Yazar: 10:33 am İnceleme-Eleştiri

Kadına şiddette dizi sektörünün rolü var mı?

Kadına şiddet olayları gün geçtikçe daha da akıl sınırlarımızı zorlayan bir hal almaya başladı ve yetersiz cezalar ile sanki gittikçe alevleniyorken; dizi sektörü de bu işi körüklüyor ve insanlar izlediklerinden ne derecede etkileniyor diye neredeyse hepimiz düşünmüşüzdür (birilerinin düşünmediği kesin ama orası ayrı konu).

Bazen bu konu bazı dizi ve film yorumcuları tarafından dile getirilmiş olsa da bunu araştırmalar doğrultusunda ne kadar incelendiğine bakarak biz de kendi yorumumuzu belirtelim. Öncelikle Dergipark’ta yayımlanmış bir makalede birçok araştırmada izlenilen programlardaki şiddet içeriklerinin zamanla izleyici tarafından normalleştirilmeye başlandığına vurgu yapılıyor. Size bu yazıdan birkaç örnek alıntı eklemek istiyorum;

“Kitle iletişim araçları; insanların dünya görüşlerini tutumlar, davranışlar ve bu yolla yeni rol modelleri oluşturmaktadır. Televizyonun hızına duygularımız yetişmez olmuştur. Gerçekte, şiddetin toplum tarafından benimsenmiş ve gündelik yaşamda hiç yadırganmayan bir olgu niteliği olarak algılandığı ve de bu olgunun davranışları etkilediği ortaya çıkmıştır. Gerbner araştırmalarında buna benzer sonuçlara ulaşmıştır. Gerbner’e göre bu tür yayınlar şiddeti ve şiddetin kurbanı olmayı meşrulaştırmaktadır. (Gerbner, 1991: 11)”.

Aynı makaleden aldığım son alıntıda ise:

“Eğlence endüstrisi eleştirmenleri de, kitle iletişim araçlarında şiddetin yüksek seviyelerde görünür olmasıyla günlük yaşamda yüksek seviyede gerçekleşen şiddet olayları arasında bağlantılı olduğunu ileri sürmektedir (Ruschmann, 2010: 27-28).”

Aynı şekilde, ABD’de şiddet içerikli eğlencenin etkilerine ilişkin kırk yıl süreyle yapılan araştırmalar, özellikle televizyondaki şiddet içerikli eğlence programlarıyla gerçek hayattaki şiddet olayları arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koymuştur. Bu bağlantının başlıca nedenleri şunlardır: (Ruschmann, 2010: 32-33) Şiddet içerikli eğlence şiddetin normal ve kabul edilebilir bir davranış olduğu yolunda bir mesaj vermektedir. Uzmanlar, şiddet içerikli programlara izin veren toplumların vatandaşlarının uyguladığı şiddete dolaylı olarak katkıda bulunduğunu söylemektedir.

Şiddet içeren programları izleyen kişiler şiddete karşı duyarsızlaşmaktadır. Duyarsızlaşmış insanlar büyük ihtimalle saldırı olaylarını daha az fark edecek, şiddetin etkilerini önemsiz görecek, şiddetin mağdurlarıyla daha az empati kuracak ve şiddete daha fazla tolerans gösterecektir. Çok fazla şiddet içerikli eğlence programı izlemek ‘acımasız dünya’ sendromuna yol açacaktır. İzleyici, dış dünyadaki şiddetin miktarını olduğundan fazla görmekle kalmayacak, diğer insanlara karşı güvensizlik duyarak, silah taşıyarak ve hatta daha kendisine saldırılmadan agresif davranışlar göstererek aşırı tepki verecektir.”

RTÜK ne diyor?

Bu kadar makaleden alıntı yaptıktan sonra RTÜK’ün düşüncesini hepimiz merak ediyoruz. Web sitelerinde bu konuya değinerek şu ifadelere yer vermişlerdir:

“Televizyon dizilerinde kadınların temsili konusundaki diğer önemli nokta, kadına yönelik şiddetin tasviri. Birçok dizi, ev içi şiddet, cinsel saldırı veya taciz sahnelerini içerir ve bu konuları dramatik etki için sansasyonel bir şekilde işler. Bu tür temsiller, izleyicileri bu suçların ciddiyetinden duyarsızlaştırabilir ve cinsiyete dayalı şiddetle ilgili zararlı mitleri ve yanlış anlamaları pekiştirebilir. Ayrıca televizyon dizilerinde kadına yönelik şiddetin normalleştirilmesi, kötü davranışların yüceltilmesine katkıda bulunabilir. Bu durum, cinsiyete dayalı şiddetle mücadele çabalarını zayıflatabileceği gibi, toplumda zararlı tutumları ve davranışları da artırabilir.”

RTÜK kendi sitesinde bu ifadelere yer verirken hala televizyon ekranlarında neden şiddet gördüğümüzü ve bu yapımların gerekli yaptırımları neden almadığını merak ediyorum doğrusu. Fazla izlenme hoşlarına mı gidiyor yoksa yeni bir kitle profili mi yaratmak istiyorlar bilmiyoruz.

“KADIN” gözünden durum nedir?

Kadınların gözünde durum, aslında TV dizilerinde yer alan kadına şiddet unsurları insanlardaki ilkel duyguların ortaya çıkmasını kolaylaştırarak şiddetin zamanla toplumda normalleşmesine zemin hazırladığıdır. Bana göre suçu tamamen televizyon dizilerine atmak; kadına yönelik şiddetin altında, kişinin kendi problemlerinin zulmünü, hemcinslerinden çıkartmak için bir teşvik unsuru aradığı gerçeğini değiştirmemelidir.

Sadece gördüğümüz programların şiddeti desteklediğine tamamen katılmıyorum. Şiddet en başta cezalarla ve aile içi eğitimle önlenebilir veya azaltılabilir olabileceğini düşünüyorum. Bunun için de toplumdaki kadın algısının tamamen değişmesi ve kadının sadece “ev robotu” olmadığı bilincinin aşılanması gerektiğini savunuyorum.

Her gün yüzlerce kadın öldürülürken ve hakları elinden alınan binlerce kadın bulunurken suçu sadece ekrana atmak doğru olmazdı. Öncelikle neye ses çıkarıp neye çıkarmadığımızı ve kendi başımıza ne için mücadele verip vermediğimizde neler olabileceğini etraflıca düşünmemiz lazım.

Kaynakça:

Aytekin M. (Temmuz 2014). Postmodern Bir Kitle İletişim Aracı Olarak Televizyon. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Atatürk İletişim Dergisi.

Varol S. F. (2012). Kitle İletişim Araçlarındaki Eğlence İçeriklerine İlişkin Kuramsal Yaklaşımlar Hakkında Bir Değerlendirme. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2012/II, 43, 141-161.

Türkoğlu S. (Temmuz 2014). Kadına Yönelik Şiddeti Özendiren Diziler Üzerine Etki Araştırması. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Tv ve Sinema, Atatürk İletişim Dergisi.

Visited 29 times, 1 visit(s) today
Close