Yazar: 9:21 am Haberler

Trans Farkındalık Haftası: Trans dahil edici feminizm 

13-19 Kasım haftası, dünyanın birçok yerinde Trans Hakları Haftası olarak kutlanıyor. Takvimde sıradan bir tarih gibi görünse de kendi kimliğini savunmak zorunda olan binlerce trans birey için bu hafta, görünür olmak ile yok sayılmamak arasındaki ince çizgiyi belirliyor. Yüzyıllardır “eşitlik” için verilen feminist mücadele, bugün bize bir kez daha hatırlatıyor ki kadın hakları ve trans hakları, aslında aynı temel değerler üzerine kurulmuş; Hepimiz, kimliğimiz, bedenimiz ve varoluşumuzla eşit sayılmayı hak ediyoruz. 

Trans bireyleri anlamak

Trans hakları mücadelesinin feminizmle kesişiminden bahsetmeden önce trans bireyleri daha iyi tanımak için Talia Bettcher’ın anlatımına göz atalım.

  •  Transgender terimi, genellikle doğumda atanan cinsiyetten farklı bir cinsiyeti yaşayan veya toplumun cinsiyetle ilgili beklentilerine uymayan kişiler için kullanılır. Bu kişiler, doğumda kendilerine atanan cinsiyetten farklı bir cinsiyet kimliğini yaşayabilir veya bunu dışa vurabilir; bazen bu ifade, daha geleneksel cinsiyet anlayışlarıyla kolayca anlaşılmayabilir.
  • Transseksüel terimi ise genellikle hormon ve/veya cerrahi müdahalelerle bedenini cinsiyet kimliğiyle uyumlu hâle getiren bireyler için kullanılır. Bu değişim, doğumda atanan cinsiyetle uyumsuz olarak algılanabilir. Ayrıca transseksüel terimi, doğumda atanan cinsiyetin “karşıtı” kimliğe sahip olan kişiler için de kullanılabilir. Bu durum, transseksüellik veya transseksüalizm terimleriyle ifade edilir. 

2010 civarından itibaren ise trans terimi, transgender ve trans yerine kullanılmaya başlandı. Bunun nedeni, birçok trans bireyin hâlâ erkek veya kadın kimlikleri içinde kendilerini tanımlaması ve bu nedenle geleneksel ikili cinsiyet kategorilerine dahil olmasıdır. Ancak trans terimi aynı zamanda ikiliğe sığmayan örneğin genderqueer bireyleri de kapsayacak şekilde geliştirilmiştir. Yine de bazen “trans kadın” veya “trans erkek” gibi kullanımlar, kapsayıcı olmayı amaçlasa da trans kimliklerini sınırlayabilir ve bireylerin kendi tanımlarıyla çelişebilir.

Feminizm ekseninde trans hakları

Trans dahil edici feminizmin resmi bir ortaya çıkış dönemi olmasa da özellikle üçüncü dalga feminizmin yarattığı teorik zeminle daha sistematik hâle gelmiştir. Bu akım çoğunlukla, tarih boyunca kadınları şiddetten korumak amacıyla oluşturulmuş barınma evleri, spor alanları, tuvaletler ve güvenlik odaklı sosyal hizmetler gibi “kadınlara ait mekânlar”ın, bugün trans kadınları kapsayıp kapsamadığını tartışmaktadır.

Trans dahil edici feminizm, kadınlara ait bu mekânların yalnızca biyolojik olarak doğmuş kadınlarla sınırlı kalmasının toplumsal eşitsizlikleri güçlendirebileceğini vurgular. Transfeminizmin temel ilkelerinden biri olan “her kadının özgürlüğü, diğerlerinin özgürlüğüyle bağlantılıdır” anlayışını yaşatmak için, trans kadınların bu alanlara erişimi yalnızca bireysel bir hak meselesi değil; aynı zamanda feminist dayanışma ve birlikte mücadele etme anlayışının bir ifadesidir. Bu perspektif, trans kadınların güvenliğini ve toplumsal kabulünü gözetirken cinsiyet kimliği ve toplumsal cinsiyetin ilişkisel doğasını da dikkate alarak kadın haklarını savunmanın kapsamını genişletir.

Trans Hakları Haftası’na dikkat çekmek de bu yüzden önemli: Bu hafta sadece bir tarih işaretlemek değil, kimliklerini savunmak zorunda olan insanları görmek ve yanlarında durmak demek. Çünkü gerçek eşitlik birbirimizi görüp, duyup, desteklemekle başlar.

Kaynak:

Gossett, R., & Cohen, J. (2020). Feminism and transgender. In E. N. Zalta (Ed.), The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Fall 2020 Edition). Stanford University. 

Visited 28 times, 1 visit(s) today
Close