Muğla’nın Milas ilçesinde, Akbelen Ormanı ve çevresindeki tarım arazilerinin linyit madenine tahsisi için yürütülen acele kamulaştırma kararlarını ve bilirkişi keşfini protesto eden İkizköy Çevre Komitesi üyesi çevre aktivisti Esra Işık, 31 Mart 2026 tarihinde gözaltına alınmasının ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Bölgedeki keşif heyetine tepki gösterdiği gerekçesiyle gözaltına alınan Işık, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla cezaevine gönderildi.
İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı olan Esra Işık, ormanlık alanların ve zeytinliklerin linyit madeni için yok edilmesine karşı yıllardır süren sivil mücadelenin öne çıkan isimlerinden biri konumunda. Hem hukuki süreçlerde bölge halkının sözcülüğünü üstlenen hem de iş makinelerine karşı fiili orman nöbetlerinde aktif rol alan Işık’ın tutuklanması, sivil toplumda ve bölge halkında büyük bir infial yarattı.
Tutuklama kararının ardından Milas Adliyesi önünde açıklama yapan anne Nejla Işık, karara isyan ederek, “Toprağımız için adalet istiyorduk, şimdi evladımız için adalet istiyoruz. Yıllardır direnenleri hapse atarak İkizköy’ü talan edeceklerini sanıyorlar. Esra yalnız değil!” ifadelerini kullandı.

Görsel Kaynağı: evrensel.net
Barolar ve siyasi partiler tutuklama kararına sert tepki gösterdi
Esra Işık’ın tutuklanmasına hukuk dünyasından ve siyasilerden de tepkiler geldi. İtirazların odak noktasında, yargının maden şirketlerinin çıkarları doğrultusunda bir “gözdağı aracı” olarak kullanıldığı eleştirisi yer aldı.
Muğla Barosu cezaevi önünde eylem yaptı
Muğla Barosu başta olmak üzere hukuk örgütleri temsilcileri, tutuklama kararının ardından cezaevi önünde toplanarak ortak bir basın açıklaması yaptı. Anayasa’nın çevre hakkını düzenleyen 56. maddesine atıf yapan avukatlar, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunmanın suç olmadığını, tutuklama kararının hukuki değil siyasi bir sindirme hamlesi olduğunu vurguladı.
Tutuklama kararı ve ihaleler TBMM gündemine taşındı
Emek Partisi (EMEP) milletvekilleri, Esra Işık’ın tutuklanmasını ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) yayınladığı son ihale listesini derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Meclis’te yapılan açıklamalarda, doğa savunucularının hapse atılması ile yeni maden ihalelerinin peş peşe yayınlanması arasındaki doğrudan bağlantıya dikkat çekildi ve doğa talanına karşı mücadele edenlerin yanında olunacağı mesajı verildi.

Görsel Kaynağı: mugladevrim.com.tr
Yeni maden yasasıyla birlikte şirketler genişleme hamlesine hız verdi
Akbelen’deki gerilim; zeytinliklerin, ormanların ve koruma altındaki alanların madencilik faaliyetlerine açılmasını kolaylaştıran torba kanun teklifinin Temmuz 2025’te TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşmasıyla yeni bir evreye girmişti.
Bu yasal düzenlemenin sağladığı zemini fırsat bilen Limak Holding ve IC İçtaş ortaklığındaki YK Enerji (Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.), işlettiği termik santrallere kömür sağlamak amacıyla köylülerin arazileri üzerinde hak iddia ederek acele kamulaştırma ve genişleme adımlarını hızlandırdı. Esra Işık’ın tutuklanmasına giden süreç de, bu düzenlemeler kapsamında bölgeye giren keşif heyetlerine karşı gösterilen tepkilerle birlikte gelişti.
Şirketin devlete yazdığı mektup sürecin arka planını ortaya koymuştu
Esra Işık’ın tutuklanması kamuoyunda yankı bulurken, 2024 yılında ortaya çıkan ve şirketin içinde bulunduğu durumu ortaya koyan resmi yazışma da yeniden gündeme geldi. YK Enerji tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na gönderilen, Yönetim Kurulu Üyeleri Birol Ergüven ve Murad Bayar imzalı belgede, şirket yöneticileri hukuki süreçler ve idari engeller nedeniyle faaliyetlerin aksadığını ifade etmişti.
- Hukuki ve fiili imkansızlık: Şirket, maden sahalarında devam eden davalar ve izin süreçleri nedeniyle kömür üretiminin gerçekleştirilemediğini bildirmişti.
- Hukuki ve idari engeller: Belgede, kamulaştırma süreçleri ve zeytinlik mevzuatından kaynaklanan sorunların faaliyetleri zorlaştırdığı ifade edilmişti.
- Fesih gündemi ve acil toplantı talebi: Dışarıdan kömür temininin maliyetli ve sürdürülemez hale geldiğini belirten şirket yetkilileri, mevcut koşullar altında sözleşmenin feshi dahil olmak üzere yasal haklarını saklı tuttuklarını belirterek devletten çözüm amacıyla acil toplantı talep etmişti.
Kamuoyunun gündemindeki bu resmi evraklar, İkizköy’de yürütülen mücadelenin sahadaki etkisine işaret ederken, aynı zamanda devam eden hukuki ve ekonomik sürecin yarattığı çok katmanlı tabloyu da ortaya koyuyor. Esra Işık’ın tutuklanması ise bu gerilimin en görünür başlıklarından biri haline gelmiş durumda.

