Yazar: 8:29 am Köşe Yazıları

Mezun ve işsiz kadın olmak

Günümüzde kız çocuklarının okuması, kadınların eğitim hayatına atılması konusunda teşvikler artıyor. Üniversiteden mezun olmak bir kadına “Oku, kolunda altın bileziğin olur.” cümlesiyle öğütleniyor. Ancak bu cümle, altında başka anlamlar taşıyor. 

Toplumdaki yaygın algıya göre, bu toplumda yaşayan bir kadın olarak bizler kesinlikle evleneceğiz, üniversite mezunu olmak ekstra bir bileziğe eş değer. Diploma ise kullanıp kullanmamanın isteğe bağlı olduğu bir materyal haline gelmiş durumda.

Ancak ben bu sözlere değil, diplomamın gerçek gücüne inanmak istedim. Mezuniyet günü elimde tuttuğum kağıda bakarken gurur ve heyecanımla karşıma çıkacak yolları düşündüm. Bu yolları bulmanın bu kadar zor olacağını ve cinsiyetimin bu yola girmemde oluşturacağı engelleri, bu etiketi alınca anladım: Mezun ve işsiz kadın olmak.

Yeni mezun kadınların üstündeki baskı

Yeni mezun bir kadının ararken karşılaştığı durumlar bir bireyin iş ararken karşısına çıkan tablolara ek başka soruları da ekliyor. İş görüşmelerine erkeklerle kıyaslandığında daha az çağrılmak, iş tanımlarında cinsiyetçilik, görüşme adresine giderken yaşanılan “başıma bir şey gelir mi?”, “burası güvenilir mi?” korkusu ve görüşmelerde karşımıza çıkan sadece kadınlara sorulan özel hayat soruları: “Evli misin, evlilik/çocuk düşünüyor musun?”, “Ne zaman çocuk yapma planın var?” soruları işverenden gelince ciddi bir sınır ihlali ile karşılaşıyoruz.

Çevre baskısı yalnızca iş dünyasından değil evin içinden de geliyor. Mezun olduğum andan itibaren aile büyüklerimden veya çevremden sürekli olarak duyduğum: “Mezun oldun evlilik ne zaman?” sorusu hayat planımı sorgulamama neden oluyor. Dört yıllık eğitimim, evlilik planımı hazırlamam için miydi? Mezuniyet sonrası aile evine dönmenin özgürlüğümü kısıtlamasının haricinde bir yandan ebeveynlerimden harçlık alıyor olmanın ağırlığı, iş arama sürecimde bir yer bulamıyorsam eklenen evlilik baskısı. Çünkü aileme göre bana sonsuza dek bakamazlar ve özgürlüğümü kazanmam evlenmeme bağlı. Yani kadının işsizliği kendi emeğiyle aşması gereken bir durum değil evlilikle çözülecek bir mesele olarak görülüyor.

Oysa biz kadınlar kendi ayaklarımızın üstünde durmak istiyoruz. Aile evinden çıkışımız sadece evlenmemize değil; işimizi elimize almaya, emeğimizle kazandığımız paraya bağlı olsun istiyoruz. Yeni bir ev kurmanın medeni halimizle bir alakası olmamalı. Bu özgürlüğümüzü elimize almanın bir yolu. Kendi hayatımızı kurmak için bir erkeğin soyadına, parasına, imzasına ihtiyaç duymak istemiyoruz.

“Kalıplara sığmadan kendimizi gerçekleştirmek istiyoruz”

Kadınların hayali her zaman iyi bir evlilik değildir. İş sahibi olmak, istediği şehirde yaşamak, seyahat etmek de olabilir. Bizler kendi yolumuzu toplumdan gelen kalıplaşmış soruları duymadan çizmek istiyoruz. Bu yolu çizmenin yanında gelen zorlukların, eleştirilerin ağırlığı altında ezilmeden, başkalarının kurduğu hayatlara ve çevrenin oluşturduğu kalıplara sığmadan kendimizi gerçekleştirmek istiyoruz.

İşsiz olmak cebimize zarar vermenin yanında özgüvenimize, benliğimize de zarar veriyor. Özellikle aile tarafından yaşatılan baskı kadınların sırtına görünmez bir yük bindiriyor. 

İşsizlikte kadın ve erkek farkı

İşsizlik; erkekler için geçici bir dönem, kadınlar içinse evlilik vaktinin geldiğini gösteren bir sinyale dönüşmüş durumda. Erkekler için bu süreç olağan ve elbette ki iş sahibi olması ile sonlanacak. Aynı durumu yaşayan bir kadınsa evlenip çoluk çocuğa karışacak algısı topluma yerleşmiş durumda.

Yeni mezun kadın olmak

Türkiye’de her yıl yeni mezunlar iş arama sürecine giriyor. Bu süreç zaten ağırken ekstra cinsiyetlerimizden dolayı yeni sorunlar, baskılar yaşamamalıyız. İşsizlik bireysel başarısızlık değildir. Kadınlar için bir evlilik çağrısı hiç değildir. Evlilik bir zorunluluk değil, tercihtir. İşsizlik ise özgürlüğü kısıtlayan bir kader değil sistemsel bir problemdir. 

Kadınlar olarak diplomamız elimizde, yetkinliklerimiz ve emeğimizle tüm öğrendiklerimizi sektörde göstermek için istekliyiz. Hayatımızın rotasını çizmek yalnızca bizi ilgilendiriyor olmalı. Beklemek, aramak, işe girmek, ayrılmak, gezmek ya da durmak… Bunların hepsi biz kadınların kendi kararlarıdır. Herkesin bir zamanı vardır ve o zamanı nasıl değerlendirdiği başka bir anlama gelmez. Hayat yolumuzu en iyi biz bilir, biz şekillendiririz.

Metin içeriği yazarın kişisel deneyimlerine dayanılarak oluşturulmuştur.

Visited 43 times, 1 visit(s) today
Close