Dahil edicilik mi metalaştırma mı?
Beden olumlama (body positivity) tarihsel olarak “norm dışı” bedenlerin görünmezliğine ve aşağılanmasına karşı doğdu. Ancak tam da bu noktada devreye giren neoliberal kültür, yapısal eşitsizlikleri hedef almak yerine hareketi öznel duygu yönetimine indirgiyor.
Engelli, yaşlı, hastalıklı ve daha nice farklı bedenler için oluşturulan “ideal dışı” beden algısı yıkılmaya çalışılırken sonuç yalnızca etiketin değiştirilmesi oluyor. Yani artık “ideal beden” yok, doğru şekilde sevilen ve buna uygun olarak pazarlanabilecek bedenler var.Peki bu evrilme nasıl gerçekleşti? Her şeyde olduğu gibi bu sorunun cevabında da politik ve kolektif bir itiraz var.
Beden olumlamanın doğuşu
Sanılanın aksine, beden olumlama Instagram’da değil; sokaklarda, politik bir itirazla doğdu ve gün geçtikçe görünür olan bu hareket, yine gün geçtikçe sistem tarafından “zararsız” hâle getirildi. Beden olumlama fikrinin tarih sahnesine girişi 1960’lı yıllarda ABD’de ortaya çıkan “şişman özgürleştirme” (fat liberation) hareketiyle birlikte gerçekleşti.
Problemli ilan edilen şişman beden algısına ikinci dalga feminizm dönemindeki bu hareketle birlikte karşı çıkıldı. Çünkü asıl sorun bedenler değil, bu bedenleri değersizleştiren sistemlerdi.
Daha sonraları -erken dönem- şişman aktivitizminin gittikçe daha çok beyaz ve orta sınıf bir çerçeveye sıkışmasıyla birlikte buna tepki olarak siyah ve kuir aktivizmi başladı. Çünkü siyahi ve kuir aktivistler için beden meselesi hiçbir zaman sadece özgüven meselesi olmadı. Beden; kölelik, sömürgecilik ve cinsiyetçiliğin doğrudan hedefiydi. Bu dönemde sistematik olarak “insanlıktan çıkarılan” bedenler politik bir mesele olarak ele alındı.
1980’lerin sonunda engellilik çalışmaları ve beden sosyolojisiyle kesişen bu çizgi, 2000’ler sonrası sosyal medyanın yükselişiyle birlikte photoshop karşıtlığı ve utandırma kültürüne itirazla birleşip günümüzdeki hâline geldi. Ancak, teoride her bedenin değerli olması fikrini savunan bu hareket, zamanla yalnızca “doğru biçimde sunulan” bedenleri değerli bulan ideolojik bir sapma yaşadı.

Görsel kaynak: pexels.com
Metalaştırmanın başlangıcı
Henüz çocuklukta, çizgi filmler aracılığıyla norm dışı (şişman, aşırı zayıf, büyük burunlu) bedenlerin “kötü” ya da “gülünç” olarak kodlanması, hangi bedenlerin sevilmeye layık olduğuna dair ideolojik bir zemin oluşturur. Bu zemin, ilerleyen yıllarda bedenin yalnızca toplumsal olarak değil, ekonomik olarak da düzenlenmesini mümkün kılar.
Her bedeni kucaklama iddiasıyla ortaya çıkan –beden olumlama gibi- dayanışmacı hareketler ise, bu ideolojik altyapının üzerine kurulu ataerkil, kapitalist ve sömürgeci bağlamdan kopamayarak, zamanla sistem tarafından pazarlanabilir hâle getirilir. Yani beden olumlama artık politik bir talep değil, satılabilir bir yaşam tarzına dönüşür.
Özellikle liberal feminizm bağlamında; kadınlara özgüven, kendini sevme ve pozitif düşünme sorumluluğu yüklenirken; bu beden normlarını üreten yapılar görünmez kılınır. Politik kökenlerinden koparılan beden olumlama hareketi, kadın bedenini özgürleştirmek yerine onu yeni bir denetim ve tüketim rejmine sokar.
Peki ne yapmalı?
Günümüzde beden olumlama hareketi, “her bedeni sevme” zorunluluğu üzerinden bireyi yeni bir psikolojik emeğe hapsederken; metalaşma döngüsünden çıkışın yolu “beden tarafsızlığı” (body neutrality) kavramında yatıyor olabilir. Beden tarafsızlığı, bedeni estetik bir nesne ya da sürekli sevilmesi gereken bir “proje” olarak görmeyi reddeder. Bunun yerine bedeni; hareket etmemizi, nefes almamızı ve dünyayı deneyimlememizi sağlayan “biyolojik bir araç” olarak kabul eder.
Beden tarafsızlığı yaklaşımı, odağı “nasıl göründüğümüzden” çıkarıp “bedenimizin bizim için ne yaptığına” kaydırır ve böylece, sistemin sunduğu “doğru şekilde sevilen beden” pazarlamasını da geçersiz kılar.
Sonuç olarak asıl özgürleşme ancak bedeni bir vitrin malzemesi olmaktan çıkarıp, onu politik hakları olan ve piyasa değerinden bağımsız bir özne olarak yeniden konumlandırmamızla mümkün olabilir.
Kaynakça:
Swami, V. (2022). Why the body positivity movement risks turning toxic?. The Conversation.
Erbaş, B. (2024). Neden beden pozitiflik yerine beden tarafsızlık? Live to Bloom.
Luck, E. (2016). Commodity feminism and its body: The appropriation and capitalization of body positivity through advertising. Liberated Arts: A Journal for Undergraduate Research.
Görsel kapak: pexels.com















