bedenleriyle taşıyorlar. Çoğunun yaşı henüz 9.

Okul hayali yok, gelecek hayali yok… Sabah 6’dan akşam 10’a kadar süren çalışma saatleri var.

Tüketici bunu nasıl değiştirir?

Aslında farkındalık yaratmak düşündüğümüzden daha kolay. “Hayır” diyebilmek, hızlı modaya (fast fashion) karşı durmak, kapsül dolap tercih etmek çok şeyi değiştirebilir.

Kaliteli, onaylı ve sürdürülebilir markalardan alışveriş yapmak hem daha tatmin edici hem de daha adil bir dünyaya katkı sağlayıcıdır. Kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Bu kazak neden bu kadar ucuz?”

Cevabı, ya gerçekten kaliteli üretimi gösterecektir ya da ucuz işçiliğin, kadınların ve çocukların hayatından çalınan zamanın izini.

Tercih bizim…

Kaynak:

unicef.org

theguardian.com

bbc.com

Kapak Görseli: theguardian.com

Visited 43 times, 1 visit(s) today
Close