Görsel Kaynağı: x.com/ikizkoydireniyo
Yörükeli Hareketi pazar günü herkesi Esra Işık için Akbelen’e davet etti
Yaşanan tutuklama kararının ve şirket cephesinden gelen gelişmelerin ardından sivil toplum örgütlerinden eylem çağrıları da gecikmedi. “Esra Işık Serbest Bırakılsın” talebiyle yayımladıkları afişte Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir!” sözüne yer veren Yörükeli Hareketi, tüm yurttaşları hafta sonu Akbelen’e davet etti.
Harekete ait afişte, direnişin tarihsel ve ulusal zeminine işaret edilerek Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa Nutku’ndaki şu tarihi sözleri hatırlatıldı:
“Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır.’ demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.”
Hareketin resmi kanallarından (@yorukelihareket) yapılan çağrıda ise eylemin amacı şu sözlerle duyuruldu:
“Yörükeli Hareketi Pazar günü Akbelen’de! Yeşil vatanımızı savunacağız. Ailelerimizi savunacağız. Köylerimizi ve ormanlarımızı sermayeye ve emperyal emellere ezdirmeyeceğiz. Pazar günü Akbelen’de tüm kamuoyu vicdanını davet ediyoruz.”
İstiklal Kadınları Hareketi’nden açıklama
Akbelen’de savunulan sadece birkaç ağaç değil, Türk milletinin mülkiyet hakkı ve onurudur. Yapılmaya çalışılan, mülksüzleştirme çalışmasıdır.
Bölgede şimdiye kadar binlerce zeytin ağacı kesilmiştir. Şu anda orada yaşayan Yörük köylülerin ata toprakları ellerinden alınmaya çalışılmaktadır.
Mülkiyet namustur, toprak vatandır! Akbelen’deki Yörükler sahipsiz bırakılmaz.
Tüm Türk milleti Akbelen’de yaşananlara ses yükseltmelidir.
“Milas 1 şirketten büyüktür!”
@ikizkoydireniyo hesabından paylaşılan gönderide şu ifadelere yer verildi:
“Bugün Esra’mızı avukatları, baro yönetimleri ve annesi Nejla ziyaret etti. Morali çok yüksek. Aklı Akbelen’de, köyünde, mücadelede ve dostlarında. Herkese çok selamı var.”
ESRA’DAN MEKTUP VAR!
“Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum.
Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim.
Ben bu toprakların kızıyım.
Ben bir köylü kızıyım.
Mücadeleden gurur duyuyorum.
Buradan yeniden sözüm olsun:
Mücadelemizi de, onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız.
Milas bir şirketten büyüktür.
Vazgeçmeyeceğiz.”
Kaynak:
Limak-İC Holding’ten skandal mektup: Para ve zeytinlikleri istediler!
Kapak Görseli: hamlegazetesi.com.tr














